Şu blog yazma işine epey üşeniyorum, aslında üşendiğim şey yazmak değil, yazmayı hep çok sevmişimdir. Fakat bilgisayarın başına oturmak hiç içimden gelmiyor. Zaten iş hayatı yüzünden bilgisayar ile 10-12 saat vakit geçiriyoruz, bir de evde onu görmek inan hiç içimden gelmiyor. Öyle bıkmışım ki, 2 haftadır çalışmıyor olmama rağmen yine de özlememişim bilgisayarımı =) Ama artık şu günlük tutma işini düzenli bir şekilde yapmalıyım. Hem artık neredeyse 2. dönemi de yarıladım, geriye ne kaldı ki!!
Evet 2 haftadır çalışmıyorum, çalışmak istiyor ancak çalışamıyorum. Kadın olmak zor iş hayatında, bunu bende anladım artık. Çocukta yaparım kariyer de lafları boş sanırım.Tabi imkansız değil, yapabilen de var eminim ki ama çoğunluk için maalesef bu geçerli değil. Hamileliğim sebebiyle patronum beni işten çıkartmak durumunda kaldı. Hem hak veriyorum hemde kendi açımdan düşününce kızıyorum. Mimarlık masa başı da çalışılabilen hatta home office de çalışılabilen bir meslek, hamile bir kadın için gayet uygun görünse de yanlış pozisyon seçmişim Tabi nereden bilebilirdim, proje yöneticisi olmamdan 1 ay sonra hamile kalacağımı ve ofis dışı işlere gidemeyeceğimi... Sadece çizim yapma görevi olan bir mimar olsam şuan hala çalışıyor olacaktım. Neyse, yani çocuklu bir kadının alabileceği ilk darbeyi aldım. Umuyorum ki doğumdan sonrası için bunu karşıma engel olarak çıkaracak insanlara denk gelmem.
Tabi bir yandan da iyi oldu, daha az stresli, daha çok kendime ve bebeğime vakit ayırabildiğim bir döneme girmiş oldum. Belkide hayatımın tek ve son fırsatı bu, kafamda yapmayı planladığım her şeyi yapabilecek kadar zamanım var artık. Bundan 4 ay sonra emekliliğe kadar bu fırsatım bir daha olmayacak. Hayatımda hem vaktimin çoğunu alan biri olacak hemde iş hayatı olacak. O yüzden bu süreyi güzel bir şekilde değerlendirmem gerekli.
İşsiz sürecin ilk 2 haftası ev işleriyle geçti. Hem hamile hemde ayağı sakat biri olunca 2 günlük işler 2 hafta sürebiliyor böyle=) Neyse ayağım artık epey iyi durumda derken 1 haftadır hastayım bu seferde. Evden çıkmadığım halde nasıl hasta olduğuma anlam veremiyorum. Bebiş benim enerjimi kendine aldığından bağışıklık sistemim güçsüz düşmüş olmalı sanırım=) Olsun, onun için canım feda, yeter ki o sağlıklı gelişsin. Tabi benimde dikkat etmem gerekiyor kendime, ilaç kullanamadığımdan hastalıkta öyle kolay gitmiyor üzerimden. Sürekli nane limon, ıhlamur içiyorum, meyve yiyorum, elimden başka da bir şey gelmiyor.
Bu hafta detaylı ultrasona girdim, bebişimi o kadar yakından görmek çok güzel, ağzı gözü burnu hepsi öyle net görünüyor ki. Detaylı ultrason bebeğin organlarını kontrol etmek için 18-23 hafta arası çekiliyor, beyni,kalbi, omurgası, elleri, ayakları, iç organları, hepsi kontrol ediliyor anormal bir durum varmı diye. Çok şükür hepsi mükemmel, hiç bir sorunumuz yokmuş. Bu hafta bir de tetanos aşısı oldum, 21. haftada tetanos aşısı için sağlık ocağına gitmek gerekiyor. Bir de aşının 2.siz için ekimde gideceğim tekrar. Sağlık ocaklarına hijyen ve ilgi açısından güvenmediğim için kendi hastanemde yapılamaz mı diye sordum doktoruma fakat devlet öyle bir düzenleme getirmiş, aile hekimimizin bulunduğu sağlık ocağında, hamileliğimizin takibini yapan hemşire tarafından yapılması gerekiyormuş. Her sağlık ocağı öyle midir bilmiyorum ama benim hemşirem gerçekten çok şeker ve ilgili birisi, devlet kurumlarının o suratsız, işini severek değil mecburiyetten yaptığı her halinden belli olan tavrı onda yok. Olması gereken de bu zaten. O yüzden şikayetim yok =)
21. Haftada bebeğimiz ve bizdeki gelişmeler:
*Bebeğimizin boy uzaması duruyor ve kilo alma süreci başlıyormuş
*Artık amniyos sıvısı içinde yüzemediğinden dizlerini kırıp oturma pozisyonu alıyormuş
*Sıklıkla uyuyormuş, nadiren uyanık olacakmış
*Bebeğimizin cildi artık transparanlıktan çıkıp beyazlamaya başlıyormuş
*Karanlık ve aydınlığı artık birbirinden ayırt ediyormuş
*Karnımızdaki gurultuyu, kan kanallarındaki sesi, kalp atışlarımızı duyabiliyormuş
*Gözleri oluşmuş durumda ancak irisi oluşmadığı için göz rengi belli değilmiş
*Rahmimiz göbek deliğinin üzerindeymiş artık, karnımız daha zorluk çıkaracak kadar büyümesede kendimizi daha ağır hissedebilirmişiz. Ağırlık merkezimiz de değişmiş (düşme tehlikesine karşı dikkat edilmesi gereken bir durum olabilir bence)
*Bu dönemde aşerme olabilirmiş ama azar azar yemeye dikkat etmeliymişiz
*Bol vitamin ve kalsiyum içeren besinler tüketmeye çalışmalıymışız
*Bebeğimize zaman ayırmamız tavsiye ediliyor, ona hikaye anlatmak, ona dokunmak hoşuna gidebilirmiş.
*Artan yağ üretimi sivilce oluşmasına sebep olabilirmiş, sivilce hapı kesinlikle kullanmamalıyız, belki temizleyiciler ile bundan kurtulabiliriz.
*Bu dönemde vücut varis oluşumuna yatkın olduğundan, bundan korunmak için mümkün olduğunca spor yapmalı, ayakları havaya dikmeli, sol tarafa yatmalı ve hamilelik çorabı giyebilirmişiz.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder