25 Aralık 2015 Cuma

Annelik 10 ve 11. Ay

Epey ara verdim yine, oyüzden son 2 ayı beraber yazayım dedim. Bizimki öyle hareketlendiki, artık hiçbir şeye vakit bulamaz oldum. Hiç yerinde durmuyor, heryeri kurcalamak istiyor. Kendi tutunup kalkmaya başladığından beri hareketliliği ikiye katlandı. Ama bir okadar tatlılığı da arttı. Onu izlemeye hiç doyamıyorum. Bazen hala rüya gibi geliyor, bu benim çocuğum mu diyorum :) öyle boş boş izliyorum onu, hareketlerini, en çokta mimiklerini. Yüzünde her biri birbirinden tatlı birsürü ifade oluşuyor. Çok şükür ki mutlu bi bebek, sürekli ağlaması, huysuzluğu yok. Olabilecek en rahat anneliği yaşatıyor bana, ufak tefek zorlukları da olsun tabi.
Artık tek elinden tutup yürüyor. İlk seferde biraz zorlamam gerekti, kolayına geldiği için hemen kendini yere bırakıp emeklemeye başlıyor ama ben ısrarla oturtmadım ve yürümeye başladı. Tek elimizden tutuyor ama hiç güç almıyor bizden aslında, azıcık cesaret etse tutunmadan yürüyecek. Gün içinde artık sürekli yürütüyorum. Odaya götüreceğim zaman kucağıma almayıp yürütüyorum, tembellik yapmasın diye. Doğum gününe yürümüş olsun istiyorum ama olmayacak galiba. Bakalım.
Doğum günü için de ufaktan araştırmaya başladım. Henüz sadece araştırma yapıyorum, nasıl bi konsept olsa, ne hediye yapsam vs. Biraz hızlanmam lazım, 1 ay kaldı, günler çok çabuk geçiyor malum...
Son günlerde diş problemi başladı. İlk dişlerde pek sorun yaşamamıştık ama bu seferkiler biraz kök söktürüyor kuzuma. Gece hiç uyanmayan çocuk, yarım saatte bir ağlayarak uyanıyor, kucağımda zor susturuyorum. Rahatsızlık çektiği belli. Biran evvel çıksada kurtulsak artık. Yemekdüzeni de bozuldu. Herşeyi yiyen çocuk, en sevdiği çorbayı bile yemiyor, zorla veriyoruz. Umarm kalıcı huylar olmaz bu değişiklikler..

4 Aralık 2015 Cuma

Ispanaklı yoğurtlu çorba



Malzemeler;

Ev yapımı yoğurt
Ispanak
Pirinç
Tel şehriye
Et veya tavuk suyu
1 yemek kaşığı un
1 yumurta sarısı

Bir kenarda yoğurt, yumurta sarısı ve unu karıştırıyoruz. Tencereye pirinçlerimizi koyup hafif yumuşayana kadar bir miktar suda haşlıyoruz. Sonra içine ıspanaklarımızı, et veya tavuk suyumuzu ve şehriyeyi ekliyoruz ve bir iki karıştırdıktan sonra yoğurt karışımımızı yavaş yavaş  ekliyoruz. Ispanaklar yumuşayınca çorbamız hazır. Rondodan geçirmeye gerek olmuyor, içindekiler bebeğimizin yutabileceği yumuşaklıkta oluyor. 
Bebişlerimize afiyet olsun.

Elmalı kek


Oğluma epey kek tarifi araştırdım. Aşağı yukarı tarifler birbirine çok benzer zaten. Bebek için olunca, her malzemeyi kullanamıyoruz sonuçta. Bundan önceki denememde hüsrana uğramıştım. Kekin içi resmen sıvı hamur kalmıştı. Ama ikinci denediğim tarifte (tabi biraz değiştirdim tarifi kendimce) daha başarılı oldum. İçinde kabartma tozu olmadığından, biraz basık bi kek oluyor ama oğlum çok sevdi. Tadı da fena değil, içine elma koyup tatlandırdım ben. Ama isteğe göre, yedirirken üzerine pekmez de sürebilirsiniz.

Malzemeler;

2 yumurta
3 yemek kaşığı ev yapımı yoğurt
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 orta boy rendelenmiş elma
3 yemek kaşığı tam buğday unu
2 yemek kaşığı normal un 
1 çay kaşığı karbonat
1 yemek kaşığı limon suyu

Tarifte aslında keçiboynuzu özü de kullanmışlardı fakat 1 yaş altı çocuklar için önerilmediğinden, ben onun yerine un miktarını artırdım. Un olarak aslında bebeklere sadece tam buğday unu öneriyorlar fakkat, açıkçası sadece onunla yaptığım kek pek güzel olmadı. Bende iki unu karıştırarak yapmaya başladım. 
Öncelikle sıvı malzemeleri (yumurta, yoğurt ve zeytinyağı) çırpma teliyle karıştırıyoruz. İçine rendelenmiş elmayı ekliyoruz. Ardından, bir kenarda limon suyu ve karbonatı karıştırıyoruz. Sonra un ve karbonatı sıvı malzemelere ekleyip telle iyice karıştırıyoruz. Kıvamına göre un gerekirse ekleyebiliriz. Elma sulandırdığı için un miktarı biraz değişebiliyor. Zaten normal keke göre biraz daha akışkan bir kek hamuru oluyor. Daha önceden 180 dereceye ayarlanmış fırında 30 dk pişiriyoruz.
Bebişlerimize afiyet olsun ...:)

1 Aralık 2015 Salı

Çalışan anne bunalımı

İşte o gün geldi nihayet. Geldi gelmesinede, içimde bir hüzün bi duygusallıkki sormayın. Şu minnacık adamdan ayrılmanın bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. Ki daha işbaşı yapmadım bile. Hayatımda 11 ayda ne kadar büyük yer edinmiş kendine meğer, ne kadar alışmışım ona. Çalışmayı herşeyden çok istiyordum ne yalan soylim. Evet, anne olmak, onunla 24 saatini geçirmek harika. Ama sadece anne olmakla yetinemeyenlerdenseniz (benim gibi) işte o zaman gelsin bunalımlı günler. Öyle etkiliyorki hayatını, hele de bebeğine ayırman gereken motivasyonunu... Her adımında, her gülüşünde, her yeniliğinde yanında olmaktan ne kadar mutluysamda, kumda kendime ait bir ayak izimin olmaması çok can sıkıcıydı. Evinin kadını, çocuğunun anası kadınlardan olamadım ben. Kariyer peşinde, çalışan anne olmak istedim hep.... İstedimde, şimdi niye bukadar duygusalım? Sanki oğlumu elimden almışlar da onu birdaha göremeyecekmişim gibi geliyor. Tüm gün yaptığı yaramazlıklardan, şebekliklerden bihaber olacağım. Eve geldiğimde uyku saati yaklaşmış, uyku huysuzluğuna bürünmüş, gündüzki enerjisinin büyük bir bölümü sönmüş bir yavrucak bulacağım. Buda beni haliyle çok üzüyor. Ve geçici bir süre değil, hep böyle devam edecek bu durum. Çalışmak için yanıp tutuşurken, bu açıdan hiç bakamamıştım duruma. O kadar bunalmıştımki işsizlikten, çalışınca oğlumsuz kalacağımı hesaba katamamıştım. Ama şimdi dank etti, ve hiçte iyi olmadı. 
Bakalm, zamanla alışacağım elbet, her çalışan anne gibi. Ama kolay olmayacağı kesin...