8 Şubat 2015 Pazar

Anneliğin ilk 1 ayı



Evet, gerçekten insan hiçbir şeye vakit ayıramaz oluyormuş ilk aylarda. Yani bu kadar da hayatımın tek 'şeyden' ibaret olacağını beklemiyordum.
Zor bir 1 ay geçirdim, hem psikolojik hemde fiziksel açıdan sıfıra yaklaşmıştım. Neden mi, nedenleri sırayla anlatacağım.
Öncelikle en büyük sorunumuz tabiki uyku oldu. Ne zaman uyuduğu belli olmuyordu. Uyutmak da bir o kadar zor, ama onu uykuda tutmak daha da zordu (hala da zor). Tam uyuyor diyorum yatağına koyuyorum, hoop sanki hiç uyumamış gibi gözler kocaman açılıyor. Sürekli savaş veriyoruz uyusun diye. Bir yandan da beslenme düzensizliğimiz de eklenince, 24 saat bana yapışık bir bebek düşünün. İlk hafta yükselen sarılık değeri sebebiyle oğlum iki ayrı geceyi fototerapide geçirdi. Sarılığın düşmesi için de sık sık emzirmem gerektiğinden, tüm günü memede geçirdik. Benim zaten yerlerde gezen psikolojim, tüm bu yorgunlukla birleşince düşünün halimi. Ama yinede Allah güç veriyor işte, o minik, tatlı yüzüne bakınca insana bir enerji geliyor. Öyle gel gitlerle geçirdik haftaları bir şekilde. Sürekli gün saydım, hani 40 ı çıkınca biraz düzene girer deniyor ya (güya) bende o umutla sürekli gün saydım. (Hala da sayıyorum, bu sefer de 3 ay dolsun diye sayıyorum. O zaman biraz daha düzene giriyormuş deniyor, göreceğiz.)
Bu süreçte kayın validemin çok yardımı dokundu. Başta, zaten altüst olmuş düzenim içinde birde evde kalabalık yaşamak, ev düzenime bir başkasının el atması, ben hiçbir işe yetişemez durumdayken başkasının benim evimin işlerini yapıyor olması çok rahatsız etmişti. Sürekli, evde oğlum ve kocamla yalnız kalma isteğimi eşime söyleyip duruyordum. Ama yalnız kalıpta işin içinden çıkmanın ne kadar zor olduğunu görünce 'aman gitmesinler hep burda kalsınlar' diye düşünür oldum. İlk yalnız başıma olduğum gün gayet güzel geçti, beklediğim gibi zor olmadı. O gün kendimce bir programa başladım. Artık 3 saatlik periyotlar halinde emzirip, ardından birsüre oyalayıp sonrasında uyutacaktım. İlk gün bunu başardım. İkinci gün o yüzden daha az gergin başladım güne. Ama kendi kendime nazar değdirmişim, o gün dayanılmaz oldu. Bizimkinin gaz sancısı tuttu (oyüzden olduğunu sanıyorum) öğlen 2 den akşam 9a kadar neredeyse aralıksız ağladı. O kadar gerildim ki, emzirdim, altını değiştirdim, karnına masaj yaptım, eğlendirmeye çalıştım, hiçbirisi kar etmedi. Benim gerginliğim arttıkça o daha da huzursuzlaştı tabi, hissediyor yavrucak. Eşim gelince ona devrettim, bir süre sonra sakinleşti neyseki. O gün dedim ki yok arkadaş, henüz yalnız kalamayacağım ben, ertesi günü kendi annemi çağırdım. O da ameliyatlı olduğu için ayakta duramıyor ama en azından bana manevi desteği bile yeter dedim, iyi de demişim. Gerçekten ilk 1-2 ay birilerinin desteği önemliymiş, buna kesin olarak inandım. Elbet yalnız olacağımız günler de gelecek, biraz sabır :)
Oğlum kilo olarak baya hızlı gidiyor. Mama takviyesi gerekmedi hiç. Haftada 200-250 gr alması normalken, benimki 400 gr aldı, tosuncuk olma yolunda ilerliyor :) oysaki aşırı da emzirmiyorum. ;15 er dk emzirme süresinden bahsediliyor ama benimki ikisi birden toplasan 15 dk sürmüyor emmesi. Ya çok hızlı emiyor yada emdiği kadarı bile epey vitaminli :) 
İlk başlarda boş bakan gözleri artık ayı dolmasına yakın daha dikkatli bakar oldu, sanki kim olduğumu anlıyor gibi. En çok istediğim şey gülümsemesi. Bazen öyle tatlı gülümsüyor ki, ama istem dışı. Bilerek, bana bakarak, mutlu olduğu için gülümseyeceği günleri iple çekiyorum. O tatlı gülüşü, dudağının yanındaki gamzesini mutluluktan çıkardığını görmek istiyorum.
Gaz sıkıntısından bahsetmiştim ya, o günden sonra 'sab simplex' diye bir ilaca başladım. O çok ağladığı 2 gün oğlum gaz neredeyse hiç çıkarmadı diyebilirim. Ama ben yinede sürekli masaj yaparak, bisiklet hareketi yaptırarak onu rahatlatmaya çalıştım. Sonraki günler o şekilde ağlaması olmadı tekrar, zaten gazını da çıkarmaya başladı. Bilmiyorum, ilacın etkisi mi yoksa zaten düzelecek miydi. Artık sık sık, neredeyse her emzirme sonrası masaj ve bacak hareketleri yaptırıyorum oğluma, her seferinde de epey gaz çıkartıyor, yine de bitmiyor tabi :) 
Uykusunda sürekli hareket halinde, elleri kolları hiç durmuyor. O yüzden hafif, yarı kundak yapıyoruz hep. Kollarını battaniyesiyle sarıyorum ki her hareketinde yüzüne çarpıp kendisini uyandırmasın. Ama çokta sıkı yapmıyorum ki kemikleri yamulmasın, birde derin uykuya geçince nasıl başarıyorsa eller çıkıyor dışarı ve 'teslim ol' şeklinde yukarı kalkmış oluyor :) o haline bayılıyorum, zaten uyurken öyle masum ki, hele de derin uykudayken. İlk başlarda sık emzirmek için onu sık sık uyandırmak zorunda kalıyordum, öyle zor geliyordu ki, kıyamıyordum. Zaten zar zor uyuyor, bir de uyandırmak zorunda olmaya dayanamıyordum. Ama yapmak zorundaydım, sarılığı bu sayede atlattı, ki uzun bile sürdü. Normalde ilk 15 günmüş risk, sonrasında ortadan kalkıyormuş. Ama bizimki birkaç gün daha sürdü, çünkü ilk yükseldiğindeki değer epey yüksekti, 22.4 idi. Bu sarılığın en büyük sebeplerinden biri kan uyuşmazlığıymış. Anne 0 grubu olupta bebek başka kan grubundan olduğu zaman yüksek olasılıkmış, aynen bizdeki gibi. Ama bir çok bebekte olan bir durum olduğu için canımı sıkmadım. Tabiki 2 gece oğlumdan ayrı kalmak zordu ama Allah daha uzunlarını göstermesin.
İnsanoğlu büyük konuşmamalı, doğumdan önce şunu yapmam,  bunu böyle yaparım dediğim hiçbir şey olmadı. Mesela emzik kullanmam dedim, hatta son güne kadar almayı bile düşünmemiştim. Yine de ne olur olmaz deyip sepete atmıştım bir tane. İşte o bizim kurtarıcımız oldu. Uyutmanın başka yolunu bulamadık, emzikle uyutuyoruz. Ama bizimki hiç istemiyor ağzına almak. Biz zorla ağzına ittirdikçe o diliyle atmaya çalışıyor. Tabi sonunda biz galip geliyoruz :) nasıl bir etkisi varsa, emzik ağzına girince gözleri kapanmaya başlıyor, tabi bundan daha fazla ne mutlu eder beni:) Ama ona zorla vermeye çalışıyor olmak içimi burkuyor, yüzü buruştukça üzülüyorum. Bizimki zaten silikon olmasından ötürü mü bilmiyorum hiçbir şeyi kabul etmiyor. Sarılık zamanı süt sağıp silikon kaşıkla onu veriyorduk, hala da vermeye çalışıyoruz, başlarda kadehten olsun kaşıktan olsun gayet saldırarak içiyordu. Ama bir anda istemez oldu. Öyle ki sanki canını yakıyormuşuz gibi çığlık çığlığa. Aynı gün göğsüme emzirirken taktığım silikon başlığı da istememeye başladı, bıraktım bende onu. Emziği dersen zaten hiç bir zaman istemedi, zorla tıkıyoruz hep ağzına. Bir anda ne oldu da böyle aşırı tepki verir oldu bilmiyorum. Tabi bunlara alışmaması açısından iyi birşey.
Yapmam dediğim bir diğer şey de, sallamaya alıştırmam diyordum. Hatta almış olduğumuz beşiğin sallanma özelliğini hiç kullanmam diyordum ama şuan onun sallanmadığını düşünemiyorum. O kadar büyük bir rahatlık oldu ki, iyi kide almışız diyorum. İlk haftalarda gündüz beşikte gece park yatağında yatırıyordum fakat artık geceleri de beşikte yatırıyorum. Çünkü onu uyutmak için bir saat başında durmak gerekiyor ve park yatakta bunu yapmak çok zor, geceleri üzerine eğilmekten belim ağrıyordu ve yatamıyordum da. Oyüzden beşikte yatırıyorum ve gece boyunca hem yattığım yerden yüzünü görebiliyorum hemde derin uykuya geçene kadar pışpışlayıp sallayabiliyorum.
Kucağa alışması en çekindiğim şeylerden biri. Ama almamak da elde değil, yavrum orda ağlarken yüzüstü bırakamam ki, başka türlü sakinleşmiyor. Ama artık giderek ağırlaşıyor ve uyanık olduğu her süreyi kucağımda geçirmek çok yoruyor beni. Oturmaya başlasa onu oyalamak biraz daha rahat olur sanıyorum.
Öyle böyle 40 ını doldurdu bizim ufaklık. Mevlüdünü kayınvalidemlerde yaptığımız için 40 uçurması denilen şeyide yapmış olduk. Oğlum ilk gezmesine de çıktı, hasta ilk yatılı misafirliğini de yaptı :) benim de loğusalık bitti, artık daha az bunalımlıyım. En azından daha az kafaya takıyorum gereksiz şeyleri. He ama hassasiyetim, duygusallığım devam ediyor ve anne olduğum sürece de bundan kaçış yok. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder