Girdiği her ortamda dikkat çekmeyi, kendini sevdirmeyi başarıyor. Bazen ben bile şaşırıyorum, bu çocukta ne var bu kadar da yolda görenler bile durdurup seviyorlar diye. Evet oldukça tatlı, sempatik ama onun her halini birebir yaşadığımız için biliyoruz o sevimli hallerini. Dışarıdan bakınca öyle normal güzellikte bir çocuk aslında. Tabiki bize dünyanın en güzel çocuğu gibi geliyor. Ama her gören bir kez daha dönüp bakınca, bu çocukta çekici birşeyler var diyor insan. Tabi bunda herkese mavi boncuk dağıtmasının etkiside oldukça büyük. Herkese gülücük saçmalar, tatlı tatlı incelemeler, şen şakrak kahkahalar... Durupta sevmemek elde değil galiba. Özellikle çocuk gördüğü zaman iletişime geçmeye çalışıyor. Ama karşı taraf çoğunlukla onun kadar sıcakkanlı çıkmıyor :) Çok şükür, insanlardan kaçan, başkasını görünce annesinin dibinden ayrılmayan, ağlayan, suratsız çocuklardan olmadı bizimki. Umarım biraz daha bilinçlenince de bu huyu değişmez.
Emekleme hızında son noktaya ulaştık ama hala tutunmadan yürümeye cesaret edemiyoruz. Evin içinde onu yakalamak mümkün değil artık, emeklemek bir yandan, düz duvara bile tutunup kalkıyor, sıralıyor artık. Özgürce her istediği yere gidebiliyor, o yüzden yürütece de artık binmekten hiç hoşlanmıyor. Yürüteç onu kısıtlıyor, onunla her yere giremiyor tabi :)
Oturmadan yürüyecek bu çocuk diyordum ama emeklemeye başlayınca artık kendi kendine oturmaya başladı nihayet. Bazen (eğer gözünün önünden ayrılmazsam) kendi kendine oturup oyuncaklarıyla oynuyor. Ama ne zaman ben odadan çıkmaya kalkarsam elindeki her şeyi atıp peşime koşuyor. Ondan ayrı hiçbir şey yapamıyorum anlayacağın :)
Bu ay doktorumuz kahvaltıya başlattı. Tuzsuz yağsız beyaz peynir, haşlanmış yumurta sarısı ve tam buğday ekmeği. Ama peynir yedirmekte zorlanıyorum. Doktor labne yedirebilirsin demişti, onu yediriyorum. Aslında labnenin pek faydalı olduğunu düşünmediğimden, normal peynir vermek istiyorum ama sevmedi. Bakalım, zamanla alışır belki. Artık sabahları birlikte kahvaltı yapıyoruz. Masada bizimle oturup yeme alışkanlığını şimdiden edinsin istiyorum. Tabi bir süre sonra sıkılıyor oturmaktan, benim de kahvaltım haliyle erken bitmiş oluyor :)
Son zamanlarda çığlık atma huyu edindi. Sürekli çığlık çığlığa, sesini mi tanımaya başladı, keyif mi veriyor bilemiyorum ama hoşuma da gidiyor :) onda yeni olan her şeyi seviyorum, beni hiç rahatsız etmiyor. İstediği şey olmayınca da sinirleniyor artık, afacan :)) işte o zaman biraz baş ağrısı olmuyor değil.
Günler çok hızlı geçiyor, hele şimdi emeklediği için günün nasıl geçtiğini hiç anlamıyorum. Ne zaman yürüyecek acaba???