22 Ocak 2015 Perşembe
2 haftalık bir anneyim artık =)
Minik erkeğime kavuştum ve 2 haftamızı doldurduk bile. Günlerim öyle yoğun geçiyor ki, oğlum dışında hiçbir şeyle ilgilenemeyecek durumdayım. Böyle olacağını hiç beklemiyordum desem doğru olur. En azından arada 1-2 saat kesintisiz uyur da ben de işime gücüme, en önemlisi de uykuma bakabilirim sanıyordum. Ama hiçte beklediğim gibi olmadı. Bu 2 hafta lohusalıkla birleşince pekte toz pembe geçmedi, geçmiyor.
Bloğuma yazmak için azıcık bir zaman nihayet 2. hafta sonunda bulabildim. Ama bizim ufaklık her an uyanabilir ve yazım yarıda kalabilir =) O yüzden öncelikle anlatmak istediğim konuya direk girmek istiyorum. Duygu ve düşüncelerim, ve doğum sonrası psikolojik-ruhsal durumumla ilgili kısmı diğer yazımda anlatacağım (artık bir daha ki boş kalabildiğim zamanda =)
Birkaç hafta önce belli olduğu üzere, sezeryanla doğum yaptım malesef. Evet, gerçekten de malesefmiş çünkü kadınların enden sezeryanı normal doğumdan daha çok istediklerini, daha kolay bulduklarını anlamış değilim. Sanırım o sancıları çekmeyi kat kat yeğlerdim sezeryan sonrası o 2 günü yaşamaktansa.Hatta doğum anındakilere bile yeğlerdim. Hiç böyle olacağını beklemiyordum tabiki. Çünkü çoğu kadın sezeryanın daha kolay olduğuna inanıyorsa vardır bir haklı tarafı diye düşünmüştüm. Doğuma gayet rahat girdim, tek korkum epidural kısmıydı doğumun. Çünkü sonrasında hiçbir şey hissetmeyeceğim sanıyordum, doğumdan sonra makyajımı yapıp mutlu mesut fotoğraflar çekileceğim sanıyordum. Ama sadece sanmakla kaldım.
Gelelim o sabaha..
Oğlumun şansına havanın buz gibi olduğu, kardan dolayı yolların buzlandığı, ve biz de kara hazırlıksız olduğumuzdan ne zincir ne kar lastiği olmadan çıkmak zorunda olduğumuz bir güne denk geldi. Neyseki sabah sorun yaşamadan hastaneye vardık. Sezeryandan 2 saat önce hastanede olmamız gerektiğinden, biz de kardan ötürü işimizi garantiye alıp erkenden çıktık yola, epey de erken hastanede olduk tabi. Odamıza yerleşince ilk işimiz fotoğrafçıyı çağırmak oldu. Doğum öncesi bebişim karnımdayken birkaç fotoğraf istedim, malum hamilelik boyunca pek fotoğraf çekilme şansım olmadığından içimde kalmıştı. Fotoğraf işlerimiz bitince hemşireler damar yolu için geldiler, tansiyonumu ölçtüler falan derken bende ufaktan bir heyecan başladı. Ne de olsa hayatımda ilk kez hastaneye yatıyordum. Saat 11.e yaklaşırken artık ameliyat önlüğünü giyme vaktim gelmişti. Giyindim ve sabırsızlıkla beni almaya gelmelerini bekledim. Ben yürüyerek ameliyathaneye gitmeyi bekliyordum, acemilik işte=) beni yatağıma yatırıp yatakla odadan çıkartırlarken heyecan doruk noktasına ulaştı. O ana kadar doğum yapacakmış gibi hissetmiyordum hiç. Her şey rüya gibi geliyordu, işin gerçekliğini ancak yatakla odadan çıkartılıpta ameliyathaneye giderken idrak edebildim. Hele de ameliyathane önünde bir sürü hemşire-doktorun koşturmaca içinde benim için hazırlık yapıyor olduğunu görünce içime korku da gelmedi desem yalan olur. Ben sanki doktor kontrollerinde ultrasona girer gibi doğum yapacağım sanıyordum, doktorum ve bir iki hemşireden başka kimse olmayacak, sakin bir şekilde her şey olup bitecek sanıyordum. Ne çok yanlış sandığım şey varmış =) Hepsi acemilik işte. Ameliyathaneye girince beni ameliyat masasına aldılar ve epidural için anestezi doktoru geldi. Doktorun yaklaşımı o kadar önemli ki, herkes çok iyiydi, beni rahatlatmak için ellerinden geleni yaptılar. Anestezi doktoru beni yan yatırdı ve bacaklarımı olabildiğince karnıma çekmemi istedi. Önce ince bir iğne soktu belimden ve sonrasında kateteri uyguladı. Benim en çok korktuğum şey olan o an aslında en hissetmeyeceğim şeymiş. Doktor tamam dediğinde gerçekten şaşırdım çünkü bir şey hissetmedim. Bir süre sonra bir elektriklenme oldu ve sol bacağımı oynatamamaya başladım. Sağ bacağımda etkisi epey geç başladı anestezinin. Her aşamasında doktor ne yaptıklarını ne hissedeceğimi tek tek söylüyordu, panik yapmayayım diye. Bu da benim rahatlamamı sağladı tabi ki. Epidural kısmı bittikten sonra doğum başladı. Evet, acı hissetmedim gerçekten, ama karnımda yaptıkları her adımı tek tek hissettim. Önümde perde vardı fakat ben sanki her şeyi görüyor gibiydim. Sonda takılmasından bebek çıkarılana kadar her şeyin farkındaydım. O baskıyı hissetmek gerçekten çok zormuş, ama oğlumun çıkarıldığı an karnımdaki kıpırdanmayı hissettiğimde işte geliyor dedim. Ve bir anda etrafı çığlık basıverdi, oğlum artık dünyaya gelmişti. O an o kadar duygulandım ki, başladım ağlamaya. Sürekli 'benim bebeğim mi o' diyordum. Çünkü gerçekten rüya gibi geliyordu bana. Bebeğimi 'anneyle temasa geçsin' diyerek yanıma getirdiler. Yüzünü gördüğümde öyle güzel bir duyguydu ki. Sonra yıkamaya götürdüler ve benim için zor anlar başladı tabi..Dikiş aşaması. Karnımdaki ağrıyı hafifletmek için beni hafiften uyuşturdular, benim gözler gitmeye başladı. Zaten sonrasını pek hatırlamıyorum. Odaya getirilişim ve üzerimi giyinişimi hiç hatırlamıyorum.
O ilk gün fena değildim, epiduralin etkisiyle ağrı fazla hissetmedim. Sonda çıkarılana kadar kalkmamamı söylemişti doktor, yatarken her şey iyiydi o yüzden. Fakat birkaç saat sonra sonda çıkarılıpta ayağa kalkınca ağrılar kendini göstermeye başladı. Üstüne bir de gaz çıkartmam konusundaki doktor baskısı eklenince daha da sıkıntı bastı beni. Ameliyat sonrası gaz çıkartmak çok önemliymiş, hatta çıkartmadan hastaneden taburcu etmeyebiliyorlar da. Onun için sık sık yürüyüş yapmam gerekiyordu fakat yataktan kalkmak tam bir işkenceydi. Bir yandan karnımın her yerinde ağrı, bir yandan epiduralin olduğu yerdeki ağrı yürümemi çok zorlaştırdı. Yine de yatarken çok sıkıntım yoktu. Fakat ikinci gün artık epiduralin de etkisi geçince durumum epey zorlaştı. Doktor çok ağrım olursa epiduralin düğmesine basmamı söylemişti fakat ben yine de mümkün olduğunca basmamaya çalıştım. İlaçlarla ayakta durmak istemedim, bir şekilde dayanmam gerektiğini düşündüm. Sonuçta epidural de çıkarılacak ve onsuz da dayanmam gerekliydi. İkinci gün akşamında çıkartıldı da zaten. En azından belimdeki rahatsızlıktan kurtuldum.Hastanede geçen iki gecem çok yorucu geçti. Bir yandan ağrılardan ötürü hareket edemiyorum, bir yandan da oğlum uyumama fırsat vermediği için uykusuz geceler daha oradayken başladı benim için. Hemşireler sağ olsun gece 3 saatliğine bebek odasına götürdüklerinde biraz uyuma fırsatım oldu. 3. gün artık taburcu olma vaktim geldiğinde, hala tuvalete çıkamamıştım ama doktorum problem olmayacağını, hastanede stresten ötürü de zor olduğunu söyledi ve beni taburcu ettiler. Bir anda ne olduysa benim ağrılar kesildi, ayağa kalkmakta zorlanan ben, odanın içinde dört dönmeye başladım. Öyle rahatlamıştım ki normale dönünce, ama sanki biri düğmeye basmış gibi bir anda iyi olmam da ilginçti doğrusu =)
Ve böylece evimize geldik, günden güne daha da toparladım kendimi. Hatta çok hızlı toparladım. Evet, şuanda karnımda ufak ağrılar var dokunduğum zaman ama hayatımı etkileyecek kadar değil. Aldığım kiloların da hepsini ilk birkaç günde verdim. Tabi karnımdaki sarkma henüz toplamadı kendini, umuyorum onu da kısa sürede toparlarım. Eski kıyafetlerimin bir kısmına henüz giremiyorum, onları da giyebildiğim zaman ben döndüm diyebileceğim =)
Hastane maceram işte böyleydi. Hayatımda ameliyat masasına yatacağımı düşünmezdim ama güzel bir sebeple onu da yaşamış oldum. Ve evet, ilk gün hatta günler 'bir daha doğum yapmicam ' diyip durdum. Hatta bunu doğum esnasında da sürekli içimden tekrarladım. Şimdi ufaktan o kadar da katı bakmıyorum ama denildiği gibi 'birinciyi yapınca ikinciyi de istiyor insan' diye de düşünemiyorum şuan hala. Ve mümkünse normal doğum öneriyorum. Onun nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum ama en azından doğumdan sonra geçiyor. Ama sezeryanda kesik-dikiş durumları olduğundan dolayı onun etkisi çok çok uzun sürüyor. Şuan normale dönmüş olsam da daha bir süre ağır kaldırmamam, spor yapmamam, çok zorlamamam gerekiyor. Yani yine de eski halime henüz tam olarak dönebilmiş değilim. Ama normal doğum yapsaydım şu ankinden çok daha iyi durumda olurdum.
Bu arada hastaneyle ilgili düşüncelerime gelecek olursak, çok memnun kaldım. Tüm doktor ve hemşireler o kadar ilgiliydi ki. Ayrıca hastanenin sunduğu hizmetlerden de çok memnun kaldım. Böyle bir durumda yaklaşım çok önemli, rahat hissettirilmesi çok önemli.
Evet, hayatımda yeni bir dönem başladı. Henüz çok taze herşey ve tepetaklak durumda. Ama zamanla düzene girecek her şey ve ben de bunu dört gözle bekliyorum. Hastaneden sonrasıyla ilgili duygu ve düşüncelerimi, ilk haftalarda yaşadığım sıkıntı ve mutlulukları paylaşmak istiyorum fakat bunun için biraz daha zaman lazım. Oğlum şuan tüm vaktimi alıyor =) O zamana kadar, ben kaçar =))
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder