27 Nisan 2015 Pazartesi
Annelik 3.Ay-Hayat düzene giriyor
3 ayı devirdik. Zaman hiç dur durak bilmiyor, son sürat akmaya devam ediyor. Ama zamanın hızına memnun değilim desem yalan olur. Oğlum zamanla daha tatlı, daha ilgili, daha farkında oluyor. En önemlisi de gün geçtikçe ondan aldığım geri bildirimlerin artması, bağlarımızın kuvvetlenmesi.
Artık düzenimiz epey oturmuş durumda. Ağlaması 3 ayın dolmasıyla biranda kesildi, ne oldu da pat diye kesildi anlamadım :) ama bu ayın en güzel gelişmesi bu oldu. Ağlaması beni ne kadar etkilemiyorduysa da, onun tüm gün ağlamasını tabiki istemiyordum. Bebek bu, tabiki ağlayacak ama yinede insan kıyamıyor kendini o kadar harap etmesine. Ağlamasında ki azalmanın uyku düzeniyle de alakası var sanıyorum. Artık uykuları daha düzenli, daha uzun süre ayık kalıyor ama uyutmaya çalışırken de eskisi gibi ortalığı yıkmıyor. Uzun süre uyumayınca yoruluyor ve haliyle uyuması daha kolay oluyor.
Bir ara not tutmaya başlamıştım, uyku ve emzirme saatlerini. 3 saat uyku, 1-1.5 saat uyanık, sonra yine uyutuyordum. Bu düzeni, oğluma kendi başıma bakarken kurmuştum. Tek baktığımda daha düzenli oluyor, ama annemlerde düzeni bozuluyor maalesef. Hem ortam değişikliği, hem ilgilenen çok insan olması, hemde ağlamasına dayanamamaları derken ister istemez benim kontrolümün dışına çıkıyor. O yüzden artık kendi evimizde, tek başıma bakmaya çalışıyorum mümkün olduğunca. Evimizde kalmaya başlayınca ana kucağında yatırmaya başladım. Beşiğe olan bağımlılıktan kurtulmak istiyordum -ki zorda olmadı. İlk günden onda daha güzel uyumaya başladı. Ama geceleri yine beşiğe alıyordum başlarda. Beşiği sallamadan, emzirip ona yatırıyordum. Gece uykusuna o zamanlar 9-10 arası yatıyordu, gece 1-2 arası hafif hareketlenmeye başlayınca emzirip tekrar yatırıyordum. Ama 3. Ayın ortalarında, gece yatağına koymaya başladım. Odasında beşikte yatarken, bende aynı odada koltuğa kıvrılıyordum ve artık bel ve boyun ağrısına dayanamaz oldum. Yatağımda yatmaya ihtiyacım olduğu için onu da geceleri bizim yatak odamızdaki yatağına koymaya başladık, onu da yadırgamadı benim tombişim. İlk 1-2 gün sürekli kalkıp bakıyordum ama sonra her sesinde kalkmamaya da alıştım. Kendi kendine uykuya dalabilmeyi öğrenmesi gerekiyor, zaten çıkardığı sesleri genelde rüyasında çıkarıyor. Gece hiç uyanıpta ağladığı olmadı çok şükür (nazar değmesin! ) Bir kaç gün o şekilde uyuduktan sonra yatağını odasına taşıdık, bir de telsiz aldık ve artık odasında yatıyor kuzu. İlk gün o yatağında, ben yine odasındaki koltukta uyuduk tabi, hemen ayrı yatırmak istemedim. Ama ondan sonra artık o odasında yatıyor, bizde telsizden onu dinliyoruz. Aslında onu bu kadar erken odasına ayırmayı düşünmüyordum, 1 sene bizim odada yatar diyordum, bunun önemli olduğunu düşünüyordum fakat şartlar ayırmayı gerektirdi :) iyi de oldu, şimdilik iyi gidiyor . Zaten gece uyandığı saatler belli, öyle olmasa ayırmak istemezdim. Şu anki uyku düzeninde; akşam 7.5-8 gece uykusuna yatış, 11 gibi uykusunda emziriyorum, gece 3 gibi -yine çoğunlukla uykusunda ama bazen kendi uyanıyor- emziriyorum ve sabah 4.5-5 gibi uyanıyor (maalesef o kadar erken ) bende o saatlere alarm kurdum, olurda uyanamazsam diye. Ama kendisi de zaten o saatlerde sanki alarm kurmuş gibi kıpırdanmaya başlıyor, telsizden sesini duyunca hemen gidiyorum yanına. Bu arada aldığımız telsizden çok memnun kaldım,Gigaset marka (resmi aşağıda) boyutları minik ama işlevi oldukça iyi. En ufak nefes alışverişini bile duyabiliyorsunuz isterseniz. Hassaslık ayarı var, onu açınca her sesini duyuyorsunuz, kapatınca da sadece ağladığı zaman duyuyorsunuz. Ben şuan açık kullanıyorum, Allah korusun nefesi kesilir, battaniye boğazına kaçar vs ne olur ne olmaz yani. Her sesi duymak biraz benim uykumu bölüyor ama olsun, içim rahat olsun.
Bu arada anakucağı çok çok işimize yaradı ve yarıyor. Gerek duyupta almamıştım ama geçen ay bizim komşudan denemek için aldım ve o zamandan beri kullanıyorum. Onda yatırmaya başladığımdan beri elim ayağım oldu. Gittiğimiz her yere onuda götürüyoruz. Sadece uyku için değil, üzerinde vakit geçirmesi açısından da iyi. Yoksa sürekli kucakta taşımak gerekiyor ve o da çok yorucu. Bazen yemek yerken yanımıza mutfağa alıyoruz, bazen ütü yaparken yanıma getiriyorum... Şimdi havalar da ısınınca çimlere de götürürüz artık :) Bizdeki FisherPrize-Yağmur Ormanı Anakucağı (resmi aşağıda) Belki daha iyileri de vardır, fakat dediğim gibi biz komşudan aldığımız için araştırma yapmadım. Ama gayette memnunum, rahat, uzun saatler üzerinde uyuyabiliyor, sesli ışıklı oyuncağı da güzel, bir süre oyalamaya yetiyor, güvenli de. Henüz oturmaya tam dönmeye başlamadığı için o zaman nasıl olur bilemiyorum ama şuan için bana yetiyor.
Artık ufak ufak yan dönmelere de başladık. Zaten koltukta vs tek başına hiç bırakamıyordum, dönme eğilimi hep vardı ama artık bu daha da ilerledi, kafayı geriye atıp yan dönme çabaları epey artmış durumda. Bir de kalkıp oturma isteği de epey arttı, buna biz sebep olmuş olabiliriz :) birkaç kez bileklerinden tutup oturtur gibi yaptık ve çocuğun hoşuna gitmiş olacak ki, sürekli kafayı öne itip kendini kaldırmaya, oturmaya çalışıyor. Çoğunlukla da kalkmayı başarıyor fakat eylemini devam ettiremediği için düşüyor geri :) hele de uyutmaya çalışırken, kendisi istemiyorsa habire kalkmaya çalışıyor. Hatta artık ellerinden tutunca direk ayaklarının üzerinde kalkmaya çalışıyor, oturmayı da atladı bizimki :)
O bir şeyleri öğrendikçe zapt etmek giderek zorlaşıyor. Ama yinede bir önceki halini aramıyorum. O büyüdükçe, daha fazla ilgiye gerek duysada, büyüdükçe hayat benim için daha güzel oluyor. Onunla bir şeyler paylaşabilmek, yavaş yavaş aynı dili konuşabilmeye başlamak harika bir şey. İlk başları evet benim için zordu, en zoru da eve kapanıp kalmaktı, ne onunla çıkabiliyordum nede onsuz. Ama artık dışarı gezmelerine de alışmaya başladı. İlk seferi kısa sürmüştü, çabuk sıkılıp ağlamaya başladığı için. Fakat gün geçtikçe dışarıda geçirebildiği vakit uzamaya başladı. Ama yinede hala uyku huysuzluğumuz devam ediyor. Dışarıdayken uyumayı da öğrense rahatlayacağız. Havalar da giderek ısınıyor ve mümkün olduğunca her h.sonu bir yerlere gidiyoruz.
Bu ay ki en önemli -benim için- gelişmelerden birisi de, etrafına olan ilgisinin artması. Özellikle elleri çok ilgisin çekiyor, bazen dakikalarca ellerini inceliyor. Sonra o elleriyle dokunmaya, tutmaya da başladı. Bazen ona yaklaşıyorum ve yüzümü okşuyor, öyle hoşuma gidiyor ki. Hani yazmıştım ya, iletişime geçmek diye, işte buda o anlardan birisi, harika hissettiriyor :)) ellerini kullanmaya başlamasıyla artık eline oyuncakta vermeye başladım. Tabi ki henüz uzun süreli tutamıyor ama birkaç saniyede olsa eliyle objeleri hissetmesi güzel bir gelişme. Oyun halısı almıştık bu ayın başlarında. İlk günler üzerindeki oyuncaklara sadece bakıyordu. Ama ayın sonlarına doğru ara sıra eliyle onlara dokunmaya, hatta tutmaya başladı. Bazen yarım saat oyalanıyor kendi kendine, bende bu arada işlerimi yapıyorum. Ama bazen de çabuk sıkılıyor ve kucağıma gelmek istiyor. Kendi kendine oyalanabilmesi de benim için önemli bir durum. Önceden hiç bırakamıyordum, ya kucağımda olacak yada koltuğa yatırıp onunla oyun oynayacaktım. Uyanık olduğu zamanlar başka hiçbir şey yapmıyordum. Zaten uyurken de uyanmasın diye hep başını bekliyordum. Yani bütün günüm onun başında geçiyordu. Ama artık kısa süreli de olsa bırakıp işlerimi yapabiliyorum. Bu halı da o açıdan işimi görüyor.Biz Tiny Love Güneşli Gün temalı olanını aldık. Daha teferruatlı olanları da var fakat fiyatları yüksek geldi. Çünkü şunun şurasında 2-3 ay ancak kullanılacak şey için o kadar vermek bana gereksiz masraf gibi geldi. Bu halıda da sesli,titreşimli, müzikli oyuncaklar var, işe yarıyorlar.
Oğlum çok ciddi bir çocuk, her bebek bu aylarda böylemi olur bilmiyorum ama hep ciddi duruyor. Gülümsemeleri önceki ata göre epey arttı ama, onunla konuşunca, mimikler yapınca epey gülüyor, hatta kahkaha atmaya başladı. Bazen oldukça şımarıyor. Ama çoğunlukla ciddi duruyor, kime çekti bilemiyorum :) o kahkaha atınca benim mutluluktan gözlerim doluyor. Nasıl bir duygudur annelik, gerçekten bir gülüşüyle beni benden alıyor. O güldükçe benim içim mutlulukla dolup taşıyor. Kahkahası da bir o kadar tatlı ki, hep kulağımda o kahkaha sesi.
3 ay kontrolüne gittiğimizde gözlerindeki çapak epey ilerlemişti. Doktor masaj yapmamı söyledi yine ve bende tekrar yapmaya başladım, ama düzenli ve sık şekilde. Etkisini hemen gösterdi, ilk hafta 1 gözü geçti, sonra diğeri de geçti. Doktor eğer düzelmezse ameliyat olacağını söyleyince ben o korkuyla her emzirme sırasında masaj yapmaya başladım. Çok şükür artık gözlerimiz tertemiz. Ama tükürüklerimiz de bir o kadar arttı. Artık önlük takıyoruz kıyafetleri ıslanıpta göğsü soğuk almasın diye. Ama önlükte dayanmıyor, günde 3-4 kez önlük değiştiriyoruz, bir yandan da elimde sürekli mendille geziyorum. Dişleri çıksa da rahatlasak. Sanırım kaşınmaya da başlamış olacak ki. Her bulduğu şeyi ağzına atıyor. Kendi ellerini zaten yiyip bitirdi. Bir yandan ellerini emmesine engel oluyorum ama bir yandan da şapur şupur öyle tatlı emiyor ki :) birde aynı anda konuşma merakı da başladı. Eller ağızda sürekli mırıldanıyor. Oğlum çok geveze olacak galiba, bütün gün kendince durmadan konuşuyor. Özellikle sabahları, inanılmaz bir enerji oluyor çocukta. Her sabah onun konuşmasıyla uyanıyoruz, telsizden epey dinliyorum, öyle tatlı konuşuyor ki, yanına gelipte sussun istemiyorum. Ağlayacak gibi olana kadar bekliyorum, sonra geliyorum yanına. Beni görür görmez gözlerinin içi gülüyor resmen, öyle enerjik, öyle keyifli, öyle mutlu uyanıyor ki. Sabahın 5-6 sında kalkıpta onu böyle görmeye gerçekten değiyor.
Dediğim gibi, o büyüdükçe hayat onunla çok daha güzel bir hale geliyor. Anne olmak muhteşem bir duygu, bunu gün geçtikçe, anne olarak başladığım ikinci hayatım düzene oturdukça daha iyi anlıyorum...
Etiketler:
3 aylık bebek,
anakucağı,
annelik,
bebek bakımı,
bebek eşyaları,
bebek gelişimi,
bebek günlüğü,
bebek telsizi,
bebeklerde çapaklanma,
bebeklerde uyku,
diş çıkarma,
oyun halısı
3 Ay ve Çalışan Anne Olmak
Evet, 3.5 aylık bebeğimi
bırakıp işe gidiyorum artık. Çalışmayı çok istiyordum, birkaç aydır evde
olduğumdan çok bunalmıştım gerçekten. Ama işe başlayınca da ayrı zor geldi.
Oğlumu sanki yüzüstü bırakıp gitmiş gibi hissettim. Özellikle ilk gün çok zor
oldu, sabah ben giderken onun mahsun bakışları içimi parçaladı. Üzerine birde
ilk 2-3 gün geç geldim işten ve geldiğimde gece uykusu saatiydi çocuğun. Hiç
oynayamadan, vakit geçiremeden emzirip yatırdım hemen. O da çok dokundu tabi.
İnsan 24 saati birlikte geçirmeye alışınca ne zormuş böyle uzak kalmak. Bir de
bana ihtiyacı olduğunu bilirken çok daha zor. Ofiste her gün süt sağıp getiriyorum
buzluğa koyuyorum. Ben yokken annem sağdığım sütleri kaşıkla veriyor. Biberon
henüz hiç kullanmadık, olabildiğince de geç kullanmaya çalışacağız.
Ne kadar süt verilse de çocuk yinede anneyi arıyor, memeden emmek istiyor. O yüzden gündüz ben yokken huysuzluk yapıyor, uyumuyormuş. Bunu bilince daha da üzülüyorum ama malesef maddi açıdan çalışmak mecburiyetindeyim. Neyseki çalıştığım yerde rahatım, arada evden çalışabiliyorum, giriş-çıkış saatimi kendim ayarlayabiliyorum... Başka türlü işte, oğlum bu kadar küçükken çok zor olurmuş gerçekten.
Bu arada ben işteyken annem de çocuğa meyve suyu vermeye başladı. Doktor daha henüz başlayın dememişti ama kayınvalidem alışsın diye hergün bir kere veriyor. Şimdiye kadar mandalina, armut, elma ve havuç suyu denedik, hepsini de keyifle içti. Ama benim içimde hala şüphe var, 4 ay kontrolünde doktora soracağım. Benim düşüncem 5. Ayda ufak ufak, bir çay kaşığı denetmekti ama kayınvalidem her gün yaklaşık 2 yemek kaşığı veriyor. Doktorlar hep 6 ay sadece anne sütü dedikleri için benimde içim rahat değil.
Sütü dışardan, kaşıkla verdiğimizde yeterince doyuyor mu emin olamıyorum. Umarım zayıf düşmez bebişim. Çalışan anne olmak zormuş,helede emziriyorken. İmkanı olan, kreşe kadar çocuğuna kendi bakmalı bence. Hem çocuğun gelişimi için, hemde annenin iç huzuru için...
Ne kadar süt verilse de çocuk yinede anneyi arıyor, memeden emmek istiyor. O yüzden gündüz ben yokken huysuzluk yapıyor, uyumuyormuş. Bunu bilince daha da üzülüyorum ama malesef maddi açıdan çalışmak mecburiyetindeyim. Neyseki çalıştığım yerde rahatım, arada evden çalışabiliyorum, giriş-çıkış saatimi kendim ayarlayabiliyorum... Başka türlü işte, oğlum bu kadar küçükken çok zor olurmuş gerçekten.
Bu arada ben işteyken annem de çocuğa meyve suyu vermeye başladı. Doktor daha henüz başlayın dememişti ama kayınvalidem alışsın diye hergün bir kere veriyor. Şimdiye kadar mandalina, armut, elma ve havuç suyu denedik, hepsini de keyifle içti. Ama benim içimde hala şüphe var, 4 ay kontrolünde doktora soracağım. Benim düşüncem 5. Ayda ufak ufak, bir çay kaşığı denetmekti ama kayınvalidem her gün yaklaşık 2 yemek kaşığı veriyor. Doktorlar hep 6 ay sadece anne sütü dedikleri için benimde içim rahat değil.
Sütü dışardan, kaşıkla verdiğimizde yeterince doyuyor mu emin olamıyorum. Umarım zayıf düşmez bebişim. Çalışan anne olmak zormuş,helede emziriyorken. İmkanı olan, kreşe kadar çocuğuna kendi bakmalı bence. Hem çocuğun gelişimi için, hemde annenin iç huzuru için...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



