16 Haziran 2015 Salı

Annelik 4. Ay - Yoksa hiperaktif mi oğlum ..


                       

Oğlum daha karnımdayken çok hareketliydi, doğduktan sonra da devam etti. Ve gün geçtikçe daha da artıyor, daha şimdiden zapt etmekte zorlanıyorum. Koyduğum yerde durmuyor, hep oyun peşinde, hep gözü dört bir tarafta, eli kolu ayrı yerde... Ama bir okadar da tatlı bu halleri :)

Minik oğlum 4 aylık oldu, 1 ayı ne zaman dolacak, kırkı ne zaman çıkacak, 3 aylık olsunda rahatliyim.... Derkeeen 4 ayı da bitti işte. Ve gerçekten 3 aydan sonra epey rahatlıyormuş insan. Yeni zorluklar eklense de, hayatın kolaylaşan kısımları daha baskın. Oğlumla artık birbirimizi daha iyi tanıyoruz, birlikte daha verimli zaman geçiriyoruz ve bir okadar da daha şımarıyoruz. Beni görünce şımarmaya, kendince oyunlar yapmaya başladı. Sürekli gülücük saçan bir çocuk değil, biraz ciddi bizimki, ama bizleri görünce sürekli sırıtıyor. Bazen yolda sevmek isteyenlere de gülücüklerini esirgemiyor. Artık ilgi gördüğünü farketmeye başladı, ilgiye karşılık veriyor.

Eskiden zannederdim ki, çocuğa her bir şeyi biz öğretmek zorundayız, tutmayı, dönmeyi oynamayı vs,. Biz göstermeden o nasıl bilecek derdim. Ama öyle değilmiş. Bunlar hep içgüdüsel şeylermiş, çocuk kendi kendine, zamanı geldikçe öğreniyormuş zaten. Bu ara bizimki dönmeyi öğrendi. Artık koyduğum yerde kalmıyor, yuvarlanıp duruyor. Yüzüstü dönüyor ama döndüğünde de 'yüzüstü durmak istemiyorum' diye mızmızlanıyor. Öyle tezat bir durum yaşıyor kendi içinde ;)  Koltukta zaten doğduğundan beri hiç yalnız bırakmadım, hep hareketli olduğundan düşme korkusu vardı içimizde. Ama şimdi gözümün önündeyken bile koltukta korkuyorum. 

Artan hareketlilik, uyutma güçlüğünü de yanında getirdi. Kolları bacakları hiç durmuyor ki azıcık mayışıpta uyku moduna geçsin. Biraz mayışır gibi olunca da bu sefer kendine ninni söylemeye başlıyor. İşte o moda girdimi uyuyacağını anlıyorum :) Zaten artık gündüz uykuları giderek azlıyor. Uykusu varsa uyutmak zor olmuyor ama yoksa -ki artık daha geç geliyor uykusu- uyutmak imkansız. Oyüzden uykusu gelmeden yatırmaya zorlamıyorum. Zaten kendi kendine de çok güzel vakit geçiriyor oğlum. Sürekli onunla oynamak zorunda kalmıyorum, bu da daha az yorulmamı sağlıyor. Oyuncaklarla epey oynamaya başladı artık. Tabi eline ne versek ağzına götürüyor. Buarada, artık gündüzleri de kendi yatağında uyumaya başladı. Böylece tamamen odasına yerleşmiş oldu. İlk başta kısa uyuyup uyanıyordu ama zamanla yatağına alıştıkça uzadı yatağındaki uyku süresi.

Büyüdükçe hayatım biraz daha düzene giriyor. Dışarıda vakit geçirmeye alışması çok önemli gerçekten. İlk zamanlar hemen sıkılıp ağlıyordu, pek dayanamıyordu ama artık daha uzun saatler dışarıda zaman geçirebiliyoruz oğlumla. Havalar da ısındıkça gezmelerimiz artacak haliyle. 

Biz ufaktan meyve suları vermeye başlamıştık geçen ayın sonlarına doğru. Bu ay doktor kontrolümüzde onu sordum doktorumuza, fakat azarlandım. 6 ay olmadan vermemeliymişiz, sindirim sistemi daha tam gelişmemişmiş, kendisi söylemeden biz bişe vermemeliymişiz... Zaten içimde şüphe vardı, doktor öyle söyleyince vermekten vazgeçtim. Tabi kayınvalidem yine içi rahat etmeyor, arada veriyor. Erken alıştırmazsak sonradan zor olurmuş diyor. Kime göre hareket etmeli bilemedim. Belkide kendi iç sesimi dinlemeli, oğlumun işaretlerini dikkate almalıyım... Bilemedim.

Oğlum çok geveze... Bebeğin de gevezesi oluyormuş gerçekten. Bir konuşmalar, bir mırıldanmalar... Özellikle sabah uyandığı zaman bi saat kendi kendine yatağında konuşuyor, gülüyor, deli deli hareketler işte. Biz de telsizden dinliyoruz tabi. Artık o uyanıkken de uyumaya alıştım. Ağlamak üzere olduğu zaman gidiyorum yanına. Ama ozamana kadar kendi haline bırakıyorum. Hem kendi kendine oynamayı öğreniyor hemde ben azıcık kestirmiş oluyorum. Tabi kulağım hep onda. Sabah halleri inanılmaz tatlı oluyor. Saat 6.30-7 civarı uyanıyor genelde. Epey konuştuktan sonra sıkılıp biraz mızmızlanmaya başlayınca gidiyorum yanına. Beni görür görmez kahkaha atmaya ve deli gibi tepinmeye başlıyor. Öyle mutlu bir hali oluyor ki, bayılıyorum sabah enerjisine. Bende de azıcık enerji olduğu zamanlar demeyin keyfimize.

Çok tatlı hallerinden biride, beyimiz ayaklarını keşfetti. O tombik ayaklarının ne kadar tatlı olduğunu, tam yemelik olduğunu o da keşfetti artık. Sürekli ayaklarını ağzına götürüyor. Engelliyorum ama o halini izlemeye de bayılıyorum.
Her hali ayrı tatlı, ayrı eğlenceli. İnsan keşke diyor, başka hiçbir işim olmasa da sadece onu izlesem, o an herşeyi unutuyorum onunlayken. Sanki dünya sadece ondan ibaretmiş, tek derdim onun mutluluğuymuş gibi oluyor.
Anne olmak gittikçe daha da güzelleşiyor...