27 Aralık 2014 Cumartesi

36+4 Hafta-Doğum tarihi belli oldu :))



Ve heyecan iki katına çıktı :) Ve-fakat sıkıntılarda başladı. Pazartesi kontrolümüz vardı ve öncesinde NSTye girdim. NST , bebeğin kalp atışları ve hareketlerini izleme yöntemiymiş. Basit ama sıkıcı bir işlemdi bana göre. Bunun için biri kalp atışlarının en çok duyulduğu yere kalp atışlarını dinlemek için , diğeri de karnın üst kısmına kasılmaları kontrol etmek için iki alet bağladılar. 20 dakika öyle yatar vaziyette bekledim , sıkıcı olan kısım buydu :) Sonuçlarda bir problem çıkmadı neyse ki :) Doktorumla görüşmemizde maalesef bebişimin hala dönmediğini gördük -ki zaten biliyordum, karnımın üstünde hala top yutmuşum gibi şişlik var :) o yüzden sezeryan kesinleşti, dolayısıyla tarihte belirlendi. 8 ocak saat 11.de bebişime kavuşmak için doktor kolları sıvayacak :) Beklediğimiz tarih daha ilerisi olduğu için ben bir panik durumuna geçtim tabiki. Bir yandan aşırı heyecan, bir yandan planladığım şeyleri yetiştirebilecek miyim düşüncesi birbirine karışmış durumda. Birde aksilik ya, tam bu koşturmaca panik halimde sancılarımın da başlayacağı tuttu. Birkaç gündür gecelerim işkenceye döndü. Sancılar yüzünden uyuyamıyorum, tam uykuya dalınca bu sefer de tuvalete kalkma gereği duyuyorum, öyle bir durumdayım işte. Bu haftaya kadar çok iyi gelmiştim, hiç sıkıntı çekmediğim için seviniyordum, sonuna kadar da öyle olacak sanıyordum. Ama olmadı, bu kadarı da olsun artık tabi ama gerçekten bu sancılar çok huzursuz edici. Hamilelikten önce de zaten her adet dönemi yaşadığım bir durumdu ama alışılmıyor işte yinede.
Bebişim bu hafta 2780 gr olmuş, bende son aldığım kiloyla 10 kilo almış oldum. Son 2 haftada herhalde 2 kilodan fazla almam gibi geliyor. Zaten iştahım da iyice kapanmış durumda. Yemek yapamıyorum, sadece isteksizlik değil, artık halimde yok mutfakta vakit geçirmeye. Şu sıra birinin gelip bana yemek yapmasını ne çok isterdim :) 
Sürekli uyur vaziyetteyim. Geceleri uykusuz kalmanın da katkısı vardır bunda. O yüzden, uykuyu hiç sevmeyen ben, ne zaman uyku bastırır gibi olursa hemen koyuyorum kafayı, iş güç hiç umurumda değil artık. Nihayet işler konusunda vurdumduymaz olabildim azda olsa, çünkü mecbur kaldım artık :) 
2 hafta sonra fiziksel ve ruhsal olarak normale dönmeyi umuyorum. Son günlerde ruhsal açıdan da oldukça sıkıntılıyım. Duygusallığın en üst noktasındayım, her an her şeye ağlıyorum, mutlu hissedemiyorum, isteksizim, huzursuzum... Ve bunlarında hiç bir sebebi yok, ortada beni bu duruma sokacak hiç bir neden yok ama ben bu ruh halimden yinede kurtulamıyorum.
Dediğim gibi, yapılacak çok işim var doğuma kadar, bu hafta her şeyi tamamlayıp, sonrasındaki günlerimi sadece dinlenerek geçirmek istiyorum. 

Bu hafta bebeğim ve ben;

*Bebeğimizin vücudunu saran tüylerin çoğu dökülüyormuş
*Bebeğimizin artık anne karnındaki zamanı dolmuş sayılıyormuş. 37-42 haftalar arası doğan bebeklerde zamanında doğum sayılıyormuş.
*Bebeğin normal şartlarda şuan baş aşağı durması gerekiyormuş. Ama benimki gibi ters olduğu durumlarda sezeryan gerekebiliyormuş.
*Bebeğimiz artık çok yer kapladığı için daha az ama sık yemek yemeliyiz, rahatsızlık duymamak için.
*Artık mide yanmamız azalacak ve bebeğimiz leğen kemiğimizin içine indiği için nefes almamızda kolaylaşacakmış. Ama diğer yandan da alt kaslarımızda basınç hissine sebep olacak ve yürürken rahatsızlık verebilirmiş.
*Braxton Hicks denen kasılmaları daha sık hissedecekmişiz. Braxton hicks nedir peki, gebeliğin son evresinde rahmimizi gerçek doğuma hazırlayan alıştırma kasılmalarıymış. Bunlar 30 sn civarı sürebildiği gibi 2 dk da sürebilirmiş.
*Artık ev işlerini bırakmalıymışız
*Gece uykularımız ağırlaşmış olabilirmiş fakat maalesef ben artık uyuyamaz oldum, sancılar yüzünden =(


18 Aralık 2014 Perşembe

35+4 Hafta



Bebişimle kendi çapımızda oyun oynuyoruz =) Evet oğlum okadar hareketli ki, bende karnımda onunla oynamaktan kendimi alamıyorum. Zaten başka birşeye konsantre olmak da ne mümkün =) Bu kadar harekete artık dönmüş olması lazım diyorum ama yok arkadaş, dönmüyor bir türlü. Zaten artık istese de dönecek yeri kalmadı oğluşumun. Ne yapalım, gidişat sezeryanı gösteriyor ama olsun, yeter ki sağlığı iyi olsun.
Cumartesi yine kontrolümüz vardı, oğlum 2550 gr olmuş, hızla kilo alıyor kuzum benim. Bende son görüşmeden sonra 1 kilo almışım. Hala kendime baktığımda karnım sanki hiç büyümüyor gibi geliyor ama aynada kendime yandan baktığımda her seferinde şok oluyorum =) Füze gibi bir karnım var şuan =) Kontrollerimiz artık sıklaşıyor, bundan sonra haftada bir gidecekmişiz. Daha sık göreceğim oğlumu demek ki=) Bir sonraki gidişim için doktoruma sormak için sorularım var. Hastane odasını görmek lazım, hastanenin doğum zamanı ne gibi şeyler sunduğunu bilmek lazım ( örneğin bebek bezi, göğüs pompası vs. gibi, boşuna taşımayalım onları veriyorlarsa ), çocuk doktoru nereyi kimi önerir, sezaryen olacaksam eğer bunun için normal doğumdan farklı olarak yanımda bulundurmam gereken şeyler var mı, sezaryen nasıl olacak vs vs... Bir daha ki kontrolde zaten anestezi doktoruyla da görüşecekmişiz.
Henüz 1 ayımız var fakat artık her an doğum olabilir diye dikkatli olmak gerekiyor. Umarım erken doğum olmaz ama olursa da hazırlıklı olmak gerek. Henüz hastane çantamızı hazırlamadım, bir o eksiğimiz kaldı. 2 gündür adet öncesi hafif kasık ağrıları olur ya hani, ona benzer bir ağrı duyuyorum. Kaç aydır o ağrıları duymamak çok güzeldi oysaki, adet görmemek ne güzel bir şeymiş diye düşünüyordum =) Ama sona yaklaştıkça benzer ağrılar başladı işte, dayanılmaz değil tabi ki adet zamanlarında olduğu gibi, ama rahatsız edici. Dün ilk kez hissettiğimde beni çantamı artık hazırlamam gerektiği konusunda tetikledi. Çünkü şuan aniden doğumum gelse o hazırlıklar eşime kalacak ve o neyin gerekli olduğunu, nerede olduğunu bulupta hastaneye getirene kadar ben hastaneden taburcu olurum zaten =) Hastane çantası için listem uzun zamandır hazır, internette epey araştırdım, nelerin gerekeceği konusunda herkes zaten aynı şeyleri söylüyorsa demek ki benimde listemde onlara yer vermem gerek. Ne kadar bana gereğinden fazla maddeler var gibi görünse de, tecrübeli kişileri dinlemek gerek.
Hala yapmayı planladığım bir dünya şey var, neden artık oturup dinlenmiyorum diye soruyorum kendime ama olabildiğince bebişim için elimden gelen her şeyi kendi ellerimle yapmak istiyorum. İhtiyaçlık şeyler değil bu kafamdaki şeyler, kendimi tatmin daha çok =)  Ama böyleyim işte ne yapalım.

Bu hafta bebeğimiz ve biz:

*Artık bebeğimizin içeride manevra alanı epey azaldı, tekmelere aynen devam etse de çok kıpırdayamayacakmış =(
*Bu hafta böbrekleri tamamen gelişmiş, karaciğeri de öyle
*Bu haftalarda yutma eylemini gerçekleştiriyormuş ve siyahımsı bir karışım olan mekanyumu yutacakmış, bu onun ilk bağırsak hareketiymiş. Doğumdan sonra yaptığı ilk dışkısının siyah ve yapışkan bir kıvamda olmasının sebebi de bu yuttuğu mekanyummuş.
*Normal şartlarda bebeğin kafası bu haftalarda artık aşağı dönmüş olması gerekiyormuş. Ama bizimki gibi dönmemekte direnebilir tabiki.
*Ellerimizde ve ayaklarımızda gözle görülür şişlik ve ödemler oluşacakmış (bende hala herhangi bir şişme olmadı hiç ) Bu yüzden fazla tuzdan doğuma kadar kaçınmak gerekiyor.
*Tuvalet ihtiyacımız daha artacakmış. 2-3 gündür belirgin şekilde sıklaştı, 10 dk.da bir bile gitsem yeridir yani. Bu kadar az su içiyorken nasıl bu kadar tuvaletim geliyor anlamıyorum =)

34.Hafta


Bebeğinizi neler bekliyor?

Bebeğiniz yaklaşık 2,5 kg ve 45 cm boyunda yani bir kavun boyutlarındadır. Bu dönemde, bebeğin yağ katmanları oluşmaktadır. Bu durum vücut ısısını düzenler ve yuvarlak hatlara sahip olmasını sağlar. Derisi hiç olmadığı kadar pürüzsüz olacaktır. Merkezi sinir sistemi ve akciğerleri oluşmaya başlamaktadır. Eğer erken doğum konusunda endişeliyseniz, 34-37 hafta arası doğan bebeklerin hiçbir sağlık problemi olmadan, sağlıklı bir şekilde doğduklarına sevinebilirsiniz. Yeni doğan servisinde kısa süreli gözlem altında bulunabilirler ama uzun vadede normal doğum sürecini tamamlayan bir bebek kadar sağlıklıdırlar.

Sizi neler bekliyor?

Bu hafta itibariyle, ilk 3 aylık dönemdeki yorgunluktan farklı olmak üzere yorgunluk tekrar baş gösterecektir. Fiziksel gerginliğiniz, düzenli aralıklarla tuvalete gittiğiniz için uykusuzlukla sonlanan geceleriniz, rahat bir pozisyon alma amaçlı yaptığınız dönme hareketleri sonucunda yorgunluğunuz ve bitkinliğiniz tamamen normal. Şimdi biraz doğum zamanı için enerji biriktirme ve yavaş hareket etme zamanı. Uzun süredir oturuyor ya da yatar pozisyondaysanız, bir anda ayağa kalkmayın. Ayak ve bacaklarınızda toplanan kan, bir anda kalkmanız sonucunda baş dönmesine ve geçici olarak tansiyonunuzun yükselmesine sebep olacaktır.
Kalçanızda, uyluğunuzda veya arkanızda, cildinizde ortaya çıkan kırmızı kabarcıklar ya da kaşıntılar fark ettiyseniz, bu gebelik kaşıntılı ürtiker papüller ve plaklar (PUPPP) olabilir. Bu kaşıntı ve plaklar hamile kadınların %1`inde görülmektedir. Bu durum zararsızdır fakat rahatsız edici olabilir. Doktorunuz daha rahat hissetmeniz için bir tedavi uygulayabilir. Gerekli duyduğu takdirde de bir dermatoloji uzmanına gitmenizi isteyebilir.
Son 3 aylık dönemde yatakta dönmek nerdeyse bir kabus gibidir. Çözüm olarak büyük beden saten pijamaları ve saten yatak çarşaflarını deneyebilirsiniz.

Kaynak:Acıbadem Hastanesi

10 Aralık 2014 Çarşamba

33.Hafta



Bu hafta bebeğimle ilgili en büyük gelişme, yüzünü görmek oldu sanırım =) Bu kadar net bir halini görmek beni çok duygulandırdı, sanki doğmuşta fotoğrafını çekmişiz gibi. Doktorum ultrasonda yanaklarını görür görmez hemen fotoğrafını bastı bize. İlk defa böyle güzel bir poz verdiği için o da kaçırmak istemedi tabiki=) Ama yanakları gerçekten tam ısırmalık, bakmaya doyamıyorum. Fotoğrafa bakılırsa babasına benzeyecek, hadi bakalım =))
Evet, bu hafta doktor kontrolümüz vardı, oğlumuz 2089 gr olmuş, zaten tombik yanaklarından da anlaşılacağı gibi haftasından ilerde gidiyor kilosu. Doktorun dediğine göre 1800 gr civarı oluyormuş ama bizimki biraz fazla gibi görünüyor. Tabi sağlığı yerinde. Ben önceki kontrolden sonra hiç kilo almamışım ama, herhalde oğlum direk benim kiloları kendine aldığı için o şişmanlarken ben aynı kalıyorum =) Şimdiye kadar toplamda 8 kilo aldım, doktora göre doğuma 11-12 kilo ile gideceğim yaklaşık. Tabi bu son 7 hafta içinde 4 kilo alabilirim gibi gelmiyor bana ama herkesin dediğine göre son ay en çok kilo alınıyormuş. Bakalım göreceğiz.
Artık ufak tefek rahatsızlıklarım olmaya başladı. Mesela göğsümdeki baskı sıklaştı, artık oturduğum yerde nefes nefese kalıyorum, göğsüm sıkıştığı için. Ayakta sabit duramıyorum uzun süre, kasıklarımda ağrı oluyor. Zaten çok fazla sık tuvalet ihtiyacı duyuyorum ve az bile olsa bana rahatsızlık verdiğinden ömrüm banyo yolunda geçiyor diyebilirim. Ev işlerini iyice boşladım, yapamadığım için içim hiç rahat etmiyor ama elimden gelen bir şey de yok. Artık beni çok zorluyor ve tansiyonum düşmeye başlıyor. O yüzden kendime boşver biraz daha idare et deyip duruyorum. Sonuçta oğlumun rahatı ve sağlığı daha önemli. Şunun şurasında ne kaldı ki, 1.5-2 ay sonra eski enerjime kavuşacağım nasıl olsa.
Bu haftaki kontrolümüzde de maalesef oğlum hala dönmemiş, 36. haftaya kadar bekleyecekmişiz. Ama artık dönmesi tabi ki güçleşti ve daha da güçleşecek. Ve dönmesi için yapılabilecek birşey yok beklemekten başka. Sürekli elimle kontrol ediyorum döndü mü diye ama hala kafası yukarıda. Bu arada onunla iletişim kurmaya başladım kendi çapımda. Kafası yukarıda olduğu için elimle yokladığımda hissedebiliyorum. Bazen kafasını okşuyorum ve hemen hareketlenmeye başlıyor, onunla iletişim kurduğumu görmek çok hoşuma gidiyor. Uzun süre hareketsiz durduğu aman endişeleniyorum ve her şey yolunda mı diye kafasını okşuyorum hemen. O da karşılık verince içim rahatlıyor.
Son 7 hafta nasıl geçecek bilmiyorum, hayatımda hiçbir şeyi istemediğim kadar çok istiyorum oğlumun doğmasını. Bütün gün onunla yatıp onunla kalkıyorum, düşünmeden duramıyorum işte ne yapayım =)



Bu hafta bebeğim ve ben:

*Bebeğimiz artık buruşukluğunu kaybederek görüntüsü belirginleşmeye başlıyormuş
*Merkezi sinir sistemi ve akciğerleri olgunlaşma aşamasına yaklaşmış.
*Bebeğimiz iyice büyüyor olduğu için denge problemi yaşayabilirmişiz
*Parmaklarda, bileklerde ve ellerimizde ağrı veya hissizlik olabilirmiş.
*Bu hafta duygusallığımızın epey arttığı bir hafta olabilirmiş
*Artık hem karnımızın büyümesi, hem gece uykusuzlukları, fiziksel zorlanma ve sık idrara çıkma gibi sebeplerden dolayı kendimizi halsiz ve yorgun hissedebilirmişiz.Bu yüzden artık enerji toplamak için kendimizi daha çok dinlendirmeliyiz.
*İlerleyen günlerde gaz problemi yaşayabilirmişiz
*Bel ve sırt ağrılarımız olabilirmiş. Bunun için kısa süreli yürüyüşler yapmak iyi gelebilir. Ayrıca uzun süre oturur vaziyette kalmamak gerekiyor.
*Bacaklarda şişme ve kramplar olabilirmiş

3 Aralık 2014 Çarşamba

32.Hafta



Bir hafta daha geçti, gittikçe heyecanım da artıyor. Ruhsal açıdan ara ara kendimi kötü hissediyorum, hormonal değişimlerin etkisi diyerek çok üzerinde durmuyorum. Tabi bu dönemi çalışmayarak evde geçirmek de ruhsal durumumu olumsuz etkiliyor. İnsan çalışmaya alışık olunca rahatsız oluyor tabi. Ama ben elbette evdeki şu vaktimi boş geçirmiyorum, miniğim için hazırlıklarla geçiriyorum vaktimi. Kendimi tamamen odasını dizayn etmeye adadım son zamanlarda. Ev için yapacaklarımı şimdilik askıya aldım, önceliğim oğlum elbette. Önümüzde az bir zaman kaldı ve bu zamanın da sanıyorum ki son haftalarında hazırlıklarla uğraşacak enerjim olmayabilir. Gerçi şuan ki düşünceme göre doğum anına kadar enerjim çokta düşmeyecek, iş güç yapmaya devam edebileceğim. Çünkü gündüzleri kendimi son derece enerjik hissediyorum, evin her işini yapabiliyorum. Tabi ki eskisi kadar hızlı yapamıyorum, dinlene dinlene ve yavaş hareketlerle yapıyorum ama yapıyorum=)  Özellikle beni zorlayan şey yere eğilmeyi gerektiren işler, onlarda epey zorluk yaşıyorum. Karnım izin vermediği için zorlanıyorum, bebişimin de rahatsızlık duymasını istemediğim için dikkat etmeye çalışıyorum ama yine de bir şekilde yapıyorum yapacaklarımı, kendimi engellemiyorum.

Bebişimin odası nihayet tamamlandı. Bu hafta park yatağını da aldık ve kurduk. Kıyafetlerini de yıkayıp ütüledim ve dolabına yerleştirdim. Yani artık tek eksiğimiz minik beyefendinin kendisi =) Sürekli odasına girip giysilerini kokluyorum, öyle güzel kokuyorlar ki, sanki bebek gibi. Sabun tozu ile yıkıyorum onun eşyalarını ve inanılmaz güzel bir kokusu var, gardırobun içi her açtığımda buram buram sabun kokuyor.

Minik kıyafetlerine baktıkça sabırsızlığım kat kat artıyor, onların içinde görmek istiyorum artık. Ben daha şimdiden ona doyamıyorum, hayallerimde hep o var, birde gerçek olduğunda nasıl doyacağım bilmem =) Yorgunluk falan umurumda olmaz, bütün gece oturup onu izleyebilirim.

Bebek sahibi olmanın gerçekten en güzel tarafı onu kendi karnında taşımak. Tabi ki çocuk yetiştirmek onun sorumluluğunu almak çok güzel bir duygudur ama onu kendi karnında taşımak kadar değil. 9 ay boyunca her saniye onunla beraber olmak, her hareketini hissetmek, onun da her duygumuzu hissetmesi bambaşka bir şey. Annelik gerçekten o tohum ilk içimize yerleştiğinde başlıyor, ve o büyüdükçe de annelik duygusu da büyüyor. Hamileliğimle birlikte en çok şükrettiğim şey bu işte, iyi ki kadın doğmuşum ve iyi ki bu duyguyu tatma şansı verilmiş bana. Her kadın sadece anne olmak değil, hamileliğin verdiği bu  yeni ve harika duyguları da yaşamalı.

Bebişimi sürekli kontrol ediyorum döndümü diye ama henüz dönmedi =( Başının olduğu yeri ara ara okşuyorum ve hemen tepki veriyor, hareketlenme başlıyor =) Onunla iletişime geçmek çok hoşuma gidiyor. Belki kafasını okşamam rahatsız ediyordur (hafif yapıyorum mümkün olduğunca tabi) ama onun bana karşılık vermesi öyle hoşuma gidiyor ki, şuanda onunla en belirgin iletişimim bu olduğu için yapıyorum işte =)

Hafta sonu endokrinolojiye gittim, şu ani ateş basması ve nefes daralması şikayetlerim için. Çok önemli bir durum gibi görünmüyor fakat doktor tahlil istedi yinede, bakalım tahlil sonuçlarına bakacağız.

Bu hafta farklı bir durumum yok, yeni eklenen rahatsızlık ve şikayetlerim yok. Hatta kasıklarımda ki sızlama ve sistitimsi baskı da bu hafta olmadı, oğlum uslu durarak annesini çok zorlamıyor herhalde =) Ama panik duygusu hala devam ediyor, tek başıma dışarı çıkınca tansiyonum düşüpte bayılmamak için kendimle resmen savaş veriyorum.

Evet gelelim bu hafta bebeğim ve bendeki gelişmelere;

*Bu haftadan itibaren haftada yaklaşık 1 kg alacakmışız ve bunun yarısı bebişimize gidecekmiş. Bebekler kilolarının 4te 3ünü son 7 haftada alıyorlarmış.
*Akciğerleri artık neredeyse gelişimini tamamlamış durumda
*Kemikleri kalınlaşmaya ve olgunlaşmaya başlamış. Kafa kemikleri henüz kaynaşmamış oluyormuş çünkü doğum esnasında sağlıklı ve rahat bir şekilde çıkabilmesi için.
*Annelerin mümkün olduğunca uykuya ağırlık vermeleri gerekiyormuş
*Tırnaklarımız çok çabuk uzamasını  yanında oldukça da kırılgan olabilirmiş. Öyle bir durum varsa  muz, avokado, tahıllı gıdalar ve fındık yiyin deniyor



26 Kasım 2014 Çarşamba

31.Hafta


Sabırsızım, heyecanlıyım...
Son haftalar artık bir yandan çok hızlı geçerken bir yandan da bitmek bilmiyor. Gözüm her baktığım yerde bebeğimi görmek istiyor, ellerim onun ellerini tutmak, burnum onun kokusunu içine çekmek istiyor. Uykuya dalmadığım her anım onu hayal ederek, onu düşünerek geçiyor. Evet, ben anne oluyorum, ve bunun için içimde inanılmaz bir mutluluk var.
40 haftalık birlikteliğimizin giderek sonlarına yaklaşıyoruz ve evet içimdeki hareketlerine çok alıştım, tekmelerine, durmadan dönüşüne ve bunları izlemeye çok alıştım ve bunun bitecek olması bir yandan üzücü. Ama onun hareketlerini artık her detayıyla görmek duymak izlemek arzum tabi ki çok daha fazla. Annelik ne kadar farklı bir mutluluk, bilemiyorum bu duyguyu verebilecek bir ikinci şey var mıdır şu dünyada. Kadın olmanın getirdiği en büyük nimet bu işte.

Bugün duygusalım, aslında epeydir hamilelik duygusallığı var üzerimde. Ama öyle bir koşturmaca içerisine hapsettim ki kendimi, duygularımı kendimle tartışacak zaman bile bulamaz oldum. Oysaki bir annenin hayatında tek dinlenerek, kendini dinleyerek geçirebileceği şu vakti huzur içerisinde geçirebilirdim. Ama yapım böyle ne yapalım, dinamik yaşamak içimde var, sürekli kendime program çıkarak ve kendi çıkardığım işlere sanki mecburmuş gibi acele etmek, bazen strese sokmak, deadline'ı varmış gibi yetiştirmeye çalışmak. Ben de bu şekilde yaşamayı seviyorum ne yapalım, hamilelik de bu yönümü değiştiremedi, beni ara sıra da olsa tembelleşmek gerektiğine ikna edemedi.
İnsanlar sürekli anneliğin zor taraflarını anlatıp duruyorlar, belki şimdiden kendimi hazırlamam için anlatıyolar ama ben hiçbirine kulak asmıyorum. Bu zamana kadar kimsenin önerilerine söylediklerine kulak asmadım, hep bildiğime inandım o doğrultuda hareket ettim, annelik konusunda da farklı olamayacağım. Anlatılanlara kulak asmıyorum. Uykusuzlukmuş, yorgunlukmuş, mızmızlıkmış, gezememekmiş, ev işi yapacak zaman bulamamakmış vs vs. Ben bunlara inanmıyorum, yani tabi ki hayatımın eskisi gibi olmasını beklemiyorum ama hayatımın onunla oturacak bir düzeni olacak ve ben bundan hiçbir zaman şikayetçi olmayacağım. Çünkü düzen benim elimde ve düzen olan yerde zaten rahatsızlık olmaz diye düşünüyorum. O yüzden bu tarz anlatımlar beni korkutmuyor. Doğanın düzeni bu, her kadın anne olmak için yaratılmış ve hayatına bir anne olarak da mükemmel bir şekilde devam edebilecek potansiyel hep var, yeter ki o potansiyeli kullanmasını bilsin.

Kendime biraz durağan bir an yaratmışken çenem açıldı, ama yapılacak işlerim olduğunu yine ne yazıkki hatırladım ve kopardı beni yine iç dünyamdan =)
Son haftalar artık ufaktan kendini göstermeye başladı. Hala günlük hayatıma çok da engel yaratacak bir durumla karşılaşmadım ama tabiki enerjimdeki değişim kendini epey hissettiriyor. Benim gibi bütün gün gezip tozan, iş yapan ama yorgunluk bilmeyen biri için elbette büyük bir değişim. 15-20 dk.lık yürüyüş bile nefes nefese kalmama sebep olabiliyor. O yüzden artık tek başıma evden çıkmamaya çalışıyorum. Toplu taşımalara da binmemeye çalışıyorum çünkü kalabalık yerlerde üzerime panik duygusu gelmeye başladı son zamanlarda, panikle beraber tansiyonum düşmeye, gözüm kararmaya başlıyor. Hamileliğimin ilk aylarında bu hal sadece metroya bindiğimde oluyordu fakat geçen günkü ikea ziyaretimizde fark ettim ki kapalı+kalabalık her ortamda aynı şey oluyor artık. Bunun sebebini bilemiyorum, hamileliğe yoruyorum  ama başka bir sebebi yoktur umarım. Yine son zamanlarda olan bir başka şey ise, biranda kulaklarıma kadar ateş basıyor, durduk yere, ve sonra yaklaşık 1 dk sonra yavaştan geçmeye başlıyor. Bazen de nefesim daralır gibi oluyor, veya kalbim sanki aşırı heyecanlanmışım gibi güm güm atıyor. Geçen cumartesi kontrolüm vardı ve bunları doktorumla görüştüm. Ateş basması aynı anda nefes daralmasıyla beraber oluyorsa bir rahatsızlığın işareti olabilirmiş. Bende ikisi de aynı anda olmuyor dedim ama yine de endokrin doktoru ile görüşmemi önerdi, ona görüneceğim bakalım. Bir de yine yeni başlayan birşey, sanki tuvaletimi kaçıracakmış gibi bir his geliyor bazen, biraz sistit gibi ama sistit değil. Tuvaletten çıktıktan hemen sonra da olabiliyor, ama tuvalette ağrı sızı yok. Doktorum bunun da normal olduğunu söyledi ama uzun süre devam ederse tahlil yapılacak bunun için.

Bebeğime gelince, sağlığı yerinde fakat bizimki ters dönmüş bu hafta. Önceki hafta kafası aşağıdaydı, sevinmiştim fakat bugün ters olduğunu duyunca biraz üzüldüm. Tabiki 36. haftaya kadar dönebilirmiş ama çoğunlukla şuanki haftada doğum pozisyonuna dönermiş bebekler, benimki ise düzken tersine döndü. Umarım düzelir ve normal doğumumu gerçekleştirebilirim. Olmazsa da tabiki canı sağ olsun, herşey yolunda gitsin de varsın sezeryan olsun ne yapalım=) Çok hareketli, yerinde durmuyor, o yüzden ümitliyim ondan =)
Son durum, ağırlığı 1640 gr olmuş, bense 8 kilo almışım bu zamana kadar. İkimizin de aldığı kilolar normal görünüyor. Fakat son zamanlarda ben biraz beslenmemi ihmal ettim doğruyu söylemek gerekirse. Dediğim gibi, işe güce öylesine kaptırdım ki kendimi, beslenme düzenimi bozdum. Bazen bir bakıyorum kahvaltıdan akşama kadar başka bir şey yememişim, aklıma gelmemiş hiç, açlıkta hissetmemişim. Bunun için belkide alarm falan kurmalıyım, yemek saatlerimi bana hatırlatsın diye. Bakalım, tekrar eski düzenimi kuracağım bu konuda da.
Ani hareketler ile ilgili söylenenler çok doğruymuş. Hani diyorlar ya, ani kalkmayın, ani dönmeyin, yavaş hareket edin vs. Benim gibi hep acelesi varmış gibi yaşayan biri için bu ne kadar zor olsa da ister istemez uyak zorunda kalıyorum artık. Çünkü ani hareketlerde kasıklarıma ağrı giriyor, hızlı yürümek istediğimde karnım aşağıya doğru baskı yapıyor ve beni engelliyor. Yani beden biz istesekte istemesekte tepki verererek bizi bazı şeylere dikkat etmeye zorunlu bırakıyor.

Bu hafta hamileliğin en keyifli kısmına geçtim, bebek odası hazırlıklarına. Oğlumun odası için yaptırdığımız gömme dolap nihayet geldi ve ben aldıklarımızı yıkayıp ütüleyip yerleştirmekle geçiriyorum vaktimi. Öyle minik şeylerki, çok keyifli. Evcilik oynuyor gibi hissediyorum kendimi, odasını süslemek ve düzenlemekten büyük keyif alıyorum. Ve tabi ki bütün gün kendimi kaptırınca akşam pilim bitmiş bir halde sızıp kalıyorum. Kendimi bukadar yoruyor olmaktan şikayetçi değilim, ama umuyorum bebeğime zarar veren birşey değildir, tek bei düşündüren o. Yoksa bütün günümü hazırlıklar peşinde koşarak geçirebilirim.

Bu hafta bebeğim ve bendeki değişimler:

*Bebeğimiz artık hızla büyüyor, vücudundaki yağ oranı artarak şişmanlamaya başlıyor.
*Bu dönemde kadınlar Braxton Hicks adı verilen sık ve rastgele kasılmalar hissedebilirmiş. Ortalama yarım saat sürüyormuş ve ağrısızmış. Ancak sürekli bir hal alırsa erken doğumun habercisi olabilirmiş.
*Göğsümüzden kolostrum adı verilen süt sızabilirmiş, öyle bir durum varsa göğüs pedi kullanabiliriz.
*Bu haftadan itibaren her hafta yaklaşık 500 gr alacakmışız, bunun yarısı bebeğimize gidecekmiş.
*Vücudunu kaplayan laguna adı verilen tüyler artık dökülüyor ve doğuma akdar dökülmüş olacaklar.
*Mide şikayetlerimiz artabilirmiş, bunun için az az ve sık yemek gerekiyormuş. Bebeğimiz büyüdükçe organlara baskı yaptığından mide yanması ve nefes darlığı olabilirmiş
 

30.Hafta

Bebeğinizi neler bekliyor?
Bebeğiniz yaklaşık 40 cm uzunluğunda ve ağırlığı 1 kilo 300 gr. Rahminizin yarısını bebeğiniz, diğer yarısını amniyotik sıvı kaplar, fakat bebeğiniz büyüdükçe amniyotik sıvı biraz azalacaktır. Bebeğinizin görme duyusu gelişmeye devam ediyor, ancak doğana kadar yeterince keskin göremeyecek. Günün büyük kısmında gözlerini kapalı tutuyor. Gözlerini açtığı zaman, ışık değişimlerine cevap verdiği zamandır.
Sizi neler bekliyor?
Bu dönemde uyku problemi çekebilirsiniz ve bu tip günlerde kendinizi biraz daha yorgun hissedebilirsiniz. Kendinizi normal halinizden daha sakar hissedebilirsiniz, bu da çok normal. Sadece ağırlaşmadınız, aynı zamanda vücudunuzun ağırlık merkezi de değişti. Bunların yanında, hormonel değişiklikler sayesinde, bağlarınız gevşedi ve dolayısıyla eklemleriniz daha gevşek duruma geldi. Bu durum dengenizde ufak bozukluklara sebep olabilir. Ayrıca bağlarınızdaki bu rahatlama, ayaklarınızda genişlemeye sebep olabilir dolayısıyla bu dönemde daha büyük numaralı ayakkabılara ihtiyaç duyabilirsiniz.
Hamilelikten önce ruh halinizin değişken olduğunu hatırlıyor musunuz? Hormonel değişiklikler ve rahatsızlık veren belirtiler, duygularınızın inişli çıkışlı olmasına neden olabilir. Çocuğunuzun nasıl görüneceğini merak etmeniz ya da iyi bir anne olabilecek miyim? diye endişelenmeniz gayet normal. Fakat bu düşünceler sizi bunalıma sokuyorsa, sarsıyorsa, aşırı hassas olduysanız ya da çok telaşlıysanız mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Bu dönemde her 10 kadından 1 tanesi depresyona giriyor. Eğer sık sık sinirleniyor ve birçok konu hakkında endişe duyuyorsanız da mutlaka doktorunuzu bilgilendirmelisiniz.

Kaynak:Acıbadem Hastanesi

9 Kasım 2014 Pazar

29.Hafta



Bu 2 hafta benim için epey zor geçti, hamileliğim 2. planda kaldı diyebilirim. Geçen hafta annem ameliyat oldu ve sürekli onun yanındayım. Sadece fiziksel değil zihinsel yorgunluğum çok daha fazla diyebilirim. Hamileliğin verdiği aşırı duygusallık bu haftalarda etkisini oldukça gösterdi. Aşırı hassaslaştım ve sürekli ağlıyorum. Gereksiz şeylere de ağlıyorum ve kendime engel olamıyorum.Oğlumun bundan etkilenmesini istemiyorum ama gerçekten elimde değil.

Hamilelikle ilgili çok sıkıntım yok, ama hiç yok da diyemem tabiki. Gündüzleri gayet iyiyim fakat geceleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kafamın altında 4-5 minderle uyumaktan artık bel ve sırt ağrılarım çok arttı. Sanki bütün kemiklerim tek tek acı veriyor gibi. Ama mindersiz yattığımda da kalça ağrımdan ötürü yatamıyorum. Umuyorum doğumdan sonra normal uyku hallerime dönebilirim.

Bu hafta bebeğim ve ben:

*Bebeğimizin kilosu yaklaşık 1250 gr ve boyu 38 santimetreymiş.
*Bu son 3 aylık dönemde her gün 250 mgr kalsiyum bebeğimizin iskeleti için çok önemliymiş.
*Bebeğimiz artık vücut ısısını kendi ayarlayabiliyor
*Vücudundaki tüyler dökülmeye başlıyor
*Görme yeteneği gelişiyormuş. Eğer çok aydınlık bir ortamda bulunursak bebeğimiz bunu fark edebilirmiş
*Mide yanması ve uyku problemimiz olabilirmiş

5 Kasım 2014 Çarşamba

28.Hafta




Bebeğinizi neler bekliyor?
Bu haftayla beraber bebeğiniz yaklaşık 1 kilogram, 37 santimetre. Bebeğinizin kirpikleri çıkmaya başladı ve artık gözlerini kirpikleriyle beraber kırpabiliyor. Görme duyusu da gelişmeye başladı ve o artık rahminizin filtrelediği ışıkları görebiliyor. Ayrıca beyninde milyonlarca nöron gelişti ve bedenine biraz daha yağ ekleyerek dış dünyaya hazır hale gelmeye hazırlanıyor.
Sizi neler bekliyor?
Bu dönemde her iki haftada bir doktorunuzu ziyaret etmelisiniz. 36. haftadan itibaren de doktor ziyaretlerinizi haftada bire çıkarmalısınız.
RH negatif anne adaylarında eşiyle RH uyuşmazlığı varsa gebelikte alınan kan testi sonuçlarına göre, bebeğin kanına karışabilecek zararlı antikorların gelişimini önlemek için RH immunoglobulin enjekte edilir. (Eğer bebeğiniz Rh pozitifse, doğumdan sonra tekrar Rh immunoglobulin almanız gerekir).
Bu zaman zarfında, bazı kadınların alt bacaklarında karıncalanma hissi olur. Bu his dinlenirken ya da uyumaya çalışırken de karşı konulamaz bir şekilde ortaya çıkabilir. Eğer bu his, hareket ettiğinizde geçici süreyle oluşuyorsa bu Rahatsız Bacak Sendromu (restless legs syndrome (RLS)) olabilir. Bu sendromun asıl sebebi kimse tarafından net olarak bilinemiyor. Eğer bu semptom daha ciddi bir duruma geliyorsa, bacağınızı germeyi ve masaj yapmayı deneyin ve kafeini kesin. Bazen rahatlamanız için demir takviyeleri iyi olabilir, bunun için doktorunuza danışmalısınız.
Kordon Kanı nedir, ne işe yarar?
Kordon kanı, bebeğin doğumundan sonra göbek kordonunun plasenta tarafında kalan kandır. Kordon Kanı bankaları gelecekteki tıbbi gereksinimler için bebeğin kordon kanını saklama olanağı sunar. Vücuttaki pek çok hücreye kaynaklık eden kordon kanı, kök hücreler açısından zengindir. Kök hücreler, birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilir. Bu hastalıklar arasında başta lösemiler, lenfomalar ve aplastik anemiler gelir. Ayrıca diğer bazı kanser türleri, bazı kalıtsal kan hastalıkları ve kalıtsal metabolik hastalıkların tedavisinde de ümit vericidir. Unutmayın! Kordon kanı kök hücrelerini yalnızca bir kez, doğumdan hemen sonra toplanabilir.

Kaynak:Acıbadem Hastanesi

1 Kasım 2014 Cumartesi

27.Hafta




Artık son 3 aya geldik, karnım giderek büyüyor, tekmeler artıyor =) Hala bu mucizevi duruma inanamıyorum. Karnıma baktıkça orada minik bir canlının olduğunu düşünmek bana hala çok ilginç geliyor. Hele durmaksızın attığı tekmeleri gördükçe gülüyorum, çok mutlu oluyorum =)

Son birkaç gündür baskı hissi duymaya başladım, uzun süre oturunca kalktığımda sanki saatlerdir tuvalete çıkmamışım gibi bir his oluyor. Zaten tuvalet ihtiyacım da arttı, yeterince su içmiyor olmama rağmen. Su konusunda hala kötüyüm, yeterince içemiyorum =( Doktorun dediğine göre bu baskı normalmiş, hatta daha da artacakmış çünkü hem bebek büyüyor hem de rahim aşağıya doğru iniyor artık. Cumartesi günü yine kontrolümüz vardı, 1184 gr olmuş bizimki =) Öyle tatlı görünüyor ki ultrasonda, o elleri ve ayaklar öpmek için inanılmaz bir istek var içimde. Bir insani hiç görmeden, tanımadan bu kadar çok sevebilmekte çok garip, hakkında hiçbir şey bilmediğim halde aşığım ben ona :))   

Bu hafta bebeğim ve ben ;

*Bebeğimizin beyin dokusu gelişiyor
*Akciğerleri hala tam gelişmemiş olsa da isleyen bir yapıya sahipmiş. Eğer bu hafta doğacak olursa  medikal yardımlarla hayata tutunabilirmiş
* İkinci 3 aylık donemin bitmesiyle artık bazı değişimler bizi bekliyor. Bundan sonraki haftalarda artan bel ağrılarımızla birlikte bacaklarımızda   kramplar da olabilirmiş. Bunun sebebi bacaklarımızın artık daha çok ağırlık taşıyor olması ve rahmin aşağıya inmesiyle damarlara ve sinirlere basınç uygulamasıymış. Kramp girdiğinde bacağımızı duz uzatıp ayağımızı kendimize çekerek rahatlatabiliriz.

* Bebeğimiz bu hafta yaklaşık 37 cm civarındaymış.
* Bu hafta itibariyle bebeğimizin sacları uzayacakmış
* Vücut yapısı şişmanlamaya ve yuvarlaklaşmaya başlıyormuş
* Derisinin altındaki yağ dokusunun artmasıyla artık hızla şişmanlayacakmış
* Bebeğimizin bundan sonra en çok ihtiyaç duyduğu şey kalsiyum o yüzden bol kalsiyum almalıyız.
* Soğuk algınlığına dikkat etmeli ve bol c vitamini almalıyız.
* Hemoroit sorunu olanlarda kabızlık görülebilirmiş

19 Ekim 2014 Pazar

26+6 Hafta

Bu aralar epey karışık ve yoğun geçiyor hayatım. Bunda en büyük pay ise annem... 1 aydır annemin göğsündeki kitle ile uğraşıyorduk ve 2 hafta önce göğüs kanseri olduğunu öğrendik. Bu yetmezmiş gibi böbreğinde de kitle çıktı, şimdi de onun tetkiklerinin sonucunu bekliyoruz. Anneme destek için yanında olmaya çalışıyorum, fakat duygusal açıdan bende iyi durumda değilim. Her zaman her konuda soğuk kanlı olan ben, hamileliğimin de etkisiyle olsa gerek, çok hassas bir durumdayım. Sürekli ona birşey olursa diye düşünmeden yapamıyorum, düşündükçe ağlıyorum. Biliyorum, bebişim için kötü bir şey, daha güçlü olmalıyım ama bazen biraz güç oluyor işte...

Neyse, bunlar hayatımın zor kısımları. Ama onun dışında, bebişimle ilgili kısmı gayet yolunda gidiyor. Epey hareketlendi artık, bazen öyle ki 2-3 saat boyunca ara vermeden tekmeliyor:) Bu hoşuma gitmiyor desem yalan olur, ama yaptığım işe konsantre olmamı engelliyor. Bu hafta şeker yüklemesi için hastanedeydik. Benim için pek kolay olmadı desem yeridir. Şeker yüklemesi için aç gitmek gerektiğinden önceki akşamden yiyip yaklaşık 15 saat aç kaldım. E tabi normalde bile açlığa dayanamayan ben, bizim ufaklık beni yiyip bitirirken hiç aç durabilir miyim =) Bayıldım tabi dayanamayıp. Laboratuarda önce şekeri vermeden kan alınıyor. Sonra bildiğin limonatanın az daha şekerlisi 1 bardak içecek veriliyor -ki tadı bence gayet güzeldi, limonatadan farkı yoktu, ve sonrasında 1er saat ara ile 2 defa daha kan veriliyor. Ben ilk saatin ortalarında kötüleşmeye başladım, baş dönmesi göz kararması başladı bende. Hava alayım diye biraz yürüyüş yaptık eşimle dışarıda, daha kötüleştim. Sonrasında kan verme saatim gelince laboratuara gittik, orada sıramı beklerken oturdum ve daha da kalkamadım. Gözümü kapatınca iyice kendimden geçtim. Neyse ki hemşireler alkol koklattı ve bacaklarımı kaldırdılar kendime öyle geldim. Ama kötüleştim diye şeker yüklemesini iptal etmek istediler, beni acile yatırdılar. Doktorum gelince devam etmelerini istedi, zaten bende devam edilsin istedim çünkü o kadar aç kalmışım bunun için, boşa gitsin istemedim. O yüzden acilde yatar haldeyken devam edildi sonuna kadar. İkinci saate o yüzden biraz daha iyiydim, yatar halde olduğum için o kadar etkilemedi. Ama biter bitmez hemen kafeteryaya çıkıp karnımı doyurdum. Yine de o gün tüm gün iptal durumdaydım, halsizdim ve hep uyukladım.Ama değdi, sonuçlar iyi çıktı, bir problem yok neyseki.
Bu arada bizimki yaklaşık 840 gr olmuş, bu aydan itibaren hızlı bir şekilde büyüyecekmiş. Bakalım doğana kadar daha kaç kilo alacak. Ben hamileliğin başından beri tam 6 kilo aldım, bu normalmiş, son 3 ay en bende hızlı şekilde kilo alacakmışım. Ne kadar kiloyla gideceğim doğuma merak ediyorum.
Kilo artışıyla tabiki hayatımda birtakım değişiklikler olmadı diyemem. Dik durmadığım zaman nefes almakta güçlük çekiyorum, sırt üstü yatarkende öyle -ki zaten kalça problemim yüzünden sırt üstü yatamıyorum. Ayakkabılarımı bağlayıp açmak, çorap giymek işkence haline geldi, eğildiğim anda hem karnım izin vermiyor hemde nefes alamıyorum baskıdan ötürü. Bunların yanında birde sık tuvalet ihtiyacı eklendi, son1 haftadır farkedilir şekilde artış oldu ve eskisi gibi tutma şansım yok, sancı yapmaya başlıyor ve ben gecenin bir vakti kalkmak zorunda kalabiliyorum. Dışarı çıkmaya artık çekinir oldum, hem tuvaletim gelirse dışarıda yapmaktan hiç hoşlanmadığım için, hemde teksem eğer tansiyonum düşecek korkusu var birde. Panik atak başlangıcı mı var bilemiyorum fakat kapalı yerde, özellikle metroya her binişimde gözüm kararmaya başlıyor. Oyüzden mümkün olduğunca tek başıma çıkmamaya çalışıyorum. Bu benim için çok zor bir şey, her yere kendi başıma gitmeye öyle alışmışım ki, asla yorulmayan, üşenmeyen, evde duramayan ben, şu işsiz olduğum en güzel zamanda evde tıkılıp kaldım. Ama istekte duyamıyorum, hem bu sebeplerden hemde dışarıda çabuk yorulduğum ve yorulunca da keyif alamadığım için. Hayatım daha şimdiden değişti, sonrasını düşünemiyorum. Ama bugünlerde karar aldım, insanların annelikle ilgili söyledikleri olumsuz şeylere aldırış etmeyeceğim. Ben o çocuk bakmaktan bitkin düşmüş, hayatı altüst olmuş, asosyal olmuş, kendine bakmayan, çocuğuyla oynayacak bile hali kalmayan annelerden olmayacağım. Umduğum gibi giderse eğer, çocuğum benle oynamaktan bunalabilir, okadar ki hevesliyim onunla enerji harcamaya =)

Dün nihayet bizim ufaklığın alışverişi için ilk adımı attık. Eminönüne gittik ve birkaç parça şey aldık. Sürekli onlara bakıp duruyorum, biran evvel o tulumların bodylerin içinde görmek için sabırsızlanıyorum, içinde olduğunu hayal ediyorum. İşte bu yüzden bu alışveriş işini mümkün olduğunca erteliyordum ama artık zamanı geldi. Önümüzde yaklaşık 3 ay kaldı ve yapılacak çok iş var. Bir yandan odasını düzenlememiz lazım, dikeceğim şeyler var kafamda, alınacak eşyalar var...Ohooo =)

Odasına yapılacak dolabın çizimini hazırladım, onu özel yaptıracağız. Yatak konusunda henüz tam olarak 'işte bu' dediğim bir yatak bulabilmiş değilim. Zaten karyoladan vazgeçtim, 1-2 sene sonra kullanılacak karyolayı şimdiden almak pek mantıklı gelmedi bana. Vakti geldiğinde istediğimiz gibi bir karyola alırız. O yüzden şuan park yatak karar vermeye çalışıyorum. Ama çoğunlukla çok fazla renkli ve cicili bicililer, sade bir şey bulmak ne zormuş.


Bu hafta bebeğimiz ve biz;
*Ufaklık şuan yaklaşık 33 cm civarında imiş
*Kulakları artık daha da gelişmiş ve hassaslaşmış olduğundan,sesimizi çok daha iyi duyabiliyor ve tanıyabiliyormuş
*Bu dönemin çoğunu uyuyarak geçirecekmiş deniyor ama benimki pek uyumuyor galiba =)
*Bu haftadan itibaren gözlerini açıp kapama hareketlerine başlayacakmış
*Rahmimiz iyice büyüyerek göğüs kafesine yaklaştığından nefes almamızı engelleyebilirmiş, bunun için gece yatarken başımızın altına 1 yastık daha koymak iyi gelebilir
*Vücudumuzun merkezinin değişmesi, karnın gergin hale gelmesi, karın kaslarının güçsüzleşmesinden, rahmin büyümesinden dolayı bel ağrılarımız olabilirmiş. Bu yüzden bol istirahat etmeli ani hareketlerden kaçınmalı ve yatarken bacaklarımızın arasına yastık koymak gerekebilir.

25. Hafta


Bebeğinizi neler bekliyor?
650-700 gram ağırlığında olan bebeğinizin uzunluğu ise 34 - 35 cm kadar. Boyu uzamaya ve cildi yağlanmaya başlayacak. Kırışık teni düzelerek bebek teni güzelleşecek. Saçlanma devam ederek saç rengi ve tipi ortaya çıkacak.
Sizi neler bekliyor?
Saçları artıp güzelleşecek olan sadece bebeğiniz değil, sizin içinde aynı şeyler gerçekleşecek. Eskisinden daha gür ve parlak saçlara sahip olacaksınız. Hormonsal değişimler nedeniyle saçlarınız çoğalmakta ve daha fazla dökülmekte. Doğumdan sonra dökülecek olan dolgun saçlarınızın tadını çıkarmalısınız.
Eskisi kadar hızlı ve zarif hareketler yapamamaya başlayacaksınız. Doktorunuz aksini önermediği sürece egzersiz yapmaya devam edin ancak yorgunluk hissi, herhangi bir ağrı, baş dönmesi veya nefes darlığı hissederseniz egzersizi hemen bırakın. Sırt üstü yatmaktan ve dengenizi bozacak tüm hareketlerden kaçının.
Yeterince sıvı aldığınızdan emin olun ve ısınma-soğuma-gevşeme hareketleri için zaman ayırın. Demir eksikliğiniz varsa mutlaka demir takviyesi alın ve bu konuda doktorunuza danışın.

Kaynak: Acıbadem Hastanesi

3 Ekim 2014 Cuma

24+5 Hafta


Nihayet bebeğim için hazırlıklara başladım. Aslında hazırlıklar için hazırlık yapmak gibi bir şey oldu daha =) Malum, son ayların zor geçtiğini çok duyuyorum, o yüzden alışveriş işlerini şimdiden halletmek istiyorum. Bu haftaya kadar gayet rahat geldim ama bundan sonrasında nasıl bir 3 ay ile karşılaşacağımı kim bilebilir. O yüzden ben kendimi garantiye alayım diyorum.

Geçen gün Eminönü'ne gittim. Aman allahım, bebek bekleyen herkesin muhakkak gitmesi lazım, ne ararsan, hatta aramazsan orada var. İstediğin markanın istediğin şeyini orada bulabiliyorsun. Bu gidişim daha çok kendi elcağızımla yapacaklarım için kumaştı, kurdelaydı iplikti vs. almak içindi. Tabi birde bebek eşyaları için ön araştırma yapmaktı. İnternette malum hep okuyorum, oradan alışveriş yapanları falan, gerçekten gitmeye değer mi diye bi ön araştırma yaptım. Ve bana kalırsa değer diyorum. Neden değer diyorum, çünkü dışarıda mağaza mağaza gezip her alınacaklar için farklı dükkana girip çıkmaktansa, Eminönünde 1-2 dükkana girerek bütün ihtiyaçlar karşılanabilir diye düşünüyorum. Bir de çeşitleri bir arada görebildiğim için neye ihtiyacım var, benim bilmediğim ne var onları da görme şansım oldu. Kalite konusunda tereddütlüydüm en çok, yani kaliteli marka ve ürünler de bulunuyor mu acaba diye düşünüyordum ki evet onları da bulmak mümkünmüş. Özellikle 'Havuzlu Han' diye bir han var, orada bebek yatağından tutun loğusa pijamasına, bebek şekerine, herşeyi bulmak mümkün. Gitmişken fiyat bilgisi de aldım fakat dışarıdaki fiyatları şuan bilmediğim için uygun mudur değil midir kıyaslayamıyorum. Onun için de araştırma yapmam gerekiyor ama yine de çok fark olacağını sanmıyorum. Açıkçası hepsini bir çırpıda halledebilmek açısından ben oradan almayı düşünüyorum. Tabi bunun için yanımda eşimle gitmem gerekiyor, tek başıma bir kez daha gitmeyi göze alamam sanırım, zaten taşıyamam da. Kendimi hala eskisi gibi enerjik olacak gibi sanıyorum diye yazmıştım daha evvel. Hala öyle sanmaya ve yanılmaya devam ediyorum. Eminönü'ne gidiş geliş yolda geçen süre ve gezmeler dahil 4 saat sürdü ama sanki bütün günü sokaklarda gezerek geçirmiş gibi yorgun geldim eve. Bu kadar çabuk yorulmayı hala kabullenemiyorum ve bu yüzden de sanırım kendimi fazla zorluyorum. Evden çıkarken neredeyse seke seke tam enerjiyle çıkıyorum, sanki 6 aylık hamile olan ben değilmişim gibi, ama 15-20 dk yürüdükten sonra hızım kesilmeye başlıyor. Bir yandan da sakatlanan bileğim ağrımaya ve beni zorlamaya başlıyor. O yüzden uzun süreli ayakta durmalar beni aşırı yoruyor, ama yine de oturmak bilmiyorum. Evdeyken bile bütün gün ayaktayım. İşe giderken daha çok dinleniyordum gerçekten =)

Yani durum o ki, artık bebek odasını düzenlemeye başlıyorum. Kafamda birtakım planlarım var, onları hayata geçirmek için ise önümde yaklaşık 3.5 ay var (hatta şuna 3 ay diyelim). Önceliğim tabiki işin dikiş kısmı, onları aradan çıkarırsam gerisi kolay zaten =)

Bizim ufaklık beni azıcık otururken yakalamasın, başlıyor tepinmeye. Sanırım annesi hiç yerinde durmadığı için o da yoruluyor olmalı, dört gözle oturmamı bekliyor belli ki =) Tekmelediği anları hiç kaçırmak istemiyorum, hemen karnımı izlemeye başlıyorum, sanki yüzünü ayaklarını görebilecekmişim gibi =) Düşünüyorum sürekli, elimi hissedebiliyor mu acaba diye, veya ona bakıyor olduğumu anlıyor mu diye. Sonuçta benim içimde, duygularımı da hissedebiliyordur gibi geliyor. Hatta öyle ki, bazen kafamdan geçenleri bile anladığını düşünüyorum, kötü şeyler düşünmemeye, özellikle de doğumdan korktuğumu düşünmemeye çalışıyorum. Bunlar hep fazla fantastik diziler kitaplar okumamdan kaynaklanıyor tabi, bazen abartı düşünceler aklıma gelebiliyor =)

Bebeğim için sağlıklı beslenmeye bayağı takmış durumdayım. Mümkün olduğunca herşeyi kendim yapmak istiyorum ve deniyorum da. Dün ilk defa kendi yoğurdumu yaptım, gayette güzel oldu. Ama kaç gün dayanacak bilemiyorum tabi. Bebeğim için elimden gelen en sağlıklı şeyleri tüketmeye çalışıyorum. Bu konuda çok bilgi sahibi değilim ama araştırıyorum sürekli, neler yapabileceğimi, nasıl beslenmem gerektiğini. Neyse ki artık kış geliyor ve meyve tüketimim daha da artacak. Malum kışlık meyvelerde daha çok vitamin var. Sık sık mandalina alıp sıkıyorum. İçecek olarak hazır ürünlerden uzak duruyorum, kendim hazırlıyorum hep. Bir tek sütü almak durumundayım tabi=) Onu da AOÇ alıyorum, içlerinde en çok güvendiğim onun sütü çünkü. Yoğurt yapmak için artık açık süt alacağım, onun da tadı bir harika. Komşumuz sayesinde öğrendim, onlar güvenerek alıyormuş, yıllardır çocuğuna da içiriyor ve yoğurdu da onunla yapıyormuş. Bende güvenebilirim diye düşündüm. İnternette bu sütlerle ilgili, pastörize sütü öneriyorlar aslında ama insan neye inanacağını bilemiyor ki. Herkes çıkarları doğrultusunda bir şeyleri övüp, bir şeyleri yerin dibine sokuyor. O yüzden çokta dikkate almamaya çalışıyorum söylenenleri.

Neyse, bugün benim biraz çenem düşmüş olmalı =) Vakit ayırıpta bilgisayarın başına oturabilirsem, hazırlamış olduğum ihtiyaç listemi ve beslenmeyle ilgili araştırmalarımı paylaşmak istiyorum. Umarım doğumdan önce bunu yapabileceğim =))

Bu hafta bebeğim ve ben;

*Bebeğimiz yaklaşık 500 gr olmuş ve yaklaşık 30 cm civarıymış
*Artık yağ depolamaya başlamış
*Buruşuk olan derisi pürüzsüz hale gelmeye başlamış
*Nefes telleri hazırlığını sürdürürken, burun delikleri de nefes alabilmek için açılıyormuş
*Annelerin genital bölge temizliğine çok dikkat etmesi gerekiyor, mutlaka pamuklu çamaşırlar giymeli, soğuk yerlere oturmamalıyız.
*Artık hareketlerimiz giderek ağırlaşıyor, egzersize önem vermeliyiz. Ancak egzersiz sırasın çok yorulursak, başımız dönerse vs. biraz dinlenerek devam etmeliyiz.
*24-28 haftalar arası glikoz testi yapılıyor. Hamilelik şekeri olup olmadığı kontrol ediliyor. Bunla ilgili bazı hamilelerin yaptırmak istemediklerini duydum. Bebeğe bu şeker yüklemesinin zarer verebileceğine dair birtakım söylentiler var. Fakat epey araştırdım, verilen doz 50 gr. Ve bu 50 gr glikozu eminim hamilelik sırasında çok daha fazlasını zaten çeşitli gıdalardan alıyoruz. Zararı olsa şekerden tamamen uzak durun denirdi. Ayrıca doktoruma da sordum, yapılması gerektiğini ve sakıncasının olmadığını söyledi. Çünkü eğer bir rahatsızlık var ise, bebeğin iri doğması ve zor doğum yapılması gibi olumsuz etkileri olabiliyormuş. Eğer ilk testte ölçüm sonucu 140 mg üstünde çıkarsa testi tekrarlıyorlar, ama altındaysa gerek kalmıyor. Bakalım, ben bayramdan sonraki hafta yaptıracağım, umarım herşey normal çıkar.

23. Hafta

Bebeğinizi neler bekliyor?

Bebeğiniz artık iyice gelişti. Hareket hissi sayesinde dans ettiğinizi hissedebilecek. Radyoyu açın ve sevdiğiniz bir şarkıda salınmaya başlayın. Bebeğiniz yaklaşık olarak 28 cm uzunluğunda ve mango büyüklüğünde. Kıyafetlerinizin altında hareket ettiğini fark edebilirsiniz. Ciğerlerindeki kan damarları, nefes alışverişinde ve kulakları dış dünyaya hazırlık amacıyla gelişmeye devam ediyor. Bebeğiniz köpek havlaması veya elektrik süpürgesi seslerine alışmaya başladı. Dünyaya geldiğinde bu sesler onu rahatsız etmeyecek.

Sizi neler bekliyor?

Bulunduğunuz ve önümüzdeki haftalarda özellikle yaz ayları ise, gün sonlarına doğru ayaklarınız ve bilekleriniz şişmeye başlayacak. Bacaklardaki sirkülasyonun yavaşlamasının yanı sıra, kanınızın vücuttaki suyu tutma kimyasından ötürü şişmeler ortaya çıkmaktadır. Bunlara ödem adı verilir. Bebeğinizi doğurduktan sonra vücudunuzdaki fazla sudan kurtulacaksınız. Doğum sonrası birkaç gün sıkça tuvalete çıkmanın ya da terlemenizin sebebi de bu sudan kaynaklanacaktır. Sol tarafınıza yatmaya, uzun süre hareketsiz kalmamaya, fırsat buldukça bacaklarınızı havaya dikmeye çalışarak bu ödemleri en aza indirgeyebilirsiniz.
Hamilelikte belli bir miktar suyun vücutta tutulup ödem oluşması normaldir ancak aşırı ödem pre-eklampsi adı verilen ciddi bir hastalığın işareti olabilir. Ayaklarınız ve bileklerinizde ani ve aşırı şişme, el yüz ve göz çevrelerinizde şişkinlik olursa hemen doktorunuza başvurmanız gerekir.

Kaynak: Acıbadem Hastanesi

23 Eylül 2014 Salı

22 Hafta


Sanırım kabullenmek zorundayım, hamileliğim ne kadar rahat geçse de , hamilelikten öncesi gibi olmayı beklememeliyim. Ne kadar hayatıma normal devam etmeye çalışsamda bazı şeylerin geçici de olsa degiştiğini ve ona göre hareket etmem gerektiğini unutmamalıym. Bunu bu haftaki performansımla anladım. Artık bünyem fazla harekete gelemiyor. Ben ki km.lerce yürüsem, günlerce gezsem yine yorulmazdım. Ama artık 2 adım yürümeye dayanamıyorum. Bunda hem almış olduğum kilonun etkisi var (ilk kez tartıda 60 kiloyu gördüm) hemde artık baskı hissi artmaya başladı. Bileğimin hala iyileşmemiş olması da bu yorgunluk hissini katlıyor :( Oyüzden artık kendimi bu kadar yormamam gerekiyor. Alışık da değilim ki boş durmaya, tembellik yapmaya... Nasıl olacak bakalım :)

Bu hafta bebeğim ve bendeki gelişmeler;

* Bu hafta dudakları, gözkapakları ve kaşları daha da belirginleşip diş kökleri gelişecekmiş
* Göz rengi henüz irisdeki pigmentler tamamlanmadığı için belirgin değil
* Şuanda derisi kırışıkmış fakat kilo alıp yağlanmaya başlayınca ortadan kalkacakmış
* Karnımızda bazı izler oluşabilirmiş, bunlar karnımızı saran bağ dokusunun izleriymiş
* Bacaklarmızıda şişme ve ödem oluşmaması için tuzlu yiyeceklerden kaçınmalıyız

14 Eylül 2014 Pazar

21+6 Hafta


Şu blog yazma işine epey üşeniyorum, aslında üşendiğim şey yazmak değil, yazmayı hep çok sevmişimdir. Fakat bilgisayarın başına oturmak hiç içimden gelmiyor. Zaten iş hayatı yüzünden bilgisayar ile 10-12 saat vakit geçiriyoruz, bir de evde onu görmek inan hiç içimden gelmiyor. Öyle bıkmışım ki, 2 haftadır çalışmıyor olmama rağmen yine de özlememişim bilgisayarımı =) Ama artık şu günlük tutma işini düzenli bir şekilde yapmalıyım. Hem artık neredeyse 2. dönemi de yarıladım, geriye ne kaldı ki!!

Evet 2 haftadır çalışmıyorum, çalışmak istiyor ancak çalışamıyorum. Kadın olmak zor iş hayatında, bunu bende anladım artık. Çocukta yaparım kariyer de lafları boş sanırım.Tabi imkansız değil, yapabilen de var eminim ki ama çoğunluk için maalesef bu geçerli değil. Hamileliğim sebebiyle patronum beni işten çıkartmak durumunda kaldı. Hem hak veriyorum hemde kendi açımdan düşününce kızıyorum. Mimarlık masa başı da çalışılabilen hatta home office de çalışılabilen bir meslek, hamile bir kadın için gayet uygun görünse de yanlış pozisyon seçmişim Tabi nereden bilebilirdim, proje yöneticisi olmamdan 1 ay sonra hamile kalacağımı ve ofis dışı işlere gidemeyeceğimi... Sadece çizim yapma görevi olan bir mimar olsam şuan hala çalışıyor olacaktım. Neyse, yani çocuklu bir kadının alabileceği ilk darbeyi aldım. Umuyorum ki doğumdan sonrası için bunu karşıma engel olarak çıkaracak insanlara denk gelmem.

Tabi bir yandan da iyi oldu, daha az stresli, daha çok kendime ve bebeğime vakit ayırabildiğim bir döneme girmiş oldum. Belkide hayatımın tek ve son fırsatı bu, kafamda yapmayı planladığım her şeyi yapabilecek kadar zamanım var artık. Bundan 4 ay sonra emekliliğe kadar bu fırsatım bir daha olmayacak. Hayatımda hem vaktimin çoğunu alan biri olacak hemde iş hayatı olacak. O yüzden bu süreyi güzel bir şekilde değerlendirmem gerekli.

İşsiz sürecin ilk 2 haftası ev işleriyle geçti. Hem hamile hemde ayağı sakat biri olunca 2 günlük işler 2 hafta sürebiliyor böyle=) Neyse ayağım artık epey iyi durumda derken 1 haftadır hastayım bu seferde. Evden çıkmadığım halde nasıl hasta olduğuma anlam veremiyorum. Bebiş benim enerjimi kendine aldığından bağışıklık sistemim güçsüz düşmüş olmalı sanırım=) Olsun, onun için canım feda, yeter ki o sağlıklı gelişsin. Tabi benimde dikkat etmem gerekiyor kendime, ilaç kullanamadığımdan hastalıkta öyle kolay gitmiyor üzerimden. Sürekli nane limon, ıhlamur içiyorum, meyve yiyorum, elimden başka da bir şey gelmiyor.

Bu hafta detaylı ultrasona girdim, bebişimi o kadar yakından görmek çok güzel, ağzı gözü burnu hepsi öyle net görünüyor ki. Detaylı ultrason bebeğin organlarını kontrol etmek için 18-23 hafta arası çekiliyor, beyni,kalbi, omurgası, elleri, ayakları, iç organları, hepsi kontrol ediliyor anormal bir durum varmı diye. Çok şükür hepsi mükemmel, hiç bir sorunumuz yokmuş. Bu hafta bir de tetanos aşısı oldum, 21. haftada tetanos aşısı için sağlık ocağına gitmek gerekiyor. Bir de aşının 2.siz için ekimde gideceğim tekrar. Sağlık ocaklarına hijyen ve ilgi açısından güvenmediğim için kendi hastanemde yapılamaz mı diye sordum doktoruma fakat devlet öyle bir düzenleme getirmiş, aile hekimimizin bulunduğu sağlık ocağında, hamileliğimizin takibini yapan hemşire tarafından yapılması gerekiyormuş. Her sağlık ocağı öyle midir bilmiyorum ama benim hemşirem gerçekten çok şeker ve ilgili birisi, devlet kurumlarının o suratsız, işini severek değil mecburiyetten yaptığı her halinden belli olan tavrı onda yok. Olması gereken de bu zaten. O yüzden şikayetim yok =)


Bebeğimin hareketleri giderek daha da artıyor, henüz bu hareketliliğe alışabildiğimi söyleyemeyeceğim. Çoğunlukla hareket halinde olduğum için oturduğum anda başlıyor tepinmelere, ve bu bazen rahatsızlık verse de çok hoşuma gidiyor. Onun iyi olduğunu hissetmek, içimde canlı birşeyin olduğunu hissetmek beni çok mutlu ediyor. Sürekli karnımı izliyorum, ama hala eşime göstermek kısmet olmadı. Sanki tekme atsın diye beklediğimizi anlıyor gibi, öyle zamanlarda hareketsiz duruyor =) Ama ben hep yakalıyorum tek başımayken, hissedebildiğim için tekmenin ne taraftan geleceğini biliyorum, o tarafa bakıyorum ve hep yakalıyorum, harika bir şey gerçekten.

21. Haftada bebeğimiz ve bizdeki gelişmeler:

*Bebeğimizin boy uzaması duruyor ve kilo alma süreci başlıyormuş
*Artık amniyos sıvısı içinde yüzemediğinden dizlerini kırıp oturma pozisyonu alıyormuş
*Sıklıkla uyuyormuş, nadiren uyanık olacakmış
*Bebeğimizin cildi artık transparanlıktan çıkıp beyazlamaya başlıyormuş
*Karanlık ve aydınlığı artık birbirinden ayırt ediyormuş
*Karnımızdaki gurultuyu, kan kanallarındaki sesi, kalp atışlarımızı duyabiliyormuş
*Gözleri oluşmuş durumda ancak irisi oluşmadığı için göz rengi belli değilmiş
*Rahmimiz göbek deliğinin üzerindeymiş artık, karnımız daha zorluk çıkaracak kadar büyümesede kendimizi daha ağır hissedebilirmişiz. Ağırlık merkezimiz de değişmiş (düşme tehlikesine karşı dikkat edilmesi gereken bir durum olabilir bence)
*Bu dönemde aşerme olabilirmiş ama azar azar yemeye dikkat etmeliymişiz
*Bol vitamin ve kalsiyum içeren besinler tüketmeye çalışmalıymışız
*Bebeğimize zaman ayırmamız tavsiye ediliyor, ona hikaye anlatmak, ona dokunmak hoşuna gidebilirmiş.
*Artan yağ üretimi sivilce oluşmasına sebep olabilirmiş, sivilce hapı kesinlikle kullanmamalıyız, belki temizleyiciler ile bundan kurtulabiliriz.
*Bu dönemde vücut varis oluşumuna yatkın olduğundan, bundan korunmak için mümkün olduğunca spor yapmalı, ayakları havaya dikmeli, sol tarafa yatmalı ve hamilelik çorabı giyebilirmişiz.

13 Eylül 2014 Cumartesi

20. Hafta (3 Eylül tarihli yazımdan)

Çok heyecanlı gelişmeler oluyor =) Yani bunu tabiki ancak hamile olan anlayabilir, belki başkası için küçük bir şeydir. İlk defa tekmesini gözümle gördüm =)) İçimde hep hareketlilik vardı zaten son 1-2 haftadır, ona artık alışmış gibiydim. Ama bugün, gözle görülür hale geldi artık=) Epey hareketliydi, bunda dondurma yemiş olmamın da sanıyorum etkisi vardı. Bebekler tatlı bir şeyler yiyince hareketli oluyormuş diye duymuştum.Çok hareketli olduğunu fark edince karnımı açıp seyretmeye başladım, ve karnımdaki o dalgalanmaları tepecikleri görünce öyle mutlu oldum ki anlatamam. Hemen eşimi aradım bunu paylaşmak için, ona da gösterebilmek için sabırsızlanıyorum. Ama sanıyorum başkalarına göstermek için biraz daha zaman var. Çünkü tekrar o tepeciğin oluşması için epey gözümü karnımdan ayırmadan seyretmem gerekiyor. Benim için hiç sorun değil, o hareketlerini görmek için saatlerce boş boş bakabilirim, o kadar güzel bir şey ki onu hissetmek. Her hareketinde hayal ediyorum, içeride nasıl göründüğünü bacaklarını tekmeleme şeklini... Hayal etmekte güzel tabi ama ona dokunmak, onu sevmek istiyorum ben. Daha bunun için bir bu kadar daha zaman var, yarısına geldik henüz =(

Bunun dışında bu hafta başka bir değişiklik yok, karnım giderek büyüyor, son 2-3 haftada hızlı bir büyüme gösterdi ve artık hamile olduğum epey anlaşılıyor olmalı. Bu hem hoşuma gidiyor hem de beni korkutmuyor desem yalan olur. Aynada kendimi görünce, bunun artık dönüşü olmadığını fark ediyorum, o doğum olayını öyle yada böyle yaşayacağım kafama dank ediyor. Ve işte o zaman beni korku sarıyor. Evet aslında bende doğumdan korkanlardanım, çoğunlukla bunu hiç düşünmeyerek bu korkumu son saatlere ertelemeye çalışıyorum. Fakat karnımın büyüdüğünü ve doğuma doğru ilerlediğimi görünce elimde olmuyor işte. Bir yandan kendimi teselli etmeye çalışıyorum, herkesin başına gelen bir şey olduğunu, her gün binlerce kadının doğum yaptığını, hatta bir kere yapanın 2. hatta 3. kez bile yapmak istediğini, bunun doğanın dengesi olduğunu kendime sürekli söylüyorum. Sonuçta sadece birkaç saat zorluk çekeceğim, sonrasında onu kucağıma aldığımda buna değecektir diye düşünüyorum. Bu şekilde kendimi rahatlatma çabalarıma devam etmeliyim =)

Epeydir ara ara fotoğrafımı çekiyorum buraya koymak için ama bir türlü onları toparlayamamıştım. Nihayet paylaşıyorum artık. Yogada artık her hafta hocama fotoğrafımı çektireceğim, oranın ortamı daha müsait =)



Bu arada yoga gerçekten iyi geliyor. Son günlerde uyku problemim başladı, bileğimin burkulmasıyla da ilgili tabiki. Malesef sağıma yatmakta zorlanıyorum ayak bileğim rahatsız ettiği için. Sırtüstü yatamıyorum kalça ağrımdan ötürü, yüzüstü zaten yatmıyorum  bebişim sıkışmasın diye. Ama sadece sola doğru yatmakta olmuyor tabi, bütün geceyi aynı pozisyonda geçirince tüm kemiklerim ağrıyor bu seferde. Çözüm olarak başımın altına yastık doldurdum, bacaklarımın arasına da minder alıyorum. Biraz işe yarıyor, en azından kısa süreli olarak sırt üstü de yatabilmemi sağlıyor. Ama yine 10 dk.dan fazla o şekilde yatarsam kalçam inanılmaz şekilde ağrımaya başlıyor. Yoganın sonunda derin gevşeme diye bir şey var, orada o kadar güzel kendimden geçiyorum ki. Hocam her tarafıma yastıklar dolduruyor ve minimum ağrıyla kalkıyorum. O 15 dk.lık sürede rüya görecek kadar gevşiyorum =) Yoga hocam o anda fotoğrafımı çekmiş, gerçekten rahat görünmüyor mu=) Benim gibi kalça veya bel ağrısı olanlara tavsiyem, hamilelikte gerçekten çok iyi geliyor bu düzenek.


Evet gelelim bu hafta bebeğimiz ve bizde ne gibi gelişmeler var:

*Bebeğimi bu hafta yaklaşık 16 cm uzunluğunda ve 250 gr civarındaymış
*Bebeğimiz yutkunma egzersizleri yapıyor, ee sindirim sistemi için bunları öğrenmesi gerek =)
*Bebeğimiz dışarıdan gelen çok yüksek sesleri duyabilir. Onunla konuşmalı, hikaye okumalıyız ki sesimizi tanısın. Tabi yüksek sesli tartışmalardan da artık uzak durmak gerek, onu üzmek korkutmak istemeyiz =)
*Saçları ve kaşları çıkmış ufaklığın ancak pigmentleri olmadığı için dede gibi beyazmış
*Bebeğimiz erkek ise testisleri karın boşluğundan torbalara doğru inmeye başlayacakmış. Eğer kız ise, şuanda yumurtalıklarında 6 milyon kadar yumurta hücresi varmış, tabi bunlar giderek azalacaklarmış ve doğum yaptığımızda 1 milyona inecekmiş.
*Bu haftaya kadar 4-5 kilo almış olmak normalmiş, bu haftadan itibaren her hafta yaklaşık yarım kilo alacakmışız.
*Artan kan basıncımız ve bebeğimizin ihtiyacı sebebiyle demir ihtiyacımız daha da artacakmış, bol bol demir içerikli beslenmemiz gerekiyor.Bunun için kırmızı ve beyaz et, soya içerikli besinler, ıspanak, kuru erik, kuru üzüm gibi besinler tüketebiliriz. Gerekirse demir hapı kullanılabilir. Ben doktorumun tavsiyesiyle şuanda kullanıyorum.
*Karnımızda kaşıntı olması normalmiş, karın gerilmesinden kaynaklıymış.
*Sırt ağrıları için giydiğimiz ayakkabı da önemliymiş. Tamamen düz ayakkabı da giymeyin deniyor ancak 5 cm.den fazla topuklu da giymemeliyiz.

19 Hafta

Bebeğinizi neler bekliyor?

Bebeğinizin beyni bu dönemde koku alma, tat alma, duyma, görme ve dokunma algıları için bölümlere ayrılmakta. Bu nedenle bebeğinizle konuşmaya devam edin, ona kitap okuyun veya şarkı söyleyin. Aranızdaki bağı kuvvetlendirmek için denemeye değecektir.
Bebeğinizin bacakları artık nihai oranlarına ulaştı. Ancak doğduğunda kol ve bacaklarının kısa olduğunu göreceksiniz. Bu durum normal olmakla beraber bebeğiniz emekleme döneminden yürümeye geçerken uzayacaktır.

Sizi neler bekliyor?

Özellikle yorulduğunuz günlerde karın alt kısmında ağrılar hissetmeye başlayabilirsiniz. Ağrılarınızın nedeni karnınızı saran bağ dokularının acısıdır. Rahminizi destekleyen bu dokular artan kiloya uyum sağlamaya çalışmaktadır. Ağrılar katlanılamayacak bir şiddette olmadığı sürece endişelenmenizi gerektirecek bir durum söz konusu değil.
Cildinizde yer yer koyuluklar oluşabilir bunların nedeni hamilelikte anlık olarak artan renk pigmentlerinizdir. Bu koyu lekeler üst dudak, yanak veya alın bölgenizde ortaya çıktıysa adına kloazma veya hamilelik maskesi denir. Göğüs uçları, koltuk altları, bacak içi veya cinsel organ etrafınızda da koyu izlere rastlayabilirsiniz. Göbek deliğinden kasık kemiğinize uzanan düz koyu çizgiye linea nigra denmektedir. Bu koyu lekeler doğum sonrası azalma gösterecektir. Bu arada kendinizi güneş ışığından korumalısınız. Güneş kremi, şapka ve kapalı kıyafetler tercih edebilirsiniz. Hamilelik maskesi canınızı sıkıyorsa makyajla kapatmaya çalışabilirsiniz.

Kaynak:Acıbadem Hastanesi

21 Ağustos 2014 Perşembe

18+3 Hafta

Bir süredir ne yazıkki günlüğüme yazma fırsatım olmadı. Önce yoğunluk ve yorgunluk engel oldu, ama yine de ertelememeliymişim, insanın başına ne zaman ne geleceği belli olmuyormuş. 8 gündür yatıyorum=(
3 hafta önce hamile yogasına başlamıştım, geçen hafta Çarşamba günü yogadan çıkışı merdivenden düştüm. Hayatımda hiç daha önce fiziksel olarak bu kadar kötü olmamıştım. Ve bunu da hamileyken yaşamak büyük bir şanssızlık oldu. Ama yine şansım varmış ki bebeğime birşey olmadı. Nasıl olduğunu anlamadım, ne başım döndü diyebilirim ne dikkatsizdim diyebilirim. Sanki bir güç benim düşmem için zorlamış gibiydi, ve neyseki son 3 basamak kalmıştı. Yere düşerken karnımın üzerine düşmemem de büyük şans oldu. Ama ayağa kalktığımda üzerine basamadığımı farkettim, geçici birşey olduğunu sanmıştım fakat geçmedi, eşim kucağında beni götürmek zorunda kaldı. O günden beri evde yatıyorum. Doktor kırık görünmüyor sadece burkulma dedi fakat arka kemik ağrımaya devam ettiği için emar çekilmesi gerekiyor emin olmak için. Hamileliğin 4. ayından sonra emar çekilebiliyormuş, ilaçsız ve bölgesel çekiliyor. Benim içim yine de rahat etmediği için birkaç gün daha bekleyelim dedim, fakat sanırım çektireceğim.

Bu olayla beraber gece uykularım da büyük probleme dönüştü. Karnımdan ötürü yüzüstü uzun süredir yatmıyorum, bebeğime zarar verirse diye. Sırt üstü dersen, kalçamdaki problemden dolayı neyazıkki onu da yapamıyorum. Şimdi de ayağımı burkunca sağ ve sola yatmakta güçleşti, ayağımı yan çevirince ağrıyor çünkü. Gece nasıl yatacağımı şaşırdım, minder desteklerle garip bir şekil veriyorum kendime =)

İşte böyle kötü bir hafta geçirdim, bebişimle de ilgilenemedim can acısından tabi. Yemek düzenim bozuldu, yogaya gidemedim, evde yatmaktan bunalım geçirdim, bebişimle sohbet edemedim... Onu çok merak ediyorum, doktorlar birşey olmamıştır diyor, karnımın üzerine düşsem bile içinde bulunduğu sıvı onu korurmuş, -ki ben kalça üzeri ve hafif düştüm.Ama yine de hem düşmemden ötürü hemde buara beslenme ve psikolojik olarak ona yeterince ilgilenemediğimden içim huzursuz oldu. Normalde 21. hafta renkli ultrason çektirince öyle gidecektim kontrole fakat bekleyemeyeceğimi farkettim, bakalım cumartesi gideceğiz, herşey yolundadır umarım.

Neyse bu konuyu geçelim şimdi. Karnım hala çok belirgin değil, bu normal midir diye düşünüyorum. Yani tabiki bir büyüme var ama sadece yemek fazla yiyip şiştiğim zamanlar belli oluyor. Onun dışında hala hamilelikle ilgili çok belirti yok üzerimde. Sadece, başından beri olduğu gibi sancılarım oluyor arada, ona da alıştım artık. İnsan sebebini bilince sancı mancı vız geliyor =)

Bu hafta bebeğimle ilgili gelişmelere gelelim;
*Bebeğimiz şuanda 15 cm civarında ve 200 gr ağırlığında
*Vücudunda krem benzeri bir madde ile kaplanmış olacakmış ve bu madde onu içeride olabilecek zararlardan korumak içinmiş.
*Beş duyu organı gelişimine devam ediyor ve kulakları da herşeyi işitecek kadar iyi=)
*Parmak izi bile oluşmuş, miniğimizin =)
*Bu dönemde ve sonrasında kramplar olabilirmiş. Bunu engelleyemezmişiz fakat rahat ettirmek için akşamları bacaklarımızı bitkisel yağlar ile ovarbiliriz.
*Ayak ve ellerde hafif karıncalanma ve şişme olabilirmiş
*Kas ağrılarımız olabilirmiş ama ileriki haftalarda geçecekmiş.

Artık hızlı bir şekilde kilo almaya başlayacakmışız. Ve bu da karın ve göğüslerde çatlaklara sebep olabilirmiş. Bunu azaltmak için sürekli bitkisel yağlarla masaj yapmalıyız. Her gün sabah ve akşam krem sürmeye başlamalıyız. Ben 'pregnacare' markanın çatlak kremini aldım, bir süredir onu kullanıyorum. Tabi son bir haftadır bileğimin derdine düşüp onu ihmal ettim. Ama artık düzenli bir şekilde ona devam etmeliyim. Hamilelikte gereğinden fazla kilo almamak için ise bol bol, düzenli şekilde yürüyüş yapmak gerekiyor. Ben yürüyüşe fırsat bulamadığımdan hamilelik yogasına başladım. Gerçekten her hamileye tavsiye ederim. Nefes ve gevşeme hareketleri gerçekten çok iyi geliyor. doğuma kadar devam etmeye çalışacağım. Belki son ay kendi başıma evde devam ederim.

Kendimi toparlayıp biran evvel düzenimi sağlamam gerekiyor, son 1 hafta biraz dağıldım. Umarım çabuk normal hayatıma dönerim, yürüyememek gerçekten çok kötüymüş.

17 Hafta

Bebeğinizi neler bekliyor?

Bu haftada bebeğinizin cilt altı dokusunda yağ depolanması artar ve hızlı kilo almaya başlar. Bu yağ depolanması bebeğinizin ısı regülasyonu açısından önemlidir. Önümüzdeki iki hafta bebeğinizin başında ve vücudunda lanugo (geçici ince tüyler) belirir. Lanugo cildin üzerindeki koruyucu verniksi sıvıyı tutmaya yardımcı olur.
Bebeğinizin kulakları artık başının yanlarında dışarı çıkık olur. Bu ay içinde bebeğiniz yaklaşık 51 mm uzar ve 738 gr olur.

Sizi neler bekliyor?

Hamileliğinizin 17. haftasında bebeğiniz dışarıdan gelen sesleri duyabilir ve tepki verir. Artık onunla konuşmaya başlayabilirsiniz. Emin olun sizi duyacaktır.
En çok önümüzdeki üç ay içinde kilo alacaksınız. Genel olarak 7. Aya kadar haftada ortalama yarım kilo alabilirsiniz. Ancak kilo alımı çoğunlukla düzensiz olacaktır. Yorulmamaya dikkat edin; çünkü bebeğinizin bu ay ki büyümesi kalbiniz, akciğerleriniz ve böbrekleriniz üzerine yük bindirecek.

Kaynak:Acıbadem Hastanesi

16 Hafta

Bebeğinizi neler bekliyor?

Bu hafta bebeğiniz hızlı bir büyüme evresine daha başlıyor. Önümüzdeki hafta içinde boyu ve kilosu ikiye katlanacak. Gözleri ve kulakları yerine geçerkenn ve kafası daha dik duracak. Kafatası ve saç derisi hatta ayak tırnakları bile oluşmaya başlayacak. Daha heyecan verici haber ise minik kalbinin kan pompalamaya başlamış olması. Büyüklüğünü merak ediyorsanız şimdilik bir avokado kadar diyebiliriz.
Bebeğinizin hareketlerini çok az da olsa hissetmeye başlayabilirsiniz; ama hareket olmazsa da paniğe kapılmayın. Çünkü ilk gebeliklerde bu süreç 20. haftaya kadar uzayabilir.
Bu haftada bebeğiniz rahim içerisinde kafasını oynatabilir. Bu hareket bebeğinizin sinir kaslarının gelişiminin başladığına dair bir belirtidir. Bebeğinizin cinsiyet tespiti bu haftada tam olarak belli olabilir. Alışverişe başlayabilirsiniz.

Sizi neler bekliyor?

Hamilelik sırasında normal olarak lökore denilen ince, beyazımsı bir akıntı oluşur.Hamileliğiniz devam ederken bu akıntının fazlalaştığını fark edebilirsiniz. Eğer akıntınız renk değiştirirse (sarı ya da yeşilimtırak olursa), koyulaşırsa, yanma kaşıntı eşlik ederse veya idrara çıkarken ağrı olursa doktorunuzla temasa geçin. Bunlar üzerine düşünülmesi gereken semptomlar olabilir. Öte yandan doktorunuz gerekli görürse üçlü tarama testinizi bu haftalarda yaptırabilirsiniz.
Bu haftadan itibaren kalbiniz hamileliğinize destek vermek için yüzde 40-50 daha fazla çalışacaktır. Genel olarak bu ilave iş yükü problem oluşturmaz; sağlıklı bir kalp artan taleple başa çıkabilir.

Kaynak:Acıbadem Hastanesi

30 Temmuz 2014 Çarşamba

15+2 Hafta

Havalar o kadar sıcak ki... Hamileliğimin ilk aylarına denk gelmesi iyi oldu, şuanda bile dayanamıyorum, sonrasında çok daha zor olurdu herhalde.
Güzel bir bayram tatili geçirdik, ama bebişimi düşünerek hareketlerimi kısıtlamak zorunda olmak biraz engel olmadı desem yalan olur. Ama bu tatil benim için önemliydi, seneye tatil yapabileceğimi pek sanmıyorum. Tatilde ufacık bebeklerin şu sıcaklarda ne hale geldiklerini gördükten sonra, bende sırf tatil yapacağım diye oğluşumu bunaltamam herhalde. Zaten anneler tatilden hiç birşey anlamıyorlar bebekle uğraşmaktan. Bunlara şahit olmak gözümü korkuttu benim, hayatım bundan sonra tabiki aynı olmayacak bunu biliyorum ama önceki hayatımı özlemekten korkuyorum. Tabi artık dönüşü yok, yaşayıp göreceğiz.
15 haftayı doldurduk, 4. ay da neredeyse bitmek üzere, ama karnım sanki hala olması gerekenden küçük gibi geliyor. Hala kendimi hamile değilde kilo almış gibi hissediyorum. Umarım olması gerekenden fazla kilo almam bu süreçte.

Bu hafta bebişim ve ben;

*Bebeğim şuan yaklaşık bir elma büyüklüğüne gelmiş
*Dilindeki tat alma tomurcukları gelişimini tamamlamış ve artık yediklerimin tadını az da olsa almaya başlayabilirmiş
*Gözleri kapalı olmasına rağmen ışığa karşı duyarlıymış. Eğer göbeğimize ışık tutarsak onu farkedebilirmiş
*Kendimizi hala yorgun hissediyor olmamız normalmiş, bol bol dinlenmeli ve egzersiz yapmalıyız. Yürüyüş, yoga, esneme hareketleri daha iyi hissetmemizi sağlayabilir.
*Burun tıkanıklığı daha da artabilirmiş. Bunun sebebi artan hormonlarımızın ve kan akışımızın mukus zarına akmasıymış. Buna hamilelik nezlesi deniyormuş. Maselef son günlerde nem de fazlasıyla arttığı için nefes almakta iyice zorlanır oldum. Bunun açık bol bol temiz hava almak gerekli.


14 Hafta

Bebeğinizi neler bekliyor?

Bebeğinizin fiziksel gelişimi hızla devam ediyor. Hamileliğinizin 14. haftasında bebeğinizin boyu 9 santimetreye, ağırlığı ise 45 grama ulaşabilir. Bebeğiniz su ile dolu bir ortamda olduğu için amnion sıvısını akciğerlere alır ve sonra tekrar ağzından dışarı atar. Bu şekilde solunum egzersizleri yapar. Bebeğinizin boynu uzar, çenesi ve göğsü arasındaki mesafe açılır, ellerini kollarını hareket ettirmeye başlar. Bebeğiniz bu haftada baş parmağını emebilir.
Bu haftanın sonunda kollarının büyüme oranı vücudu ile daha orantılı bir hal alacak. Karaciğeri bu hafta safra üretmeye, dalağı da kan hücreleri üretimine yardım etmeye başlayacak. Bu arada tekme ve dürtmeleri hissetmeniz için henüz çok erken.

Sizi neler bekliyor?

Enerjinizin geri geleceği, göğüslerinizin daha az hassas olacağı ve mide bulantılarınızın neredeyse biteceği ikinci trimesteri karşılıyorsunuz. Eğer şikâyetleriniz hâlâ devam ediyorsa dayanın çok yakında sona erecekler.
Rahminizin üstü kasık kemiğinizin biraz üstüne çıkacak ve bu da karnınızın daha belirgin olmasına yol açacak. Hamileliğinizin belirginleşmesi sizi ürkütebilir, ama sakin kalmaya odaklanın. Bu zamanlarınızın tadını çıkarmaya, planlar yapıp hayaller kurmaya çalışın. Bu dönemde endişelenmeye başlamanız normal; ancak kendinize ve bebeğinize dikkat etmelisiniz.

Kaynak: Acıbadem Hastanesi