19 Ekim 2014 Pazar

26+6 Hafta

Bu aralar epey karışık ve yoğun geçiyor hayatım. Bunda en büyük pay ise annem... 1 aydır annemin göğsündeki kitle ile uğraşıyorduk ve 2 hafta önce göğüs kanseri olduğunu öğrendik. Bu yetmezmiş gibi böbreğinde de kitle çıktı, şimdi de onun tetkiklerinin sonucunu bekliyoruz. Anneme destek için yanında olmaya çalışıyorum, fakat duygusal açıdan bende iyi durumda değilim. Her zaman her konuda soğuk kanlı olan ben, hamileliğimin de etkisiyle olsa gerek, çok hassas bir durumdayım. Sürekli ona birşey olursa diye düşünmeden yapamıyorum, düşündükçe ağlıyorum. Biliyorum, bebişim için kötü bir şey, daha güçlü olmalıyım ama bazen biraz güç oluyor işte...

Neyse, bunlar hayatımın zor kısımları. Ama onun dışında, bebişimle ilgili kısmı gayet yolunda gidiyor. Epey hareketlendi artık, bazen öyle ki 2-3 saat boyunca ara vermeden tekmeliyor:) Bu hoşuma gitmiyor desem yalan olur, ama yaptığım işe konsantre olmamı engelliyor. Bu hafta şeker yüklemesi için hastanedeydik. Benim için pek kolay olmadı desem yeridir. Şeker yüklemesi için aç gitmek gerektiğinden önceki akşamden yiyip yaklaşık 15 saat aç kaldım. E tabi normalde bile açlığa dayanamayan ben, bizim ufaklık beni yiyip bitirirken hiç aç durabilir miyim =) Bayıldım tabi dayanamayıp. Laboratuarda önce şekeri vermeden kan alınıyor. Sonra bildiğin limonatanın az daha şekerlisi 1 bardak içecek veriliyor -ki tadı bence gayet güzeldi, limonatadan farkı yoktu, ve sonrasında 1er saat ara ile 2 defa daha kan veriliyor. Ben ilk saatin ortalarında kötüleşmeye başladım, baş dönmesi göz kararması başladı bende. Hava alayım diye biraz yürüyüş yaptık eşimle dışarıda, daha kötüleştim. Sonrasında kan verme saatim gelince laboratuara gittik, orada sıramı beklerken oturdum ve daha da kalkamadım. Gözümü kapatınca iyice kendimden geçtim. Neyse ki hemşireler alkol koklattı ve bacaklarımı kaldırdılar kendime öyle geldim. Ama kötüleştim diye şeker yüklemesini iptal etmek istediler, beni acile yatırdılar. Doktorum gelince devam etmelerini istedi, zaten bende devam edilsin istedim çünkü o kadar aç kalmışım bunun için, boşa gitsin istemedim. O yüzden acilde yatar haldeyken devam edildi sonuna kadar. İkinci saate o yüzden biraz daha iyiydim, yatar halde olduğum için o kadar etkilemedi. Ama biter bitmez hemen kafeteryaya çıkıp karnımı doyurdum. Yine de o gün tüm gün iptal durumdaydım, halsizdim ve hep uyukladım.Ama değdi, sonuçlar iyi çıktı, bir problem yok neyseki.
Bu arada bizimki yaklaşık 840 gr olmuş, bu aydan itibaren hızlı bir şekilde büyüyecekmiş. Bakalım doğana kadar daha kaç kilo alacak. Ben hamileliğin başından beri tam 6 kilo aldım, bu normalmiş, son 3 ay en bende hızlı şekilde kilo alacakmışım. Ne kadar kiloyla gideceğim doğuma merak ediyorum.
Kilo artışıyla tabiki hayatımda birtakım değişiklikler olmadı diyemem. Dik durmadığım zaman nefes almakta güçlük çekiyorum, sırt üstü yatarkende öyle -ki zaten kalça problemim yüzünden sırt üstü yatamıyorum. Ayakkabılarımı bağlayıp açmak, çorap giymek işkence haline geldi, eğildiğim anda hem karnım izin vermiyor hemde nefes alamıyorum baskıdan ötürü. Bunların yanında birde sık tuvalet ihtiyacı eklendi, son1 haftadır farkedilir şekilde artış oldu ve eskisi gibi tutma şansım yok, sancı yapmaya başlıyor ve ben gecenin bir vakti kalkmak zorunda kalabiliyorum. Dışarı çıkmaya artık çekinir oldum, hem tuvaletim gelirse dışarıda yapmaktan hiç hoşlanmadığım için, hemde teksem eğer tansiyonum düşecek korkusu var birde. Panik atak başlangıcı mı var bilemiyorum fakat kapalı yerde, özellikle metroya her binişimde gözüm kararmaya başlıyor. Oyüzden mümkün olduğunca tek başıma çıkmamaya çalışıyorum. Bu benim için çok zor bir şey, her yere kendi başıma gitmeye öyle alışmışım ki, asla yorulmayan, üşenmeyen, evde duramayan ben, şu işsiz olduğum en güzel zamanda evde tıkılıp kaldım. Ama istekte duyamıyorum, hem bu sebeplerden hemde dışarıda çabuk yorulduğum ve yorulunca da keyif alamadığım için. Hayatım daha şimdiden değişti, sonrasını düşünemiyorum. Ama bugünlerde karar aldım, insanların annelikle ilgili söyledikleri olumsuz şeylere aldırış etmeyeceğim. Ben o çocuk bakmaktan bitkin düşmüş, hayatı altüst olmuş, asosyal olmuş, kendine bakmayan, çocuğuyla oynayacak bile hali kalmayan annelerden olmayacağım. Umduğum gibi giderse eğer, çocuğum benle oynamaktan bunalabilir, okadar ki hevesliyim onunla enerji harcamaya =)

Dün nihayet bizim ufaklığın alışverişi için ilk adımı attık. Eminönüne gittik ve birkaç parça şey aldık. Sürekli onlara bakıp duruyorum, biran evvel o tulumların bodylerin içinde görmek için sabırsızlanıyorum, içinde olduğunu hayal ediyorum. İşte bu yüzden bu alışveriş işini mümkün olduğunca erteliyordum ama artık zamanı geldi. Önümüzde yaklaşık 3 ay kaldı ve yapılacak çok iş var. Bir yandan odasını düzenlememiz lazım, dikeceğim şeyler var kafamda, alınacak eşyalar var...Ohooo =)

Odasına yapılacak dolabın çizimini hazırladım, onu özel yaptıracağız. Yatak konusunda henüz tam olarak 'işte bu' dediğim bir yatak bulabilmiş değilim. Zaten karyoladan vazgeçtim, 1-2 sene sonra kullanılacak karyolayı şimdiden almak pek mantıklı gelmedi bana. Vakti geldiğinde istediğimiz gibi bir karyola alırız. O yüzden şuan park yatak karar vermeye çalışıyorum. Ama çoğunlukla çok fazla renkli ve cicili bicililer, sade bir şey bulmak ne zormuş.


Bu hafta bebeğimiz ve biz;
*Ufaklık şuan yaklaşık 33 cm civarında imiş
*Kulakları artık daha da gelişmiş ve hassaslaşmış olduğundan,sesimizi çok daha iyi duyabiliyor ve tanıyabiliyormuş
*Bu dönemin çoğunu uyuyarak geçirecekmiş deniyor ama benimki pek uyumuyor galiba =)
*Bu haftadan itibaren gözlerini açıp kapama hareketlerine başlayacakmış
*Rahmimiz iyice büyüyerek göğüs kafesine yaklaştığından nefes almamızı engelleyebilirmiş, bunun için gece yatarken başımızın altına 1 yastık daha koymak iyi gelebilir
*Vücudumuzun merkezinin değişmesi, karnın gergin hale gelmesi, karın kaslarının güçsüzleşmesinden, rahmin büyümesinden dolayı bel ağrılarımız olabilirmiş. Bu yüzden bol istirahat etmeli ani hareketlerden kaçınmalı ve yatarken bacaklarımızın arasına yastık koymak gerekebilir.

25. Hafta


Bebeğinizi neler bekliyor?
650-700 gram ağırlığında olan bebeğinizin uzunluğu ise 34 - 35 cm kadar. Boyu uzamaya ve cildi yağlanmaya başlayacak. Kırışık teni düzelerek bebek teni güzelleşecek. Saçlanma devam ederek saç rengi ve tipi ortaya çıkacak.
Sizi neler bekliyor?
Saçları artıp güzelleşecek olan sadece bebeğiniz değil, sizin içinde aynı şeyler gerçekleşecek. Eskisinden daha gür ve parlak saçlara sahip olacaksınız. Hormonsal değişimler nedeniyle saçlarınız çoğalmakta ve daha fazla dökülmekte. Doğumdan sonra dökülecek olan dolgun saçlarınızın tadını çıkarmalısınız.
Eskisi kadar hızlı ve zarif hareketler yapamamaya başlayacaksınız. Doktorunuz aksini önermediği sürece egzersiz yapmaya devam edin ancak yorgunluk hissi, herhangi bir ağrı, baş dönmesi veya nefes darlığı hissederseniz egzersizi hemen bırakın. Sırt üstü yatmaktan ve dengenizi bozacak tüm hareketlerden kaçının.
Yeterince sıvı aldığınızdan emin olun ve ısınma-soğuma-gevşeme hareketleri için zaman ayırın. Demir eksikliğiniz varsa mutlaka demir takviyesi alın ve bu konuda doktorunuza danışın.

Kaynak: Acıbadem Hastanesi

3 Ekim 2014 Cuma

24+5 Hafta


Nihayet bebeğim için hazırlıklara başladım. Aslında hazırlıklar için hazırlık yapmak gibi bir şey oldu daha =) Malum, son ayların zor geçtiğini çok duyuyorum, o yüzden alışveriş işlerini şimdiden halletmek istiyorum. Bu haftaya kadar gayet rahat geldim ama bundan sonrasında nasıl bir 3 ay ile karşılaşacağımı kim bilebilir. O yüzden ben kendimi garantiye alayım diyorum.

Geçen gün Eminönü'ne gittim. Aman allahım, bebek bekleyen herkesin muhakkak gitmesi lazım, ne ararsan, hatta aramazsan orada var. İstediğin markanın istediğin şeyini orada bulabiliyorsun. Bu gidişim daha çok kendi elcağızımla yapacaklarım için kumaştı, kurdelaydı iplikti vs. almak içindi. Tabi birde bebek eşyaları için ön araştırma yapmaktı. İnternette malum hep okuyorum, oradan alışveriş yapanları falan, gerçekten gitmeye değer mi diye bi ön araştırma yaptım. Ve bana kalırsa değer diyorum. Neden değer diyorum, çünkü dışarıda mağaza mağaza gezip her alınacaklar için farklı dükkana girip çıkmaktansa, Eminönünde 1-2 dükkana girerek bütün ihtiyaçlar karşılanabilir diye düşünüyorum. Bir de çeşitleri bir arada görebildiğim için neye ihtiyacım var, benim bilmediğim ne var onları da görme şansım oldu. Kalite konusunda tereddütlüydüm en çok, yani kaliteli marka ve ürünler de bulunuyor mu acaba diye düşünüyordum ki evet onları da bulmak mümkünmüş. Özellikle 'Havuzlu Han' diye bir han var, orada bebek yatağından tutun loğusa pijamasına, bebek şekerine, herşeyi bulmak mümkün. Gitmişken fiyat bilgisi de aldım fakat dışarıdaki fiyatları şuan bilmediğim için uygun mudur değil midir kıyaslayamıyorum. Onun için de araştırma yapmam gerekiyor ama yine de çok fark olacağını sanmıyorum. Açıkçası hepsini bir çırpıda halledebilmek açısından ben oradan almayı düşünüyorum. Tabi bunun için yanımda eşimle gitmem gerekiyor, tek başıma bir kez daha gitmeyi göze alamam sanırım, zaten taşıyamam da. Kendimi hala eskisi gibi enerjik olacak gibi sanıyorum diye yazmıştım daha evvel. Hala öyle sanmaya ve yanılmaya devam ediyorum. Eminönü'ne gidiş geliş yolda geçen süre ve gezmeler dahil 4 saat sürdü ama sanki bütün günü sokaklarda gezerek geçirmiş gibi yorgun geldim eve. Bu kadar çabuk yorulmayı hala kabullenemiyorum ve bu yüzden de sanırım kendimi fazla zorluyorum. Evden çıkarken neredeyse seke seke tam enerjiyle çıkıyorum, sanki 6 aylık hamile olan ben değilmişim gibi, ama 15-20 dk yürüdükten sonra hızım kesilmeye başlıyor. Bir yandan da sakatlanan bileğim ağrımaya ve beni zorlamaya başlıyor. O yüzden uzun süreli ayakta durmalar beni aşırı yoruyor, ama yine de oturmak bilmiyorum. Evdeyken bile bütün gün ayaktayım. İşe giderken daha çok dinleniyordum gerçekten =)

Yani durum o ki, artık bebek odasını düzenlemeye başlıyorum. Kafamda birtakım planlarım var, onları hayata geçirmek için ise önümde yaklaşık 3.5 ay var (hatta şuna 3 ay diyelim). Önceliğim tabiki işin dikiş kısmı, onları aradan çıkarırsam gerisi kolay zaten =)

Bizim ufaklık beni azıcık otururken yakalamasın, başlıyor tepinmeye. Sanırım annesi hiç yerinde durmadığı için o da yoruluyor olmalı, dört gözle oturmamı bekliyor belli ki =) Tekmelediği anları hiç kaçırmak istemiyorum, hemen karnımı izlemeye başlıyorum, sanki yüzünü ayaklarını görebilecekmişim gibi =) Düşünüyorum sürekli, elimi hissedebiliyor mu acaba diye, veya ona bakıyor olduğumu anlıyor mu diye. Sonuçta benim içimde, duygularımı da hissedebiliyordur gibi geliyor. Hatta öyle ki, bazen kafamdan geçenleri bile anladığını düşünüyorum, kötü şeyler düşünmemeye, özellikle de doğumdan korktuğumu düşünmemeye çalışıyorum. Bunlar hep fazla fantastik diziler kitaplar okumamdan kaynaklanıyor tabi, bazen abartı düşünceler aklıma gelebiliyor =)

Bebeğim için sağlıklı beslenmeye bayağı takmış durumdayım. Mümkün olduğunca herşeyi kendim yapmak istiyorum ve deniyorum da. Dün ilk defa kendi yoğurdumu yaptım, gayette güzel oldu. Ama kaç gün dayanacak bilemiyorum tabi. Bebeğim için elimden gelen en sağlıklı şeyleri tüketmeye çalışıyorum. Bu konuda çok bilgi sahibi değilim ama araştırıyorum sürekli, neler yapabileceğimi, nasıl beslenmem gerektiğini. Neyse ki artık kış geliyor ve meyve tüketimim daha da artacak. Malum kışlık meyvelerde daha çok vitamin var. Sık sık mandalina alıp sıkıyorum. İçecek olarak hazır ürünlerden uzak duruyorum, kendim hazırlıyorum hep. Bir tek sütü almak durumundayım tabi=) Onu da AOÇ alıyorum, içlerinde en çok güvendiğim onun sütü çünkü. Yoğurt yapmak için artık açık süt alacağım, onun da tadı bir harika. Komşumuz sayesinde öğrendim, onlar güvenerek alıyormuş, yıllardır çocuğuna da içiriyor ve yoğurdu da onunla yapıyormuş. Bende güvenebilirim diye düşündüm. İnternette bu sütlerle ilgili, pastörize sütü öneriyorlar aslında ama insan neye inanacağını bilemiyor ki. Herkes çıkarları doğrultusunda bir şeyleri övüp, bir şeyleri yerin dibine sokuyor. O yüzden çokta dikkate almamaya çalışıyorum söylenenleri.

Neyse, bugün benim biraz çenem düşmüş olmalı =) Vakit ayırıpta bilgisayarın başına oturabilirsem, hazırlamış olduğum ihtiyaç listemi ve beslenmeyle ilgili araştırmalarımı paylaşmak istiyorum. Umarım doğumdan önce bunu yapabileceğim =))

Bu hafta bebeğim ve ben;

*Bebeğimiz yaklaşık 500 gr olmuş ve yaklaşık 30 cm civarıymış
*Artık yağ depolamaya başlamış
*Buruşuk olan derisi pürüzsüz hale gelmeye başlamış
*Nefes telleri hazırlığını sürdürürken, burun delikleri de nefes alabilmek için açılıyormuş
*Annelerin genital bölge temizliğine çok dikkat etmesi gerekiyor, mutlaka pamuklu çamaşırlar giymeli, soğuk yerlere oturmamalıyız.
*Artık hareketlerimiz giderek ağırlaşıyor, egzersize önem vermeliyiz. Ancak egzersiz sırasın çok yorulursak, başımız dönerse vs. biraz dinlenerek devam etmeliyiz.
*24-28 haftalar arası glikoz testi yapılıyor. Hamilelik şekeri olup olmadığı kontrol ediliyor. Bunla ilgili bazı hamilelerin yaptırmak istemediklerini duydum. Bebeğe bu şeker yüklemesinin zarer verebileceğine dair birtakım söylentiler var. Fakat epey araştırdım, verilen doz 50 gr. Ve bu 50 gr glikozu eminim hamilelik sırasında çok daha fazlasını zaten çeşitli gıdalardan alıyoruz. Zararı olsa şekerden tamamen uzak durun denirdi. Ayrıca doktoruma da sordum, yapılması gerektiğini ve sakıncasının olmadığını söyledi. Çünkü eğer bir rahatsızlık var ise, bebeğin iri doğması ve zor doğum yapılması gibi olumsuz etkileri olabiliyormuş. Eğer ilk testte ölçüm sonucu 140 mg üstünde çıkarsa testi tekrarlıyorlar, ama altındaysa gerek kalmıyor. Bakalım, ben bayramdan sonraki hafta yaptıracağım, umarım herşey normal çıkar.

23. Hafta

Bebeğinizi neler bekliyor?

Bebeğiniz artık iyice gelişti. Hareket hissi sayesinde dans ettiğinizi hissedebilecek. Radyoyu açın ve sevdiğiniz bir şarkıda salınmaya başlayın. Bebeğiniz yaklaşık olarak 28 cm uzunluğunda ve mango büyüklüğünde. Kıyafetlerinizin altında hareket ettiğini fark edebilirsiniz. Ciğerlerindeki kan damarları, nefes alışverişinde ve kulakları dış dünyaya hazırlık amacıyla gelişmeye devam ediyor. Bebeğiniz köpek havlaması veya elektrik süpürgesi seslerine alışmaya başladı. Dünyaya geldiğinde bu sesler onu rahatsız etmeyecek.

Sizi neler bekliyor?

Bulunduğunuz ve önümüzdeki haftalarda özellikle yaz ayları ise, gün sonlarına doğru ayaklarınız ve bilekleriniz şişmeye başlayacak. Bacaklardaki sirkülasyonun yavaşlamasının yanı sıra, kanınızın vücuttaki suyu tutma kimyasından ötürü şişmeler ortaya çıkmaktadır. Bunlara ödem adı verilir. Bebeğinizi doğurduktan sonra vücudunuzdaki fazla sudan kurtulacaksınız. Doğum sonrası birkaç gün sıkça tuvalete çıkmanın ya da terlemenizin sebebi de bu sudan kaynaklanacaktır. Sol tarafınıza yatmaya, uzun süre hareketsiz kalmamaya, fırsat buldukça bacaklarınızı havaya dikmeye çalışarak bu ödemleri en aza indirgeyebilirsiniz.
Hamilelikte belli bir miktar suyun vücutta tutulup ödem oluşması normaldir ancak aşırı ödem pre-eklampsi adı verilen ciddi bir hastalığın işareti olabilir. Ayaklarınız ve bileklerinizde ani ve aşırı şişme, el yüz ve göz çevrelerinizde şişkinlik olursa hemen doktorunuza başvurmanız gerekir.

Kaynak: Acıbadem Hastanesi