Sabırsızım, heyecanlıyım...
Son haftalar artık bir yandan çok hızlı geçerken bir yandan da bitmek bilmiyor. Gözüm her baktığım yerde bebeğimi görmek istiyor, ellerim onun ellerini tutmak, burnum onun kokusunu içine çekmek istiyor. Uykuya dalmadığım her anım onu hayal ederek, onu düşünerek geçiyor. Evet, ben anne oluyorum, ve bunun için içimde inanılmaz bir mutluluk var.
40 haftalık birlikteliğimizin giderek sonlarına yaklaşıyoruz ve evet içimdeki hareketlerine çok alıştım, tekmelerine, durmadan dönüşüne ve bunları izlemeye çok alıştım ve bunun bitecek olması bir yandan üzücü. Ama onun hareketlerini artık her detayıyla görmek duymak izlemek arzum tabi ki çok daha fazla. Annelik ne kadar farklı bir mutluluk, bilemiyorum bu duyguyu verebilecek bir ikinci şey var mıdır şu dünyada. Kadın olmanın getirdiği en büyük nimet bu işte.
Bugün duygusalım, aslında epeydir hamilelik duygusallığı var üzerimde. Ama öyle bir koşturmaca içerisine hapsettim ki kendimi, duygularımı kendimle tartışacak zaman bile bulamaz oldum. Oysaki bir annenin hayatında tek dinlenerek, kendini dinleyerek geçirebileceği şu vakti huzur içerisinde geçirebilirdim. Ama yapım böyle ne yapalım, dinamik yaşamak içimde var, sürekli kendime program çıkarak ve kendi çıkardığım işlere sanki mecburmuş gibi acele etmek, bazen strese sokmak, deadline'ı varmış gibi yetiştirmeye çalışmak. Ben de bu şekilde yaşamayı seviyorum ne yapalım, hamilelik de bu yönümü değiştiremedi, beni ara sıra da olsa tembelleşmek gerektiğine ikna edemedi.
İnsanlar sürekli anneliğin zor taraflarını anlatıp duruyorlar, belki şimdiden kendimi hazırlamam için anlatıyolar ama ben hiçbirine kulak asmıyorum. Bu zamana kadar kimsenin önerilerine söylediklerine kulak asmadım, hep bildiğime inandım o doğrultuda hareket ettim, annelik konusunda da farklı olamayacağım. Anlatılanlara kulak asmıyorum. Uykusuzlukmuş, yorgunlukmuş, mızmızlıkmış, gezememekmiş, ev işi yapacak zaman bulamamakmış vs vs. Ben bunlara inanmıyorum, yani tabi ki hayatımın eskisi gibi olmasını beklemiyorum ama hayatımın onunla oturacak bir düzeni olacak ve ben bundan hiçbir zaman şikayetçi olmayacağım. Çünkü düzen benim elimde ve düzen olan yerde zaten rahatsızlık olmaz diye düşünüyorum. O yüzden bu tarz anlatımlar beni korkutmuyor. Doğanın düzeni bu, her kadın anne olmak için yaratılmış ve hayatına bir anne olarak da mükemmel bir şekilde devam edebilecek potansiyel hep var, yeter ki o potansiyeli kullanmasını bilsin.
Kendime biraz durağan bir an yaratmışken çenem açıldı, ama yapılacak işlerim olduğunu yine ne yazıkki hatırladım ve kopardı beni yine iç dünyamdan =)
Son haftalar artık ufaktan kendini göstermeye başladı. Hala günlük hayatıma çok da engel yaratacak bir durumla karşılaşmadım ama tabiki enerjimdeki değişim kendini epey hissettiriyor. Benim gibi bütün gün gezip tozan, iş yapan ama yorgunluk bilmeyen biri için elbette büyük bir değişim. 15-20 dk.lık yürüyüş bile nefes nefese kalmama sebep olabiliyor. O yüzden artık tek başıma evden çıkmamaya çalışıyorum. Toplu taşımalara da binmemeye çalışıyorum çünkü kalabalık yerlerde üzerime panik duygusu gelmeye başladı son zamanlarda, panikle beraber tansiyonum düşmeye, gözüm kararmaya başlıyor. Hamileliğimin ilk aylarında bu hal sadece metroya bindiğimde oluyordu fakat geçen günkü ikea ziyaretimizde fark ettim ki kapalı+kalabalık her ortamda aynı şey oluyor artık. Bunun sebebini bilemiyorum, hamileliğe yoruyorum ama başka bir sebebi yoktur umarım. Yine son zamanlarda olan bir başka şey ise, biranda kulaklarıma kadar ateş basıyor, durduk yere, ve sonra yaklaşık 1 dk sonra yavaştan geçmeye başlıyor. Bazen de nefesim daralır gibi oluyor, veya kalbim sanki aşırı heyecanlanmışım gibi güm güm atıyor. Geçen cumartesi kontrolüm vardı ve bunları doktorumla görüştüm. Ateş basması aynı anda nefes daralmasıyla beraber oluyorsa bir rahatsızlığın işareti olabilirmiş. Bende ikisi de aynı anda olmuyor dedim ama yine de endokrin doktoru ile görüşmemi önerdi, ona görüneceğim bakalım. Bir de yine yeni başlayan birşey, sanki tuvaletimi kaçıracakmış gibi bir his geliyor bazen, biraz sistit gibi ama sistit değil. Tuvaletten çıktıktan hemen sonra da olabiliyor, ama tuvalette ağrı sızı yok. Doktorum bunun da normal olduğunu söyledi ama uzun süre devam ederse tahlil yapılacak bunun için.
Bebeğime gelince, sağlığı yerinde fakat bizimki ters dönmüş bu hafta. Önceki hafta kafası aşağıdaydı, sevinmiştim fakat bugün ters olduğunu duyunca biraz üzüldüm. Tabiki 36. haftaya kadar dönebilirmiş ama çoğunlukla şuanki haftada doğum pozisyonuna dönermiş bebekler, benimki ise düzken tersine döndü. Umarım düzelir ve normal doğumumu gerçekleştirebilirim. Olmazsa da tabiki canı sağ olsun, herşey yolunda gitsin de varsın sezeryan olsun ne yapalım=) Çok hareketli, yerinde durmuyor, o yüzden ümitliyim ondan =)
Son durum, ağırlığı 1640 gr olmuş, bense 8 kilo almışım bu zamana kadar. İkimizin de aldığı kilolar normal görünüyor. Fakat son zamanlarda ben biraz beslenmemi ihmal ettim doğruyu söylemek gerekirse. Dediğim gibi, işe güce öylesine kaptırdım ki kendimi, beslenme düzenimi bozdum. Bazen bir bakıyorum kahvaltıdan akşama kadar başka bir şey yememişim, aklıma gelmemiş hiç, açlıkta hissetmemişim. Bunun için belkide alarm falan kurmalıyım, yemek saatlerimi bana hatırlatsın diye. Bakalım, tekrar eski düzenimi kuracağım bu konuda da.
Ani hareketler ile ilgili söylenenler çok doğruymuş. Hani diyorlar ya, ani kalkmayın, ani dönmeyin, yavaş hareket edin vs. Benim gibi hep acelesi varmış gibi yaşayan biri için bu ne kadar zor olsa da ister istemez uyak zorunda kalıyorum artık. Çünkü ani hareketlerde kasıklarıma ağrı giriyor, hızlı yürümek istediğimde karnım aşağıya doğru baskı yapıyor ve beni engelliyor. Yani beden biz istesekte istemesekte tepki verererek bizi bazı şeylere dikkat etmeye zorunlu bırakıyor.
Bu hafta hamileliğin en keyifli kısmına geçtim, bebek odası hazırlıklarına. Oğlumun odası için yaptırdığımız gömme dolap nihayet geldi ve ben aldıklarımızı yıkayıp ütüleyip yerleştirmekle geçiriyorum vaktimi. Öyle minik şeylerki, çok keyifli. Evcilik oynuyor gibi hissediyorum kendimi, odasını süslemek ve düzenlemekten büyük keyif alıyorum. Ve tabi ki bütün gün kendimi kaptırınca akşam pilim bitmiş bir halde sızıp kalıyorum. Kendimi bukadar yoruyor olmaktan şikayetçi değilim, ama umuyorum bebeğime zarar veren birşey değildir, tek bei düşündüren o. Yoksa bütün günümü hazırlıklar peşinde koşarak geçirebilirim.
Bu hafta bebeğim ve bendeki değişimler:
*Bebeğimiz artık hızla büyüyor, vücudundaki yağ oranı artarak şişmanlamaya başlıyor.
*Bu dönemde kadınlar Braxton Hicks adı verilen sık ve rastgele kasılmalar hissedebilirmiş. Ortalama yarım saat sürüyormuş ve ağrısızmış. Ancak sürekli bir hal alırsa erken doğumun habercisi olabilirmiş.
*Göğsümüzden kolostrum adı verilen süt sızabilirmiş, öyle bir durum varsa göğüs pedi kullanabiliriz.
*Bu haftadan itibaren her hafta yaklaşık 500 gr alacakmışız, bunun yarısı bebeğimize gidecekmiş.
*Vücudunu kaplayan laguna adı verilen tüyler artık dökülüyor ve doğuma akdar dökülmüş olacaklar.
*Mide şikayetlerimiz artabilirmiş, bunun için az az ve sık yemek gerekiyormuş. Bebeğimiz büyüdükçe organlara baskı yaptığından mide yanması ve nefes darlığı olabilirmiş

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder