Sonunda... Aylardır ha çıktı çıkacak diyorduk, bu çocuk erken diş çıkaracak dedik dedik, geç kaldı neredeyse. Ama çıktı çok şükür. Yemek yedirirken kaşığın metal sesi gelince bi şüphelendim ama üzerinde durmadım. Ertesi gün annem bakınca ''aa dişi çıkmış'' dedi, nasıl sevindim :)) tabi daha ucu var sadece, iyice belirgin hale ne zamana gelecek bakalım. Bir an evvel dişleri çıksın da her şeyi yiyebilsin, kemirsin istiyorum. Artık sabahları arada eline salatalık ve ekmek veriyorum, kendisi yemeye çalışıyor. Ama bazen oyuna verip, ekmeği parça pinçik edip yere atmıyor değil :) Doktor artık mevsimi olan her şeyi verebilirsin dedi. Yalnız, patlıcan, reçel, bal gibi şekerli şeyler ve tuz hariç. Bende ufak ufak bizim yediklerimizden tattırmaya çalışıyorum. Artık ona özel yemek yapmaktansa, kendimize yaptığımız yemeklerden vermeye çalışıyorum. Her gün mutlaka sebze çorbası yediriyorum. Haşladığım et sularını da buzlukta biriktirip çorbasında kullanıyorum. Haftada en az 1 kez de balık yediriyorum, bazen balığı direk yediriyorum, bazen çorbasına katıyorum. Çok şükür, yeme problemimiz yok hiç, ne versem severek yiyor. Ama hala yoğurdu sevdiremedim. Peynire de biraz alışmaya başladı. Ama peyniri biraz suda bekletiyorum, hem yumuşuyor hemde tuzu gidiyor, o şekilde seviyor. Bazen de kendi yaptığım lor peynirden veriyorum.
Bu aralar 'anne' gibi şeyler söylemeye başladı. Kucağıma alayım diye paçama tutunup ağlarken 'annanna' diye söyleniyor. Herhalde artık biraz bilinçli olarak söylüyor olmalı. Konuşacağı günü iple çekiyorum, en çok istediğim şey onun ağzından kurulmuş cümleler duymak. Ses tonu öyle tatlı ki, ne sevimli konuşacak kimbilir.
Bu ay sağlık ocağında kan tahlili yapıldı. Hastaneler normalde yaşını bekliyormuş fakat sağlık ocağı 9 ayda bakıyormuş, demir noksanı varmı diye. Ben demir ilacını pek düzenli vermiyordum, çünkü doktor tahlil yapmadan, ihtiyacı olup olmadığını bilmeden vermişti ilacı. Bende isteksizdim oyüzdende bilinçaltımda hep unutuyordum vermeyi :( ama yapılan tahlilde demiri biraz düşük çıkınca gönül rahatlığıyla ilacı düzenli şekilde kullanmaya başladım. Oğlumun vitamin eksiği olması beni üzdü tabiki, ilacı düzenli vermediğim için kızdım kendime. Onun gelişimi için gereken herşeyi yapmalıyım nede olsa.
Oğlum emeklediğinden beri ev savaş alanı. Her oda ayrı dağınık, o uyumadan da toplayamıyorum. Oyuncaklarını yalnızca odasında dağıtsın istiyorum ama bunun için benimde orda oturmam lazım. Mutfağa veya oturma odasına gidersem o da oraya geliyor. Busefer oraları dağıtıyor. Yastıklar yerde, oyuncaklar her odaya saçılmış, mutfakta çekmeceler karıştırılmış, içleri dağıtılmış... Bir de kapı merakı başladı. Sürekli kapılarla oynuyor, kapatıyor ve sonra içerde kaldı diye ağlamaya başlıyor :) eli sıkışacak diye korkuyorum, sıkıştıda zaten. Banyoya girmesin diye kapıyı kapatıyordum, o da elini menteşe tarafına koymuş ve ben farketmedim. Kapıyı kapatmaya kalkınca eli sıkıştı. Öyle can acısıyla ağladı ki, içim parçalandı, epey kötü oldum. İnsan bazen nereden ne geleceğini bilmiyor. Çocukluyken 2 kat fazla dikkatli olmak gerekiyor gerçekten. Bundan sonrası daha da zor olacak belliki...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder