26 Ocak 2015 Pazartesi

Doğum Öncesi Hazırlıklar (Hastane hazırlıkları)

Bu konuyla ilgili aslında doğumdan önce yazmak istemiştim ama yoğun bir program içinde olduğumdan fırsat bulamamıştım bir türlü. Aslında iyi ki de sonraya kalmış, çünkü gerçekten neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu ancak yaşayınca görüyor insan.

Doğumdan 2-3 hafta öncesinde doğum çantamı hazırladım. Onunla ilgili internette epey araştırma yapmam gerekti, çünkü hastanede nelere ihtiyacım olacağı konusunda biraz kararsızdım. Ve fazla eşyaya karşı olan yapım dolayısıyla da mümkün olduğunca az ve öz, en zorunlu ihtiyaçların ne olduğunu bilmem gerekiyordu. Zaten genel olarak 'doğum çantası ihtiyaç listesi' bir iki farklılık dışında hep aynı. Öyle olunca da herkes gerekli diyorsa at çantaya diyerek hazırlığımı yaptım. Ama teoride gerekli olacak denen şeylerin birçoğuna hiç el sürmeden de geri getirdim. Çünkü hastane zaten bebekle ilgili herşeyi bize sağlıyormuş (tabiki herşeyi faturaya ekliyorlar, niye sağlamasınlar =)

Doğum çantasında olması gerekenler ve benim de gerekli diye düşünüp hazırladıklarım şu şekildeydi;

-2 adet tulum
-1 adet alt-üst bebek takımı
-2 adet body
-2 çift eldiven
-2 adet şapka
-Bebek bezi
-Islak mendil
-Bez mendil
-2 çift bebek çorabı
-Bebek şampuanı
-Bebek losyonu
-Bebek havlusu
-2 adet battaniye
-Kendim için 1 adet gecelik (önü düğmeli)
-Kendim için önden düğmeli 1 adet pijama takımı
-Sabahlık
-Kendim için iç çamaşırı
-2 adet emzirme sütyeni
-Lohusa kilotu
-Ped
-Makyaj malzemesi
-Banyo ve el havlusu
-Meme ucu kremi
-Hastane çıkış kıyafeti
-Göğüs pedi

İşte böyle bir çantamız vardı. Fakat bunların ne kadarını kullandın derseniz %90 ına hiç dokunmadım diyebilirim. Bir kere dediğim gibi, hastane bebekle ilgili herşeyi kendisi sağlıyordu zaten, Çorabına kadar hiç bir şeyi kendi götürdüklerimizden kullanmadık. Hatta hastaneden çıkarken bile kullanmadık çünkü zaten o halini yine bizden başka kimse görmeyecekti. Çocuğu boşuna soyupta ağlatmak istemedik =) Oysaki onu fener bahçe tulumuyla çıkarmak gibi bir düşüncemiz vardı =)

Kendimle ilgili götürdüklerimdense bir kısmını yine boşuna götürmüş oldum. Örneğin makyaj malzemesi =) Çünkü doğum sonrası gerçekten makyaj yapacak halde değildim, nasıl göründüğüm umurumda değildi. Zaten sancısız, tersiz bir doğum geçirdiğim için çokta kötü durumda görünmüyordum. Ama dediğim gibi, kötü görünüyor olsaydım da makyajı umursamazdım o esnada.

Pijama mı gecelik mi konusunda tereddüte düşmüş ve ikisini de yanıma almıştım. Ama sezaryen sonrası kesinlikle gecelikmiş. Hem alttan kanama olduğu için, sürekli doktor gelip kanamayı kontrol ediyor, hem sonda takılıyken pijama çok rahat olmazdı, hem de ameliyat yerine pijama lastiği denk gelmemesi gerektiği için gecelik kesinlikle şartmış. Az kalsın gecelik götürmeyi düşünmüyordum. Gecelik kullanınca doğal olarak sabahlık ta iş yaptı, koridorda gezinirken lazım oluyor.
Loğusa külotlarını hastanede kullandırtmadılar, normal külot giymemi söylediler ama ben hastaneden çıkarken giydim. İyiki de giymişim, normal külotlar ameliyat yerine denk geldiği için rahatsız ediyordu, fakat loğusa külotları biraz daha bol olduğu için daha rahattı. Zaten bir de kanamadan ötürü bebek bezi gibi kocaman bir bez bağlıyorlar altına, o yüzden loğusa külotları da işime yaradı epey bir süre.
Emzirme sutyenini hastanede kaldığım sürede giydirtmediler. Neden giyme dediler bilmiyorum ama keşke dinlemeseymişim. İlk günler göğüs uçlarım zaten çok sızlıyordu, birde geceliğin kumaşı uçlarına değdikçe dayanılmaz oluyordu. Oysaki sutyen takmaya başlayınca rahatladım, sürtünen bir şey olmayınca daha az acıyor ve hatta acısı geçti bile.
Götürdüğüm meme ucu kremini de kullanmadım. Doktor bana başka bir krem verdi, 'garmastan'  marka. Önceki kullandığım lansinoh markaydı, fenada değildi fakat sürümü pek hoşuma gitmemişti. Bu krem daha iyi geldi, epey rahatlattı beni. Ama hastaneden gelince pek kullandığımı söyleyemeyeceğim. Çünkü göğüs uçlarım acıyor diye hastanede doktorum bana silikon vermişti, onu kullanmaya başlayınca acısı da epey azaldı. Bir de, anne sütü kremden daha iyiymiş. Her emzirme sonrası sütünüzden biraz ucuna sürün deniyor. Ben de o yüzden ekstra kreme gerek duymadım. Zaten ne olur ne olmaz bebeğe zararı yok dense de belki olabilir, kim bilir. Çatlak, yara vs olmadığı sürece kullanmam herhalde.



Çantamız dışında, görmeye geleceklere yönelik birtakım ufak hazırlıklarımız da oldu. Gerçi çok uğraşamadım yoğunluktan zaman ayırıpta fakat elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştım.

Bebek şekerleri için kokulu taş yapan bir bayandan sipariş vermiştim. Fakat doğuma 2 gün kala düşündüm ki o taşlar yetmezse ne olacak, yedekte bir şeylerim daha olmadı dedim ve kendi ellerimle minik yıldızcıklar yaptım.
Bunlar baykuşçuk taşlarımız =)


Bunlar da benim son dakika yapmış olduğum yıldızcıklarım. Gönül isterdi ki daha da güzellerini yapayım ama vakit ancak bu kadarına yetti ne yapalım. Hamileliğin son zamanlarına iş bırakmamak gerekiyormuş gerçekten.

Bu da yine benim hazırlamış olduğum sepet. Yine son dakikaya kalınmış bir çalışma ama fena da olmadı sanki=) 



Kokulu taşlar yetmeyecek diye yaptığım yıldızlar, taşlardan önce tükendi =) Sanırım el emeğim olunca herkesin daha çok hoşuna gitmiş olacak ki öncelikli onları tercih ettiler, bende mutlu oldum tabiki =))

Oda süslemesi için hastanenin doğum paketini almıştık, oradan geldiler süslediler. Çok basit bir süsleme oldu ama onu da son güne bıraktığımız için daha iyisi için fırsatımız olmadı.

Gelenlere ilk sözlerini yazdırmak için defter ve kalem de koyduk, hastaneye gelen herkese yazdırdık. Hastanenin de öyle bir ikramı varmış aslında ama bilmediğimiz için biz kendi defterimizi hazırladık. Eşimin iş arkadaşı fuardan bizim için defter almıştı, bende son akşam kalem ayarladım ona ve gelenlere uzattık. Henüz yazılanları okumadım ama =)


Ayrıca ben de bebeğim için doğumdan önce günlük tutmaya başladım. Henüz düzenli yazamıyorum, oğlumdan vaki bulamadığım için fakat yakında onuda düzene sokacağım inşallah.

22 Ocak 2015 Perşembe

2 haftalık bir anneyim artık =)



Minik erkeğime kavuştum ve 2 haftamızı doldurduk bile. Günlerim öyle yoğun geçiyor ki, oğlum dışında hiçbir şeyle ilgilenemeyecek durumdayım. Böyle olacağını hiç beklemiyordum desem doğru olur. En azından arada 1-2 saat kesintisiz uyur da ben de işime gücüme, en önemlisi de uykuma bakabilirim sanıyordum. Ama hiçte beklediğim gibi olmadı. Bu 2 hafta lohusalıkla birleşince pekte toz pembe geçmedi, geçmiyor.
Bloğuma yazmak için azıcık bir zaman nihayet 2. hafta sonunda bulabildim. Ama bizim ufaklık her an uyanabilir ve yazım yarıda kalabilir =) O yüzden öncelikle anlatmak istediğim konuya direk girmek istiyorum. Duygu ve düşüncelerim, ve doğum sonrası psikolojik-ruhsal durumumla ilgili kısmı diğer yazımda anlatacağım (artık bir daha ki boş kalabildiğim zamanda =)

Birkaç hafta önce belli olduğu üzere, sezeryanla doğum yaptım malesef. Evet, gerçekten de malesefmiş çünkü kadınların enden sezeryanı normal doğumdan daha çok istediklerini, daha kolay bulduklarını anlamış değilim. Sanırım o sancıları çekmeyi kat kat yeğlerdim sezeryan sonrası o 2 günü yaşamaktansa.Hatta doğum anındakilere bile yeğlerdim. Hiç böyle olacağını beklemiyordum tabiki. Çünkü çoğu kadın sezeryanın daha kolay olduğuna inanıyorsa vardır bir haklı tarafı diye düşünmüştüm. Doğuma gayet rahat girdim, tek korkum epidural kısmıydı doğumun. Çünkü sonrasında hiçbir şey hissetmeyeceğim sanıyordum, doğumdan sonra makyajımı yapıp mutlu mesut fotoğraflar çekileceğim sanıyordum. Ama sadece sanmakla kaldım.

Gelelim o sabaha..

Oğlumun şansına havanın buz gibi olduğu, kardan dolayı yolların buzlandığı, ve biz de kara hazırlıksız olduğumuzdan ne zincir ne kar lastiği olmadan çıkmak zorunda olduğumuz bir güne denk geldi. Neyseki sabah sorun yaşamadan hastaneye vardık. Sezeryandan 2 saat önce hastanede olmamız gerektiğinden, biz de kardan ötürü işimizi garantiye alıp erkenden çıktık yola, epey de erken hastanede olduk tabi. Odamıza yerleşince ilk işimiz fotoğrafçıyı çağırmak oldu. Doğum öncesi bebişim karnımdayken birkaç fotoğraf istedim, malum hamilelik boyunca pek fotoğraf çekilme şansım olmadığından içimde kalmıştı. Fotoğraf işlerimiz bitince hemşireler damar yolu için geldiler, tansiyonumu ölçtüler falan derken bende ufaktan bir heyecan başladı. Ne de olsa hayatımda ilk kez hastaneye yatıyordum. Saat 11.e yaklaşırken artık ameliyat önlüğünü giyme vaktim gelmişti. Giyindim ve sabırsızlıkla beni almaya gelmelerini bekledim. Ben yürüyerek ameliyathaneye gitmeyi bekliyordum, acemilik işte=) beni yatağıma yatırıp yatakla odadan çıkartırlarken heyecan doruk noktasına ulaştı. O ana kadar doğum yapacakmış gibi hissetmiyordum hiç. Her şey rüya gibi geliyordu, işin gerçekliğini ancak yatakla odadan çıkartılıpta ameliyathaneye giderken idrak edebildim. Hele de ameliyathane önünde bir sürü hemşire-doktorun koşturmaca içinde benim için hazırlık yapıyor olduğunu görünce içime korku da gelmedi desem yalan olur. Ben sanki doktor kontrollerinde ultrasona girer gibi doğum yapacağım sanıyordum, doktorum ve bir iki hemşireden başka kimse olmayacak, sakin bir şekilde her şey olup bitecek sanıyordum. Ne çok yanlış sandığım şey varmış =) Hepsi acemilik işte. Ameliyathaneye girince beni ameliyat masasına aldılar ve epidural için anestezi doktoru geldi. Doktorun yaklaşımı o kadar önemli ki, herkes çok iyiydi, beni rahatlatmak için ellerinden geleni yaptılar. Anestezi doktoru beni yan yatırdı ve bacaklarımı olabildiğince karnıma çekmemi istedi. Önce ince bir iğne soktu belimden ve sonrasında kateteri uyguladı. Benim en çok korktuğum şey olan o an aslında en hissetmeyeceğim şeymiş. Doktor tamam dediğinde gerçekten şaşırdım çünkü bir şey hissetmedim. Bir süre sonra bir elektriklenme oldu ve sol bacağımı oynatamamaya başladım. Sağ bacağımda etkisi epey geç başladı anestezinin. Her aşamasında doktor ne yaptıklarını ne hissedeceğimi tek tek söylüyordu, panik yapmayayım diye. Bu da benim rahatlamamı sağladı tabi ki. Epidural kısmı bittikten sonra doğum başladı. Evet, acı hissetmedim gerçekten, ama karnımda yaptıkları her adımı tek tek hissettim. Önümde perde vardı fakat ben sanki her şeyi görüyor gibiydim. Sonda takılmasından bebek çıkarılana kadar her şeyin farkındaydım. O baskıyı hissetmek gerçekten çok zormuş, ama oğlumun çıkarıldığı an karnımdaki kıpırdanmayı hissettiğimde işte geliyor dedim. Ve bir anda etrafı çığlık basıverdi, oğlum artık dünyaya gelmişti. O an o kadar duygulandım ki, başladım ağlamaya. Sürekli 'benim bebeğim mi o' diyordum. Çünkü gerçekten rüya gibi geliyordu bana. Bebeğimi 'anneyle temasa geçsin' diyerek yanıma getirdiler. Yüzünü gördüğümde öyle güzel bir duyguydu ki. Sonra yıkamaya götürdüler ve benim için zor anlar başladı tabi..Dikiş aşaması. Karnımdaki ağrıyı hafifletmek için beni hafiften uyuşturdular, benim gözler gitmeye başladı. Zaten sonrasını pek hatırlamıyorum. Odaya getirilişim ve üzerimi giyinişimi hiç hatırlamıyorum.

O ilk gün fena değildim, epiduralin etkisiyle ağrı fazla hissetmedim. Sonda çıkarılana kadar kalkmamamı söylemişti doktor, yatarken her şey iyiydi o yüzden. Fakat birkaç saat sonra sonda çıkarılıpta ayağa kalkınca ağrılar kendini göstermeye başladı. Üstüne bir de gaz çıkartmam konusundaki doktor baskısı eklenince daha da sıkıntı bastı beni. Ameliyat sonrası gaz çıkartmak çok önemliymiş, hatta çıkartmadan hastaneden taburcu etmeyebiliyorlar da. Onun için sık sık yürüyüş yapmam gerekiyordu fakat yataktan kalkmak tam bir işkenceydi. Bir yandan karnımın her yerinde ağrı, bir yandan epiduralin olduğu yerdeki ağrı yürümemi çok zorlaştırdı. Yine de yatarken çok sıkıntım yoktu. Fakat ikinci gün artık epiduralin de etkisi geçince durumum epey zorlaştı. Doktor çok ağrım olursa epiduralin düğmesine basmamı söylemişti fakat ben yine de mümkün olduğunca basmamaya çalıştım. İlaçlarla ayakta durmak istemedim, bir şekilde dayanmam gerektiğini düşündüm. Sonuçta epidural de çıkarılacak ve onsuz da dayanmam gerekliydi. İkinci gün akşamında çıkartıldı da zaten. En azından belimdeki rahatsızlıktan kurtuldum.Hastanede geçen iki gecem çok yorucu geçti. Bir yandan ağrılardan ötürü hareket edemiyorum, bir yandan da oğlum uyumama fırsat vermediği için uykusuz geceler daha oradayken başladı benim için. Hemşireler sağ olsun gece 3 saatliğine bebek odasına götürdüklerinde biraz uyuma fırsatım oldu. 3. gün artık taburcu olma vaktim geldiğinde, hala tuvalete çıkamamıştım ama doktorum problem olmayacağını, hastanede stresten ötürü de zor olduğunu söyledi ve beni taburcu ettiler. Bir anda ne olduysa benim ağrılar kesildi, ayağa kalkmakta zorlanan ben, odanın içinde dört dönmeye başladım. Öyle rahatlamıştım ki normale dönünce, ama sanki biri düğmeye basmış gibi bir anda iyi olmam da ilginçti doğrusu =)

Ve böylece evimize geldik, günden güne daha da toparladım kendimi. Hatta çok hızlı toparladım. Evet, şuanda karnımda ufak ağrılar var dokunduğum zaman ama hayatımı etkileyecek kadar değil. Aldığım kiloların da hepsini ilk birkaç günde verdim. Tabi karnımdaki sarkma henüz toplamadı kendini, umuyorum onu da kısa sürede toparlarım. Eski kıyafetlerimin bir kısmına henüz giremiyorum, onları da giyebildiğim zaman ben döndüm diyebileceğim =)

Hastane maceram işte böyleydi. Hayatımda ameliyat masasına yatacağımı düşünmezdim ama güzel bir sebeple onu da yaşamış oldum. Ve evet, ilk gün hatta günler 'bir daha doğum yapmicam ' diyip durdum. Hatta bunu doğum esnasında da sürekli içimden tekrarladım. Şimdi ufaktan o kadar da katı bakmıyorum ama denildiği gibi 'birinciyi yapınca ikinciyi de istiyor insan' diye de düşünemiyorum şuan hala. Ve mümkünse normal doğum öneriyorum. Onun nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum ama en azından doğumdan sonra geçiyor. Ama sezeryanda kesik-dikiş durumları olduğundan dolayı onun etkisi çok çok uzun sürüyor. Şuan normale dönmüş olsam da daha bir süre ağır kaldırmamam, spor yapmamam, çok zorlamamam gerekiyor. Yani yine de eski halime henüz tam olarak dönebilmiş değilim. Ama normal doğum yapsaydım şu ankinden çok daha iyi durumda olurdum.

Bu arada hastaneyle ilgili düşüncelerime gelecek olursak, çok memnun kaldım. Tüm doktor ve hemşireler o kadar ilgiliydi ki. Ayrıca hastanenin sunduğu hizmetlerden de çok memnun kaldım. Böyle bir durumda yaklaşım çok önemli, rahat hissettirilmesi çok önemli.

Evet, hayatımda yeni bir dönem başladı. Henüz çok taze herşey ve tepetaklak durumda. Ama zamanla düzene girecek her şey ve ben de bunu dört gözle bekliyorum. Hastaneden sonrasıyla ilgili duygu ve düşüncelerimi, ilk haftalarda yaşadığım sıkıntı ve mutlulukları paylaşmak istiyorum fakat bunun için biraz daha zaman lazım. Oğlum şuan tüm vaktimi alıyor =) O zamana kadar, ben kaçar =))

3 Ocak 2015 Cumartesi

37+6 Hafta



Yeni bir yıla girdik, ve yeni yıl hediyemi almama da artık günler kaldı. Hayatımda aldığım belkide en güzel hediye olacak bu. Çok heyecanlıyım, ve tarif edemeyeceğim garip duygular içerisindeyim. Kimi iyi kimi kötü duygular, karman çormanım yani. Tabi ki, bebişim için hep güzel duygular var içimde, onun heyecanı mutluluğu bambaşka. Ama bir yandan hayatımdaki büyük değişimi de düşünmeden yapamıyorum. Hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı korkusu sarıyor beni. En çokta yalnız kalamayacak olma düşüncesi beni strese sokuyor. Yanlış anlaşılmasın, bireysel yalnızlık değil bahsettiğim, son 2 aydır yeterince yalnız kaldım eşimin işte olduğu günler. Benim bahsettiğim yalnızlık eşimle ve oğluşumla, kendi küçük ailemle kalmak istediğim yalnızlık. Son günlerde eşime daha bir fazla bağlandım bu yüzden, evde olduğu her an ördek yavrusu gibi peşindeyim, sanki son günlerimizi doya doya yaşamak ister gibi =) Evet, şartlar maalesef benim çocuğuma tek başıma bakmamı engelliyor, önce lohusalıkta yalnız kalamayacak olmam, sonrasında ise işe başlamam gerektiği için oğluma birinin bakması şart. Hal böyle olunca da bu konuda en güvendiğim kişi, kayın validemin bizimle kalması şart oldu. Bu konuda tabi ki şikayetçi olamam, dediğim gibi şartlar bunu gerektiriyor, başka bir yolu yok. Ama yinede işte mahremiyet ihtiyacı şimdiden sardı beni.

Neyse, işin güzel taraflarını konuşmak daha iyi olacak şuan sanırım. Evet, 2014 iyisiyle kötüsüyle bitti. İyi ki de bitti. 2015 in benim -bizim senemiz olduğunu hissediyorum. Daha seneye başlamamızla en büyük güzellik bizi karşılayacak zaten, ve senenin bundan sonrasında da her şey çok daha güzel olacak. 5 gün sonra oğlumu kucağıma alacağım, onun mis kokusunu içime çekeceğim, nefesini dinleyeceğim, bundan daha güzeli var mı=)

Doğum heyecanı sabırsızlığımın en büyük sebebi, fakat ondan sonraki sebebi de artık bende yarattığı fiziksel ve psikolojik rahatsızlık. Geceleri uyuyamamak, sağa sola dönememek, sürekli tuvalete çıkmak beni bitkin düşürüyor artık. Gün içinde sürekli uykum var, gece olsun hiç istemiyorum. Gündüzleri ne kadar iyiysem, akşam ve sonrasında geceleri de bir o kadar kötü geçmeye başladı. Bir yandan şikayetçi olmamam gerektiğini düşünüyorum, malum bu zamana kadar gayet rahat bir hamilelik geçirdim. Ama bir yandan da artık rahatlamak istiyorum, en azından fiziksel olarak normal halime dönmek istiyorum.

Gelelim doktor görüşmelerime. Son haftalar artık her hafta görüşmeye gidiyoruz. Önce geçen cumartesi günü olan görüşmeden bahsetmek istiyorum. Doktoru beklerken beni önce NST.ye aldılar yine. Bu sefer eşim de yanımdaydı, sıkılmadım o yüzden =) Ama sonlara doğru hemşire gelipte 3-4 kez kasılma olduğunu görüp telaşlı şekilde doktorumu çağırınca bir an için beni ateş bastı diyebilirim. Dedim herhalde beni doğuma alacaklar. Doktorum beni hemen muayene etti ve rahim ağzının daha açılmadığını, her şeyin normal olduğunu, bunların da hazırlık kasılmaları olduğunu söyledi. Bende rahatladım tabi ki. Rahatladım çünkü daha kafamdaki planlarımı tamamlamamıştım bebişimle ilgili yapmayı düşündüğüm. Neyse, sonra her  zamanki gibi ultrasona girdim, oğlum gayet iyiymiş, ama son 1 haftada hiç kilo almamış, 2800 gram olmuştu, bende 100 gr bile almamıştım. Bunu duyunca canım sıkıldı tabi. Neden kilo almamış, benden dolayı mı, ben mi iyi bakamadım diye düşünmeye başladım. Üzerine herkesin de 'az yiyosun ondan' demesi tuz biber oldu tabi. Ama bu gün doktor beni rahatlattı, bugünkü ölçümünde 3200 gr olmuş oğlum. Bir hafta arayla yapılan ölçümde doğru sonuç alınamayabiliyormuş doktorun dediğine göre.Yani oğlumun kilosu gayet iyi =)) Ben de 1 kilo daha almışım, şuanda 11 kiloya gelmiş durumdayım. Önceki hastane ziyaretimizde bir de anestezi doktoru ile görüştürdü bizi doktorum. Ne şekilde istediğimi sordu, ben epidural istedim, belden uyuşturulayım ve oğlumun doğumunu göreyim istedim. Doktor kendisinin de aynı şeyi önereceğini söyledi ve nasıl uyguladıklarını tek tek anlattı.Ben hastaneye geldikten itibaren nasıl bir yol izleneceğini bana bir bir anlattı, doktorun yaklaşımı çok önemli gerçekten. Bu zamana kadar acıbadem hastanesinde gittiğim tüm doktorlardan pozitif elektrik aldım, hepsi birbirinden sempatik ve cana yakındı. Anestezi doktorunda da durum aynı oldu. Daha sonra benden birde kan tahlili istedi, doğumdan önce mutlaka yapılması gerekiyor bunun, bende hazır gitmişken yapılsın dedim. Bugün doktorumun dediğine göre sonuçlarda bir problem yokmuş, her şey yolunda. Bugünkü kontrolde bir umut doktorum belki dönmüştür dedi ama yok yine dönmemiş bizimki, biliyorum zaten dönmedi=)

Bundan sonraki hastane ziyaretimizde artık kucağımda oğlumla beraber döneceğiz, ne kadar güzel değil mi=))) Oğlum da benim kadar sabırsız sanırım, son günlerde daha da hareketlendi. Artık geceleri de durmuyor yerinde. Belkide benim uyumuyor olduğumun farkında olduğu için o da uyuyamıyordur bilmem ki. Gece o kadar fazla dönüyorum ki rahat pozisyonu ararken, o da rahatsız oluyordur belki.

Kafamdaki planlar dediğim şeyleri nihayet bitirdim bu hafta. Yani aslında hala şunu da yapsam diye kendime iş çıkarasım var ama durduruyorum kendimi. Çünkü artık dinlenmeye çok ihtiyacım var, bari son 3-4 günümü dinlenerek geçireyim diyorum. Ama o kadar sıkıcı ki, alışık değilim boş oturmaya işte. Ne tv izleyesim geliyor ne yatasım geliyor. Kitap okuyayım diyorum ama o da hemen uykumu getirdiği için yatma saatine doğru okuyorum onu da. Ne kafa nede vücut boşluğu kabullenemiyor =)

Bu hafta bebeğim ve ben:

*Artık kasılmalar sıklaşarak daha uzun süreli olmaya başlıyormuş
*Akıntımız artabilirmiş
*Bebeğimiz artık yeterli koordinasyonu sağlayabiliyormuş, yani elleri ile cisimleri rahat bir şekilde kavrayabilirmiş
*Bebeğimizin bütün organları gelişimini tamamlamış durumdaymış fakat beyin gelişimi devam ediyormuş.
*Artık göğüslerimiz bebeğimize süt verebilmek için hazırlıklara başlamış, bu yüzden göğüs uçlarından sarı bir sıvı gelebilirmiş buna kolostrom deniyormuş. Kolostrom bebek için çok önemliymiş, ilk emzirmede bu sıvı geliyormuş ve bol protein içerdiğinden bebeğin bunu içmesi onun için çok faydalıymış.